Rutenyum 106: Radyasyon yüklü bulutlar

İnsan sağlığı açısından tehlikeli (Rutenyum-106) radyoaktif izotop maddesini içeren bulutlar, İstanbul ve Trakya bölgesinin üzerinden geçerek Avrupa’ya ulaştı.

Rutenyum 106: Radyasyon yüklü bulutlar

İlk olarak Eylül sonunda Fransa’da tespit edilen, Avrupa’nın pek çok ülkesinde ve Türkiye’de de korkuya yol açan Rutenyum 106 yüklü bulutlar ilk kez tek başına 2017 Eylül sonlarında Fransa’daki IRSN (Radyasyondan Korunma ve Nükleer Güvenlik Enstitüsü) tarafından dünya kamuoyuna duyurulmuştu.

Radyasyon yüklü bulutları Türkiye Atom Enerjisi Kurumu, Çekmece Nükleer Araştırma ve Eğitim Merkezi eski Müdür Yardımcısı ve Radyasyondan Korunma ve Sağlık Etkileri konusunda Uzman Radyobiyolog Dr. Deniz Öner’e sorduk.

Röportaj: Dr. Deniz Öner

Rutenyum 106 nedir?

Rutenyum 106 çeşitli amaçlarla kullanılan radyoaktif bir maddedir.

Dr. Deniz Öner - Serpil Çavuşoğlu
Dr. Deniz Öner – Serpil Çavuşoğlu

Rutenyum 106 maddesinin insanlığa faydası var mıdır?

Evet, özellikle vücut içerisine yerleştirilerek belirli tümörlerin radyasyonla tedavisinde (brakiterapi) kullanılmaktadır. Örnek olarak; göz tümörlerinin tedavisini verebiliriz.

Rutenyum 106’nın daha önce nükleer santrallerden diğer nükleer radyoaktif maddelerle birlikte havada salınımı tespit edilmiş, ancak tek başına salınımının daha önce gözlenmediği söylenmektedir, bu konudaki görüşlerinizi alabilir miyim?

Evet, nükleer santrallerden kaza ile salınan birçok radyoaktif madde arasında Rutenyum da bulunmaktadır. Ancak burada tespit edilen Rutenyum 106 yanında diğer radyoaktif maddeler bulunmamaktadır.

İlk kez tek başına tespit edilmiştir. Bu da bize nükleer reaktör dışında bir tesisten, özellikle Rutenyum üretimi yapan bir tesisten salınmış olabileceğini düşündürmektedir.

radyasyon yüklü bulutlar rutenyum çernobil rusya

Şu ana kadar herhangi bir ülke veya tesis böyle bir kazayı üstlenmediği için ilk ölçümlerin alındığı andan itibaren meteorolojik şartlara göre ve diğer Avrupa ülkelerindeki tekrarlı analizlerin sonuçları da bir araya getirilerek bir modelleme/ simülasyon yapılarak bu radyoaktif maddenin nereden gelmiş olabileceği; ne kadar süreyle ve ne miktarda salınmış olabileceği aydınlatılmaya çalışılmıştır. Bu haritaya göre ülkemizde az miktarda da olsa etkilenmiş görünmektedir.

Bahsedilen Rutenyum 106’nın nereden salınmış olduğu ortaya çıkmış mıdır?

Resmi olarak onaylanmamış olsa da simülasyona göre kaynağının Volga ve Ural dağları arasında bir bölge olduğu tahmin edilmektedir.

radyasyon yüklü bulutlar rutenyum çernobil rusya

Tam bir açıklama yapılmaması vatandaşlarımızın gökyüzünde gördüğü yoğun bulutlardan korkmasına neden olmuştur. Gördüğümüz bu yoğun bulutlardan korkmalı mıyız?

Havada gözle görülmese bile pek çok partikül mevcuttur ve bunların taşınmasını sadece bulutlarla bağdaştırmak doğru değildir. Çeşitli meteorolojik olaylarla bu partiküllerin havadaki yoğunlukları değişilebilir ve uzak mesafelere taşınabilirler. Kar, yağmur ve benzeri doğa olayları ile yer yüzüne inebilirler. Bu durum Rutenyum için de geçerlidir.

radyasyon rutenyum 106 etki haritası
Rutenyum 106 etki haritası

Bahsedilen Rutenyum 106’nın meteorolojik olaylarla bize ulaşmasının etkisi ne olacaktır?

