Afrin Zeytin Dalı Harekatı ile Rusya’nın dört kazanımı

Zeytin Dalı Harekatı ve Afrin’deki gelişmelerin sahada nasıl yaşandığını hepimiz biliyoruz. Fakat kapalı kapılar ardında ve diplomatik alanda nasıl gelişmeler yaşanmakta? Suriye’deki iç savaş üzerine geniş bir stratejik perspektiften Afrin’e yapılan operasyon nasıl yorumlanabilir?

Afrin Zeytin Dalı Harekatı ile Rusya dört kazanımı

Zeytin Dalı Harekatı ve Afrin’de Yaşananların Suriye’deki Yansımaları

Başlangıç: Zeytin Dalı Harekatı

Zeytin Dalı Harekatı’nın başlaması ile birçok ağızdan farklı sesler yükseldi. Türk medyası operasonun başlamasına gerekçe olarak Türkiye ile Rusya arasındaki yoğun diplomasi trafiğinin sonuç vermesini gösterdi. Operasyonun başlamasını takiben Rusya tarafından gelen farklı açıklamalar kafaları karıştırmıştı. Endişe ifade eden açıklamaların operasyon başlamadan önce ve başladıktan sonra Suriye yönetimi tarafından dile getirilen “Türk jetlerinin vurulması” tehdidi ile aynı denklemde incelenmesi gerektiğini düşünmekteyim. Afrin Operasyonu başlamadan önceki YPG/PYD-Rus ilişkilerine bir göz atmakta fayda var.

Rusya-YPG/PYD ilişkileri

Deir ez Zor taarruzu ile karşı karşıya gelen SAA/Rusya ve SDF/YPG ilişkileri, bir süredir gergin bir ip üzerinde. Rusya ve Esad’ın defalarca petrol sahalarının yönetiminin Suriye hükümetine devredilmesini teklif etmelerine rağmen; ABD desteğini arkasında bulunduran SDF/YPG bu teklifleri defalarca reddetmişti. Bunun sonucunda da Menbiç ve Tel Rıfat gibi yerlerde gözlemlenen Türkiye ve muhalifleri dengeleme politikası üzerine kurulu YPG-Rus ortaklığı duraksama noktasına gelmişti.

Suriye’de ortak çıkarlar üzerine en büyük kırılma noktaları olarak Deir ez Zor operasyonları ve paylaşılamayan topraklar ön plana çıkmakta. Ayrıca Kamışlı’daki YPG-Rejim çekişmesi de stratejik olarak bir pürüz olmaktan öteye gidememekte. YPG/PYD’nin sahada güçlü olduğu bir Suriye’nin kendi çıkarlarına ters olduğunu taktik gelişmeler sonucunda kavrayan Rusya ise “carrot and stick” şeklinde bir strateji benimsemeye karar verdi.

Rusya’nın dahice hamlesi

YPG/PYD’nın çıkarlarının garantörünün sadece ABD olamayacağını belirtmek için kullanılabilecek olan en etkili koz; diplomatik destek ve hava şemsiyesi korunması olmayan bir saldırı karşısında YPG/PYD’nin düşeceği zor durumu idrak etmesi olacaktı. Fırat Kalkanı Harekatı başlangıcından beri gündemde olan olası Afrin harekatı ve sınırda 1 senedir yapılmakta olan yığınak ise Rusya için harika bir fırsat olarak değerlendirilebilirdi.

Uzun süredir İdlib üzerinden Türkiye ile gizli bir pazarlık içinde olan Rusya ve Esad’ın, az önce belirttiğim “çaresizlik farkındalığı” yaşaması için YPG/PYD’ye karşı Türkiye’ye Zeytin Dalı Operasyonu için yeşil ışık yakılması karşılığında İdlib’in güneyindeki stratejik noktalardan muhaliflerin çekilmesi şeklindeki bir anlaşmaya varmaları kuvvetle muhtemel.

Benzer iddialar sahada birçok kaynak ve stratejist tarafından yapılmıştı. Burada diplomatik olarak bakıldığında dahice bir hamle gözükmekte. Ruslar bir taşla neredeyse dört kuş vurmuş oluyor. Gelin bu dört kuşun ne olduğuna kapsamlıca bakalım.

