Stephen Hawking 76 yaşında hayatını kaybetti

Albert Einstein’dan sonra dünyanın en büyük fizikçisi kabul edilen İngiliz bilim insanı Stephen Hawking, 76 yaşında hayatını kaybetti.

Stephen Hawking 76 yaşında hayatını kaybetti

Hawking, uzun yıllar boyunca ALS hastalığıyla yaşıyordu. İngiliz fizikçi, hastalığına rağmen bilimsel çalışmalarına kendisine özel hazırlanan bilgisayarla devam ediyor, iletişimi bu sayede kuruyordu.

ALS hastası Stephen Hawking nasıl iletişim kuruyordu?

Stephen Hawking, kuantum fiziği ve kara delikler üzerine yaptığı geniş kapsamlı çalışmalarla tanınıyor. Vücudunun neredeyse hiçbir kısmını kullanamayan, kendisi için özel olarak geliştirilen bir bilgisayar sistemine sadece yanak kaslarından birini kullanarak komut veren Hawking, bu şekilde günde yaklaşık 2 bin 500 kelimeyle iletişim kuruyor ve bilimsel çalışmalarını sürdürüyordu.

Araştırmaları 40’ın üzerinde dile çevrilen Stephen Hawking, bilim çevrelerinde Albert Einstein’dan sonraki en büyük dahi olarak görülüyor.

Stephen Hawking’in son açıklamaları

Dünyanın geleceği konusunda hazırlıklı olmamız gerektiğini belirten ünlü astrofizikçi, “100 yıl içinde Dünya’yı terk etmemiz gerekebilir” demişti.

2117 yılına kadar dünyayı terk etmemiz gerektiğini söyleyen İngiliz bilim insanı Stephen Hawking, buna gerekçe olarak nükleer savaş ihtimallerini, küresel ısınmayı ve genetikolarak tasarlanan virüsleri gösterdi. 75 yaşındaki Hawking, daha önce de Dünya’yı tehdit edebilecek nitelikte asteroidler ve aşırı nüfus artışı konusundaki endişelerini dile getirmişti.

 

“1000 yıla sağ çıkacağımızı sanmıyorum, 1000 yıl bile ömrümüz yok”

Stephen Hawking, geçen yıl yaptığı açıklamada insanlığın 1000 yıl içerisinde yaşayabileceği yeni bir gezegen bulamaması halinde neslinin tükenebileceği konusunda uyarıda bulunmuştu. Hawking, “gelecek bin ya da 10 bin yıl içinde mutlaka felaketler olacak. O zamana kadar uzaya ya da başkaca yıldızlara yayılmış olmalıyız, kırılgan gezegenimizden kaçmadığımız takdirde, bin yıla sağ çıkacağımızı sanmıyorum” ifadelerini kullanmıştı.

Hawking, yaşanabilecek felaketler arasında nükleer savaş olasılığı, küresel ısınma ve genetik yapısı değiştirilen virüsleri saymıştı.

“İklim değişikliği dünyanın sonunu getirecek”

‘Zamanın Kısa Tarihi’ isimli kitabını dünya genelinde 10 milyondan fazla satan ünlü fizikçi, “Kim bilir belki bir gün yer çekimi dalgalarını Büyük Patlama’nın kalbine bakmak için kullanmayı da başarabiliriz. Ancak aynı zamanda insanlığın geleceği için kendimize başka bir gezegende yer aramaya da devam etmek zorundayız. İklim değişikliği, yavaş yavaş Dünya’da yaşamın sonunu getirecek. Yaşanacak başka bir gezegen bulamamamız halinde insanoğlunun, narin gezegenimizde bin yıl daha ayakta kalabileceğini sanmıyorum” ifadelerini kullanmıştı.

“Uzayda koloniler oluşturmazsa, insan ırkının sonu gelecek”

Ünlü fizikçinin tezine göre, dünyadaki yaşam; aniden meydana gelecek bir nükleer savaş, genetik olarak değiştirilmiş bir virüsün yaratılması ya da giderek artan yapay zeka tehdidi nedeniyle sona erebilir. Hawking konuyla ilgili olarak, “Bana göre, uzaya gitmezse, insan ırkının geleceği yok. Ancak gelecek yüzyıl içinde uzayda kendi kendine yetecek koloniler oluşturma olasılığımız düşük. Bu nedenle bu dönemde çok dikkatli olmalıyız” yorumunu yapmıştı.