Fransa’daki IRSN (Radyasyondan Korunma ve Nükleer Güvenlik) Enstitüsü ve tüm Avrupa’da Ekim ayının ortasından sonra yapılan ölçümlerde Rutenyum 106 tespit edilmemiştir.

Yani korkulacak bir şey yok mu?

Zaten Eylül sonu ve Ekim başı yapılan ölçüm seviyeleri de çok düşük olduğu için herhangi bir zarar beklenmiyordu. Dolayısıyla şu an ölçümlerde rastlanmadığına göre yağmur, bulut, kar gibi dünyanın en güzel doğa olaylarından kaçmamızın herhangi bir anlamı asla yok.

“Türkiye Atom Enerjisi Kurumu tarafından bilgilendirme yapılmalı”

Yetkililerin açıklama yapmamaları ya da gecikmeleri belki çok daha büyük zararlar vermektedir. Bu konu hakkında siz ne dersiniz?

Maalesef radyasyon ve radyasyon kazaları hakkında halkın doğru ve zamanında bilgilendirilmemesi halkın yöneticilere güven duymamasına neden olmaktadır. Global bir dünyada herhangi bir olayı gizlemek mümkün olmadığına göre bunun anlamı da yoktur. Bu yüzden halkın en kısa sürede yetkili otoriteler tarafından ve özellikle TAEK (Türkiye Atom Enerjisi Kurumu) tarafından bilgilendirilmesi büyük önem taşımaktadır. Ayrıca bir kazanın anında duyurulması uzak ülkelerde önlem alınması ve olası zararların en aza indirilmesi, gelecekte benzer durumların yaşanmaması için dersler alınması açısından çok önem taşımaktadır.

***

Evet değerli dostlar! Hepimizin merakla beklediği açıklamalar ne yazık ki yetkili kişiler tarafından henüz yapılmamıştır. Bu sebep dolayısıyla görsel ve yazılı medyada gün geçtikçe bir panik havası oluşmaktadır. Beklediğimiz açıklama gelene kadar halkımızı bilgilendirmek amacıyla yaptığım bu röportajda, konu ile ilgili uzmanımızın açıklamaları şahsi olarak beni çok rahatlattı. Dr. Deniz Öner’e verdiği değerli bilgiler için teşekkür ediyor ve röportajımızı onun çok beğendiğim bir sözü ile kapatıyorum:

“Yarım bir gerçek bütün bir yalandan daha tehlikeli olabiliyor, hele ki hangi yarımın gerçek olduğuna dair yeterli kanıta sahip değilseniz.”

Biyografi: Dr. Deniz Öner

İ.Ü. Radyobiyoloji ve Sağlık Fiziği Araştırma ve Uygulama Merkezinde; Deneysel Onkoloji, Tümör Biyolojisi, Radyoloji ve Radyoterapi konularında Yüksek Lisans bitirdi.1984-1987 yılları arasında Genel Biyoloji Araştırma Görevlisi olarak İstanbul  Üniversitesinde görev yaptı.

1988-2011 yılları arasında TAEK, Çekmece Nükleer Araştırma ve Eğitim Merkezi’nde araştırmacı ve  Müdür Yardımcısı olarak idari görevlerde bulundu.Kromozom Aberasyon Analizi yöntemi ile  Biyolojik Doz Analizi konusunda doktora tezi sahibi  ve Türkiye’nin ilk Biyolojik Doz Tayini laboratuvarının kurucularındandır.

Radyobiyolog Doktor olarak; radyasyonun sağlık üzerine etkileri konularında yurt içi ve yurt dışında çok sayıda kurs, seminer, konferansa katıldı. Karadeniz Bölgesinde Çernobil’in Etkileri konusunda Sağlık Bakanlığı, Kanser Daire Başkanlığı ile proje yürüttü. Radyasyon kazalarının tanı ve tedavisi konusunda, doktorlara yönelik bir de çeviri kitabı bulunmaktadır.
Emeklilik sonrası Hasta ve Hasta Yakını Derneklerinde, Kadıköy Kent Konseyi Sağlık/Eğitim, Kültür Sanat ve Tüketici Hakları Komisyonunda  gönüllü olarak çeşitli kademelerde görev almıştır. Radyasyondan Korunma Derneği bünyesinde İş Güvenliği Uzmanları ve İş Yeri Hekimlerine radyasyon hasarlarının tanınması konusunda eğitimler vermektedir. Tüketici Sorunları Derneği (TÜSODER) Genel Başkanı ve Sağlık ve Gıda Komisyonu başkanlığını yürütmektedir.