Leopard 2A4 tankları Afrin içerisinde ilerlemekte

1. Kazanım: Türkiye ile daha samimi ilişkiler

Zeytin Dalı operasyonuna yeşil ışık yakılması, Suriye konusunda Türkiye ile Rusya’nın daha yakın çalışmasına zemin hazırladı. Türkiye ve Rusya tarafından yapılan açıklamalarda özellikle Suriye’de ortak çalışma niyeti defalarca belirtildi. Diplomatik olarak masada Türkiye’nin de bulunduğu bir çözüm yolu bulunması, muhalifler ve hükümet arasında daha sağlıklı müzakereler sağlanmasına katkıda bulunuyor.

Sochi Görüşmeleri’nin Afrin operasyonu ile önemini kaybedeceği düşüncesine katılmıyorum. Belki Sochi bu olayın gölgesinde kalabilir ancak ABD’den uzaklaşan bir Türkiye’nin diplomatik olarak Rusya’ya getirisi, Sochi sonrası girişimlerde mutlaka sonuçlara büyük etki yapacaktır. Afrin için Suriye havasahasının Türkiye’ye açılması ile operasyon daha da kolaylaşmış, Türkiye’yi geri adım atamayacağı bir noktaya getirmiştir.

2. Kazanım: NATO içerisinde karışıklık çıkarılması

Bu başlıkta ikincil olarak ise Türkiye ve YPG/PYD arasında direkt çatışma ortamının yaratılması, Türkiye-ABD ve Türkiye-NATO ilişkilerine büyük darbe vuracaktır. Rusya bu potansiyeli değerlendirerek akıllıca bir hamle yaptı ve azılı düşmanı NATO/ABD ittifakında çatırdamalara sebebiyet verdi. NATO’nun Rusya’ya karşı jeopolitik olarak belki de en önemli partneri olan Türkiye’nin Rusya ile yakınlaşmasının yansımaları NATO için hiç de hoş olmayacaktır. Buna iki NATO müttefiğinin sıcak çatışma riski içerisine girmesinin de eklenmesiyle NATO’ya yönelik tehdidin derinliği artmakta.

Üniformalarında YPG sembolünü taşıyan ABD Özel Kuvvetler askerleri oldukça tepki çekmişti

3. Kazanım: YPG/PYD’nin çaresizlik kıskacına itilmesi

Rusya’nın rızası olmayan hareketlerde bulunan terör örgütü YPG/PYD’nin karşısında Suriye hükümeti ve Rusya tarafından durdurul(a)mıyan bir Türk saldırısının Kuzey Suriye ve sözde Rojava’da yaratacağı instabilitenin etkileri tamamen Rus kazançlarıyla örtüşmekte. NATO müttefiki ile doğrudan çatışmaya girmeyi göze almayan ABD’nin desteğini göstermeyeceği bir Afrin operasyonu, YPG/SDF arasında ABD’ye olan güvenin sarsılmasına ve Rusya’nın öneminin farkına varılmasına sebep olacağını düşünmek gayet doğru olacaktır.

Hali hazırda Pentagon, Afrin’e gidip oradaki YPG unsurlarına Türkiye ile çatışmalarına destek verme niyetinde bulunan SDF bağlantılı grupların “partner statülerini” kaybedeceklerini ve hiçbir destek görmeyeceklerini resmi açıklama ile ifade etti. Deir ez Zor taarruzu öncesinde ve sonrasında Rusya tarafından hizaya getirilemeyen YPG/PYD’ye verilecek bu güçlü mesaj ile gelecekte yaşanacak anlaşmazlıklarda Rusya ve Suriye hükümeti daha avantajlı konumda bulunacaktır. Kısaca Türkiye ve Afrin operasyonu, Rus bloğu tarafından bir kart olarak YPG/PYD’ye karşı kullanılacaktır.

