Çoklu kişilik bozukluğuna örnek bir film: Split (Parçalanmış)

Genellikle tıp dilinde dissosiyatif kimlik bozukluğu, çoğul kişilik olarak da bilinen bir rahatsızlıktır. Bir kişide birden fazla kişiliğin, kimliğin olması halidir. Normalde tekil ve bütüncül olan zihnimiz bölünerek çoğul ve parçalı hale gelir. Bu da bilincin kendilik algısını ve hafızasının bütünlüğünün kaybolmasına yol açar.

Çoklu kişilik bozukluğuna örnek bir film: Split (Parçalanmış)
Çoklu kişilik bozukluğuna örnek bir film: Split (Parçalanmış)

Çoklu kişilik bozukluğu

Tek tip olmadığı gibi hafiften ağıra doğru da giden farklı formları vardır. Bu rahatsızlığı yaşayan kişiler zihinlerinde kendileri ile konuşan sesler duyarlar. Bu sesler dışarıdan kulağa gelen sesler şeklinde olmayıp, bir iç diyalog yani iletişim şeklindedir. Normal şartlarda insanlar zihnin içinde diyalog şeklinde iç konuşmalar yaşamazlar.

Meseleleri muhakeme ederler, farklı olasılık ve senaryoları düşünürler. Bu muhakeme hali tamamen normaldir. İç ses, bir meseleyi düşünürken kendimize ait düşünme ve muhakemeden farklıdır. İki ayrı kişinin karşılıklı diyaloğu gibidir. Genellikle de yıllardır vardır ve tüm gün boyunca devam eder. Bir diğer belirti şekli, hafıza ile ilişkilidir.

Bu rahatsızlığı yaşayan kişilerde gün içinde dalıp gitmeler, hatırlanmayan zaman aralıkları ve aşırı hayal kurmalar sık görülür. Aynı zamanda hayat öyküsünü 5-6’lı yaşlardan bugüne kadar kesintisiz hatırlamada bariz zorluklar yaşarlar. Belirli yıllar sanki film şeriden de kopmuştur. Son belirtisi ise, duygu ve davranışlardaki ani ve hızlı değişimler ile ilgilidir.

Bu rahatsızlıkta zihnin bölünmesi ile oluşmuş ayrı bir benlik kazanmış zihin organizasyonları olan Alter adıyla nitelendirilir. Her bir alter ayrı bir kişilik / kimlik demektir. Alter kişilikler yaş, cinsiyet, yetenek, duygular ve davranışlar açısından birbirlerinden farklı olabilir. Bu alterlerden hangisi ön plana çıkarsa, kişinin davranışları bu alterin özellikleri ile uyumlu hale gelir.

Örneğin öfkeli bir alter kişilik ön plana çıktığında, kişi aşırı bir öfke davranışında bulunabilir. Kişi o sırada bu öfkeyi sanki kendisi değil de bir başka kişi yapıyormuş gibi hisseder. Çocuk kişilik devreye girdiğinde, bir çocuk gibi davranabilir. Veya bedeni kadın olan bir kişi, kendini erkek olarak algılayan bir alterin kontrolünde erkek gibi davranabilir.

Kişilikler arasında sık değişimler olduğunda, kişi bir anı diğerine uymayan, sürekli değişen bir hale gelebilir.

Bu sık değişimler başkaları tarafından da tutarsızlık olarak değerlendirilebilir. Nedenlerine gelince, Dissosiyatif kişilik bozukluğunun ana nedeni 11-12 yaştan önce yaşanan stresli / travmatik yaşantılardır.

Bu zorlayıcı yaşantılar; anne baba arasındaki sürekli geçimsizlik, hastanede yatmayı gerektiren bedensel hastalık gibi görece hafif durumlardan; sürekli dayak yeme, aşırı eleştirilme veya cinsel tacize uğrama gibi daha ağır durumlar olabileceği öne sürülmektedir. Çoklu Kişilik bozukluğunun temel tedavisi yöntemi ise psikoterapidir.

Uzmanlar bu rahatsızlığın tek başına ilaç tedavisi ile düzelmeyeceğini ifade ederler. Rahatsızlık psikoterapi ile yüz güldürücü şekilde düzelebilir. Bu rahatsızlık tedaviye en iyi yanıt veren rahatsızlıklardan biridir diye de dile getirilir.

Şimdi gelelim Split filmine…

Filmimizin başrol oyuncusu James Andrew McAvoy, oldukça başarılı bir performans sergilemiş bu filmde. M. Night Shyamalan’ın yönettiği Parçalanmış (Split) filminde 23 karakterli hasta genç bir adamı canlandıran Kevin Wendell Crumb’ın (McAvoy) üç kız kardeşi kaçırarak, dört tarafı duvarla çevrili odayı andıran bir odada tutsak etmesiyle başlıyor.