Marmara Üniversitesinde kısmi zamanlı olarak “Radyasyon Güvenliği Kültürü” seçmeli dersini vermektedir. İş sağlığı ve Güvenliği C sınıfı uzmanlık, MEB Eğiticilerin Eğitimi sertifikası, Kriz Yönetimi, Toplam Kalite Yönetimi konularında çok sayıda eğitim ve uzmanlık belgesine sahiptir.

açıklanamayan tuhaf doğa olayları

Açıklanamayan tuhaf doğa olayları

1973 İstanbul doğumluyum. Çalışma ve ilgi alanlarımı sınırlamam pek mümkün değildir. Kimi zaman kalemim bana sırdaş olmuş, kimi zaman toplumun faydasına olan cümleleri dökmüş, kimi zaman da toplumun yaralarına dokunarak dile gelmiştir. Kalemi kullanırken en keyif aldığım taraf ise "sessizin sesi" olabilmektir. Yeri geldiğinde bir taşın sesi, yeri geldiğinde bir kedinin serzenişi, yeri geldiğinde konuşamayan engelli bir çocuğun dili, yeri geldiğinde ise bir saç örgüsünü dile getirebilmek en keyif aldığım şeylerden biridir. Hayatın her alanında gönüllü olarak faaliyet göstermekteyim. Bağımlılık ile mücadele, kadın ve çocuk istismarına karşı destek, eğitime katkı amaçlı kütüphanaler kurulması, yardımlaşma derneklerinde faaliyetler, tüketicinin her tür hakkı (sağlık, hukuk...) üzerine destek çalışmaları, kültür sanat projelerine koçluk, danışmanlık, tutuklu çocukların topluma kazandırılması amaçlı eğitim organizasyonları, kan bağısı, organ bağışı, ilik bağışı üzerine organizasyonlarda koordinatörlük, özel eğitim öğretmeni olmam sebebiyle engelli çocuklarımızın ailelerine danışmanlık, okullarda çocuklarımızın yardımlaşma güdüsünü pekiştirme amaçlı seminerler ve sayamayacağım daha pek çok alanda, neredeyse hiç durmadan yıllardır gönüllü olarak faaliyet göstermekteyim. Bu alanlarda hakkıyla faaliyet gösteren kurumların yanında bulunmanın yanısıra, mağdurların şahsen yanında istikrarla olabilmenin de güzelligini yaşayabilenlerdenim. Yönetiminde ya da genel kurulunda faaliyet gösterdiğim derneklerde doğru ekip çalışması ile "olmaz" denilenin aslında ne kadar kolaylıkla olabileceğini yaşayanlardanım. "Şunun uzmanıyım, bunun uzmanıyım" demek elbet güzel, ben direkt sahaya dalarak takım çalışmasına hızla uyum sağlayarak, iş ve zihin gücünü sergileyerek faydalı olmaktan keyif duyanlardanım. 1998 doğumlu dünya tatlısı, mutlu mu mutlu, sevimli mi sevimli, şamatacının teki olan zihinsel engelli Cansın adında bir oğulun annesiyim. Onun bana öğrettiklerinin arasında "sessizliği dinleyebilmek" en değerlilerinden biridir diyebilirim. İnsanoğlunun değer biçilemeyecek kadar değerli olan, ne kadar çok şeye sahip olduğunu unutmadan yaşamak ve bunu unutanlara da hatırlatabilmenin gururunu yıllardır şahsen yaşayanlardanım. Ailem olan İndigo'ya duyduğum sevgi, saygı ve sadakat 1 Ağustos 2011'de başladığım andan itibaren hiç bitmeden devam etmektedir. İndigo aileme ve siz okuyucularıma sonsuz sevgi, saygı ve teşekkürlerimi gönderiyorum. Ben 1 Ağustos 2011'den beri: Yazdım, yazıyorum ve yazacağım! Çocukluğumdan beri insanlık için çalışmalar: Yaptım, yapıyorum ve yapacağım! Daima huzurla kalmanız dileğimle...