Afrin’e yapılan Zeytin Dalı operasyonu öncesi Rusya ve YPG/SDF arasında tartışmalı bölgelerin ve Afrin’in Suriye hükümetine teslimi konusunda diplomasi trafiği yaşandığı belirtilmişti. Rusya özellikle Deir ez Zor’daki petrol sahalarının teslimini talep etmiş, ve teklif reddedilmişti. Bunun hemen ardından Zeytin Dalı Harekatı’nın başlaması YPG/PYD’de politik ve diplomatik olarak şok etkisi yarattı. Paralize olan sözde Rojava politik iradesi, umduğu uluslararası desteği de görememenin etkisiyle harekatın ikinci gününden itibaren Rusya ve Suriye hükümeti ile pazarlık masasına tekrar oturdu.

Suriye hükümetinin hava savunma sistemi kartını defalarca ortaya sürüp hala kullanmamış olması, görüşmelerde hala kapsamlı bir anlaşmaya varılmadığını gösteriyor. Buradan benim beklentim, Afrin’in kayıtsız şartsız rejim güçlerine teslimi olabilir. Afrin konusunda anlaşılmaz ise, Afrin örneğinin ortaya sürülmesi ile Türkiye’nin olası operasyonlarına karşılık Menbiç ve Haseke gibi bölgelerin rejim güçlerine teslimi beklenebilir. Burada bir şart olarak da YPG/PYD/SDF kontrolündeki yerlerde resmi kurumların Suriye hükümeti temsilcilerince çalıştırılmaya başlanması olabilir. Buradan bağlantılı olan 4. kazanıma devam edeceğiz.

afrin zeytin dalı harekatı kazanımları

4. Kazanım: Türkiye’nin sahadaki gücünün kısıtlanması ve muhaliflerin güçlenmesinin engellenmesi

Afrin’in rejime devrini düşünecek olursak, YPG/PYD’nin sahadan askeri olarak çekilmesi ve mevzilerin/şehirlerin SAA’ya devredilmesi; Zeytin Dalı Harekatı’nın fiilen durması demektir. Harekat manifestosu olarak “terör hedeflerinin etkisiz hale getirilmesi” gerekçe gösterilirken, Afrin’de terör unsuru kalmaması ve rejimin yönetimi devralması/yönetime ortak olması operasyonun uluslararası geçerliliğini kaybettirecektir.

Bu senaryo göz önünde bulundurulursa, Rusya’nın Türkiye ile iyi ilişkilerini geliştirememesi ve Suriye-Türkiye arasında resmi kanalların tekrar açılmasının engellemesi mümkün. Bu sebepten ötürü aynı kartın Kuzey Suriye’de diğer yerlerde uygulanması daha muhtemel. Belirli bölgelerin tekrardan hükumete teslimi ile Suriye’de bölücü bir PKK/PYD/YPG terör devleti oluşması aslında Rusya tarafından engellenmiş olacak; bunun sonuçlarından birisi olarak da diğer kazanımlarla da bağlantılı “ABD’nin Suriye’de uzun süre kalma hayalleri” ve IŞİD’e karşı stratejik müttefikinin güvenilirliğini kaybetmesi olarak yansıyacaktır.

Türkiye’nin güvenli bölgeler oluşturma çabalarından dolaylı olarak faydalanması beklenen muhalifler ise, bu stratejinin en büyük mağdurlarından biri olacaklar. Sahadaki etkilerinin minimuma düştüğü bu günlerde yayılma ve masada ellerini güçlendirme ihtimalleri de sıfıra yaklaşıyor olacak. Sonuç olarak, savaşın sahadaki gidişatında da masadaki ilerleyişinde de Rusya avantajlı duruma geçecek.

afrin zeytin dalı harekatı kazanımları

Bu kazanımlarda çok kapsamlı bir taktik ve stratejik deha gözükmekte. 1. ve 4. kazanımların çeliştiğini düşünenler olacaktır. Hem Türkiye ile iyi ilişkiler için adımlar atıp hem de Türkiye’nin stratejik kazanımlarını engelleyen hamleler nasıl olur da birlikte yürütülebilir. Cevap oldukça basit: Bu iddialar uluslararası ilişkilerde tartışılamayacak kadar derin ve pratik hamleleri içeriyor. Rasyonel münazara sınırları dahilinde diplomatik olarak bu meselelerin ilişkilere yansımasını beklemek yanlış olacaktır. Komplo teorileri ile diplomasi yapılmaz cevabını kimse duymak istemez.

