Kudüs sonrası İsrail yine dostumuz olur!

“Tarih tekerrürden ibarettir” diye boşuna söylenmiyor. “Mavi Marmara” saldırısı sonrası da “İsrail terörist devlettir” dedik, bugün de… O zaman değişen nedir?

trump israil İsrail kudüs türkiye akp

Kudüs sonrası İsrail yine dostumuz olur!

Kudüs bilindiği üzere üç semavi din için de önemli bir yer. Tarihsel derinliği açısından hem dini, hem siyasi hem de kültürel bazda birçok ülkenin önemle izlediği bir kesişme noktası…

ABD’nin “şımarık çocuğu” Trump çıkıp böyle önemli bir yer için, uluslararası bir konsensüs oluşmadan Kudüs’ü İsrail’in başkenti ilan etti.

Beyaz Saray’ın bu açıklaması sonrası AKP iktidarı sert bir tepki ortaya koydu. İktidar yetkilileri “İsrail terörist bir devlettir” dediler.

Bu ifade bir yerlerden tanıdık geliyor bana açıkçası; bilmiyorum size de geliyor mu?

Mavi Marmara saldırısından sonra ne oldu?

Hatırlanacağı üzere Türkiye, Gazze’ye yardım gemisi (Mavi Marmara) göndermek üzere harekete geçmişti. İsrail de buna tepki göstermiş “yapamazsınız” demişti ve ardından İsrail, gemideki birçok vatandaşımızı katletmişti. Bunun üzerine AKP iktidarı, o günlerde yine coşmuş; bugün olduğu gibi o gün de İsrail’i “terör devleti” ilan etmişti.

Peki sonra ne olmuştu?

İsrail, 20 milyon doları Türkiye’ye cukka edince bir anda her şey süt liman olmuş ve AKP, o gemideki insanlara yönelik “Dönemin başbakanına mı sordunuz oraya giderken?” diye bir açıklamada bulunmuştu ve bir anda İsrail “dost”umuz olmuştu!

AKP’nin dış politikası tam anlamıyla bir fiyasko!

Suriye’de ne yaptığını bilmeyen iktidarın, İsrail konusunda da kafası oldukça karışık, net bir tutumu yok ve siyasi konjonktüre göre tavır alıyor! Tabiri caizse ne yaptığını bilmiyor!

Cumhurbaşkanı Erdoğan 2016 yılının Eylül ayında ABD’ye gitti ve orada İsrail’i, ‘İsrail’ yapan Yahudi kuruluşları ile bir görüşmede bulundu!

Tam bir yıl sonra; 2017 yılının Eylül ayında yine ABD’ye giden Cumhurbaşkanı yine bu Yahudi kuruluşlarının temsilcileri ile görüştü! Görüşme basına kapalı yapıldı ve 40 dakika sürdü…

İsrail’e bugüne kadar birçok Arap Devleti ortak tepki göstermiştir. Hele biri var ki, Mısır’ın “efsane”si diyebiliriz: Devrimci, sosyalist Cemal Abdülnasır. Sadece sözlü değil, aynı zamanda İsrail’e karşı savaşı dahi göze almış, bu savaşa girmiştir! 1967 yılında “6 Gün Savaşı”nda İsrail’e yenilmesine rağmen sadece Mısır’da değil, Ortadoğu’da “efsane” olmuştu…

İsrail bugün olduğu gibi o günlerde de topraklarını genişletmenin peşindeydi; ki bugünden sonra da bu politikası devam edecek! Çünkü, bilindiği üzere adamların “Nil’den Fırat’a kadar…” tarihin getirmiş olduğu politikaları var! Yani bizim gibi günlük bir politika üretmiyorlar!

Mısır lideri Nasır gibi İsrail’i sevmeyen biri daha vardı. O da İran’ın lideri Humeyni‘ydi. Bakın, Humeyni 1980’li yılların hemen başında İsrail için ne diyor:

“Bu kanserli ur (İsrail) Kudüs ve Lübnan’dan çekilmeyecek, Irak ve Mısır’ı felakete sürükleyeceklerdir”

Humeyni’nin bu açıklamasından yıllar sonra Irak’ta neler olduğunu gördük! Mısır askeriyesinin ise ABD’den milyarca dolar aldığını bilmeyen yok artık!

Yani adamlar, Kudüs için bugün değil, 70 yıldır; daha da öteye gidersek 1897 yılında İsviçre’de, İsrail’in kurulması için yapılan toplantıya kadar geriye doğru bir süreci görebiliriz…

Adamlar böyle uzun bir yoldan gelirken, biz de AKP ile ancak bizim ahalinin gazını almak için İsrail’e daha çok “terörist” deriz ve sonra yine daha çok “dost” deriz!

Hükumet Mavi Marmara tazminatını ailelere vermedi!

Kişioğlu, zıt düşüncelere sahip kişilerle tartışmayı seven ve her olaya bilimsel olarak yaklaşıp, olaylara septik yaklaşmaktan kaçınmayan biridir. Olayları derinlemesine incelemeyi ve yanlışın ortaya çıkarılıp doğruya nasıl ulaşılacağı konusunda fikir üretilip bunun üzerinden felsefe yapılmasını arzulayan biridir. Etik, ahlaki ve hukuki sınırları aşmadan herkesin, her ortamda eleştirilmesi taraftarıdır. Dogmatik düşüncelerden uzak; sormayı, sorgulamayı kendisine görev edinmiş ve bunun çabası içerisindedir… Her türlü bilgi alışverişine açık; farklı görüşlerin çarpıştıkça büyüyebileceğine ve kolektif düşünsel ürünlerin ikamesinin de olabileceğine inanmakta; halk için, halk yararına olan her şeyin de yanındadır…