Kevin, sürekli farklı kişiliklere bürünerek kaçırdığı kızların karşına çıkar, kimi zaman sevecen, sempatik kimi zamansa ürpertici derecede zararlı görünerek. Kaçmaya çalıştıkça kardeşleri köşeye sıkıştıran Kevin’ın elinden kurtulmak epey zorlu olacaktır. Heyecanı sürekli dorukta tutan yönetmen ve oyuncular için gerçek anlamda emek harcanarak bir yapıt ortaya çıkardıklarını söylemek mümkün.

Bu esnada Kevin psikiyatristinden saklamaya çalıştığı diğer 23. kişiliğini henüz ortaya çıkmamış fakat onun üzerine kurulu 24. planı dahilinde sürdürmekte ve hakimiyetini kurmaktadır. Naif, kırılgan veya içine kapalı kişiliklerin aksine bu zamana kadar gördüğü baskı ve toplum tarafından dışlanmış olmanın verdiği travmayı kabul etmeyen ve kendisini ispat etmek arzusu ile ortaya çıkan bir kişilik olarak tanımlayabileceğimiz Dennis’in güçlenmesiyle filmin nabzı daha da artıyor. Kevin’ın bedeninde yaşattığı farklı karakterlerin sergilenmesi seyircinin derinden bakabilmesine olanak verirken, senaryonun devamlılığını da sağlamakta. Özellikle yaşça diğer kişiliklerden küçük olan, Kevin’in masumiyetini simgelediği Hedwig karakteri, bu derinliği apaçık göstermektedir.

Gerçek hayatta da benzer kişiliğe sahip, 1955 doğumlu ve küçükken üvey babası tarafından çoğu kez tacize uğrayan Billy Milligan’ın travmalardan kurtulmaya çalışırken tam 24 kişilik oluşturduğunu biliyor muydunuz? Aile hayatının onun bünyesinde oluşturduğu psikolojik bozukluk artık son raddeye dayanmış. Hayatı boyunca bunu aşmak için uğraş vermesi sebebiyle bu kadar çok kişiliği bir arada yaşadığı söylenir ve 20’li yaşlarda pek çok suçlara karışıyor. Tarihin bu en ilgi çeken vakalarından birini, birçok yönetmen sinemaya aktarma girişiminde bulundu. “A Crowded Room” ismiyle çekilmesi planlanan film, Imdb listesine dahi yazıldı fakat daha sonra maddi sebeplerin de içerisinde bulunduğu çeşitli nedenlerle çekilemedi ve Imdb listesinden de silindi.

Shyamalan’ın ifadesine göre Split bugüne kadarki en zorlu filmi olmuş. “Gölgeleri insan gibi görünene kadar sahneyi defalarca kez çektik,” diye belirtiyor.

Senaryonun çok iyi düşünülmüş ve iyi yazılmış olması da seyirciyi adeta filme sürüklemektedir. Patricia karakteri, muhtemelen çocukken tacize uğrayan Kevin’in o dönemde ortaya çıkardığı bir kişilik. Dennis’in güçlenmesi de Kevin’in geçmişte yaşadığı travmalara karşı bir başkaldırı şeklinde hakimiyeti eline almaktadır. Sanatçı kimliğiyle öne çıkan Barry ise, Kevin’ın hayatta konumlanmak istediği karakter durumundadır.
James McAvoy kadar Anna Taylor-Joy’un da muhteşem performansını es geçmemek gerek. Kevin’in pek çok kişiliğiyle başa çıkarken nefes kesen sahnelerle hayatta kalmayı başarıyor Anna.

Sonuç olarak, Shyamalan dışında kimsenin cesaret edemediği filmin çekimleri kendisine hayran bırakacak nitelikte ustaca işlenerek yönetmenin kariyerini de hayli etkilemektedir.
Tüm yeteneklerin konuştuğu bu başarılı yapıtı izlemediyseniz vakit kaybetmeden izlemenizi tavsiye ederim. Şimdiden iyi seyirler…

Kara Panter: Marvel evreninden yeni film

İnsanın en büyük pratiği kendi hayatıdır, derler. Deneyimlerimizden çıktığımız yolculuğumuzda her durakta ve her yolda hayatın anlamına dair edindiğimiz her doktrin muazzam mucizelerle dolu biz insanlara münhasırdır. Benimse en büyük meramım, derin bir insan sevgisi ve anlayışı, bütün insanlara duyulan kardeşlik ruhu; insanların mutabakat içinde olmaları, dünyayı daha iyi algılayıp, daha yaşanılır bir yer olmaya muktedir, düşüncelerin özgür, barışın ve insanlığın hüküm sürdüğü, çocukların mutlu yaşadığı bir dünya inancı ve de hayalidir. Yazmaksa, olup bitenler karşısında herkesin sesi olmak, kıyılardan geçip, sokağın en işlek caddelerinden dokunmaktır hayata... Hayatın kendisine karışmak, düşünceye biat etmek demektir. Varoluşun en derin sebebidir yazmak...