Son olarak da Zeytin Dalı harekatı ile Afrin’de Türkiye’nin köşeye sıkışıp elinin boş dönmesinin sağlanması Rusya için bir intikam hamlesi olarak da okunabilir. Rus uçağının düşürülmesi ve Büyükelçi Karlov süikastleri karşılığında sessizliğini koruyan Rusya, Afrin’in rejime teslimini “adil bir cezalandırma” olarak Türkiye’ye karşı kullanması çok da şaşırtıcı olmaz.

afrin zeytin dalı harekatı kazanımları

Türkiye, sınırlarına olan güvenlik riskinin YPG/PYD’nin silahlarından arındırılana kadar azalacağına inanmayacaktır. Bu daha uzun vadede Suriye-Türkiye karşılaşmasına sebebiyet verebilir. Rusya bunu dikkatlice düşünmelidir.

YPG unsurları tarafından rejim kontrolündeki bölgelerden Türkiye’ye taciz yapılmasına angajman kuralları gereği karşılık verilecektir ve bu tehlikeli sonuçlar doğurabilecek bir senaryodur.

Şimdi diyeceksiniz bu yazıya Afrin’de başladık ama şu an nerelere geldik? Afrin bu uzun savaştaki cephelerden sadece birisidir. Büyük bir strateji içerisindeki taktik bir hamledir. Sebepleri ve yansımaları dikkatlice incelenmelidir. Ben de elimden geldiğince kendi perspektifimden yaşananları sizlere aktarmaya çalıştım. Umarım bir fikir verebilmişimdir.

Ön Not: Yazı 25 Ocak 2018, Perşembe gecesi yazılmıştır. Sahadaki değişimleri bunu göz önüne alarak değerlendiriniz.

Kritik önemdeki Burseya Dağı ele geçirdi

Alican YILDIZALP, 6 Haziran 1994 tarihinde İzmir’de dünyaya gelmiştir. Çocukluk yaşlarından itibaren bilim, teknoloji, uzay ve diplomasiyle ilgilenen Alican; ilkokul ve ortaokulu İzmir’in Selçuk ilçesinde okumuştur. Lise eğitimini Tire Anadolu Öğretmen Lisesi’nde devam ettiren Alican, Yaşar Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü’nü kazanarak üniversite hayatına başlamıştır. Üniversite hayatı boyunca çeşitli ulusal ve uluslararası konferanslara katılmış ve diplomasi bilgilerini genişleterek uluslararası ilişkiler üzerine olan ilgisini devam ettirmiştir. Model Birleşmiş Milletler faaliyetleri ile ilgilenen Alican, Yaşar Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Topluluğu’nun da kurucusu ve ilk başkanıdır. Stajını Brüksel TÜSİAD AB Daimi Temsilciği’nde yapan Alican; lisans öğrenimi boyunca Türk dış politikası, enerji politikaları, uzay politikaları, uyuşmazlıkların çözümü, savunma politikaları, bölgesel çalışmalar, uluslararası organizasyonlar ve küreselleşme üzerine çalışmalar gerçekleştirmiştir. Onur öğrencisi olarak Yaşar Üniversitesi’nden mezun olan Alican, Yüksek Lisans için Maastricht Üniversitesi Sürdürülebilirlik Bilimi ve Politikaları bölümüne tam burs ile davet edilmiştir. Yüksek lisansını bitirmiş bulunan Alican; savunma ve güvenlik politikaları, siyaset, çevre politikaları, sürdürülebilirlik, innovasyon politikaları ve bilim ve teknoloji politikaları üzerine çalışmaktadır. Tezini ise 3 boyutlu yazıcıların geleceği üzerine yazan Alican; boş zamanlarında yemek yapmak, fotoğrafçılık, seyahat, dış politika analizi ve savunma sanayii incelemeleri gibi faaliyetlerde bulunmaktadır. En büyük hayali ise dünyayı değiştirebilecek bilimsel ve teknolojik çalışmalara katkıda bulunabilmektir.