Dünya tiranlığa dönüşebilir

Bu hedef doğrultusunda ‘bir tür dünya hükümeti’ kurulmasını öneren Hawking, bunun da başka sorunlar ortaya çıkarabileceğini ve bir tiranlığa dönüşebileceğini belirtmişti.

“Tüm bunlar kulağa ‘felaket haberi vermek’ gibi gelse de, ben iyimserim” diyen Hawking, insan ırkının dirilerek bu zorlukları alt edeceğini düşündüğünü söylemişti.

Stephen Hawking kimdir?

İngiliz fizikçi, evrenbilimci, astronom, teorisyen ve yazar Prof. Dr. Stephen Hawking, 8 Ocak 1942 yılında doğdu. 8 yaşındayken Londra’dan 20 mil uzaktaki St Albans’a gitti. 11 yaşında St Albans okuluna kayıt oldu. Buradan mezun olduktan sonra babasının eski okulu Oxford Üniversitesi kolejine devam etti. Babasının tıpla ilgilenmesini istemesine karşın, o matematiği seviyordu. Fakat okulun matematik bölümü mevcut değildi. Bu yüzden onun yerine fizik öğrenimi görmeye başladı. Üç yıl sonra doğa bilimlerinde birinci sınıf onur madalyasıyla ödüllendirildi. Hawking daha sonra kozmoloji (evrenbilim) üzerine çalışmak üzere Cambridge’e gitti. O zamanlar Oxford’da evren bilimi üzerine çalışma yoktu. Cambridge’de danışman olarak Fred Hoyle’u istemesine karşın Dennis Sciamaatanmıştı. Doktorasını aldıktan sonra ilk önce araştırma asistanı, daha sonra Gonville and Caius College’de profesör asistanı oldu.

1973’de Gökbilim Enstitüsünden ayrıldıktan sonra Stephen Hawking, Uygulamalı matematik ve Kuramsal fizik bölümüne geçti. 1979’dan sonra matematik bölümünde Lucasian matematik profesörü oldu. Bu profesörlük 1663 yılında üniversite parlamento üyesi olan Henry Lucas tarafından kurulmuştu. İlk olarak Isaac Barrow sonra 1669’da Isaac Newton’a verilmişti. Hawking, evrenin temel prensipleri üzerine çalıştı. Roger Penrose ile birlikte Einstein’ın Uzay ve Zamanı kapsayan Genel Görelilik Kuramının, Big Bang’le başlayıp karadeliklerle sonlandığını gösterdi. Bu sonuç Kuantum mekaniği ile Genel Görelilik Kuramı’nın birleştirilmesi gerektiğini ortaya koyuyordu. Bu yirminci yüzyılın ikinci yarısının en büyük buluşlarından biriydi. Bu birleşmenin bir sonucu da karadeliklerin aslında tamamen kara olmadığını, fakat radyasyon yayıp buharlaştıklarını ve görünmez olduklarını ortaya koyuyordu. Diğer bir sonuç da evrenin bir sonu ve sınırı olduğuydu. Bu da evrenin başlangıcının tamamen bilimsel kurallar çercevesinde meydana geldiği anlamına geliyordu.

Stephen Hawking 1960’ların başında 21 yaşındayken tedavisi olmayan Amyotrofik lateral skleroz (ALS) hastalığına yakalandı.

Motor nöronların zamanla yüzde seksenini öldürerek sinir sistemini felç eden; ancak beynin zihinsel faaliyetlerine dokunmayan bu hastalık, Hawking’i tekerlekli sandalyede yaşamaya mahkûm etti. Ünlü bilim insanı, 1985 yılından bu yana sesini de yitirmiş olduğu için, koltuğuna yerleştirilmiş, yazıları sese dönüştürebilen bilgisayarı sayesinde insanlarla iletişim kurabiliyor. Şu anda Hawking, bilimsel uğraşlarında ve günlük yaşantısında çevresinden ve ailesinden büyük destek almaktadır. Konuşmak istediği anda, elindeki elektronik aleti sıkarak, sandalyesine bağlı özel bilgisayarının ekranına, dakikada ortalama 10 kelimeyi sıralayabilmektedir. Bu sessiz konuşan dehanın, özel bilgisayarının hafızasında yaklaşık 2600 kelime bulunmaktadır. Böylece herhangi bir kelimeyi söylemek istediğinde ekrana yazabilmektedir. Sağlıklı insanların konuşmalarında kullandığı kelime sayısı da 2500 civarındadır. Dolayısıyla Hawking, duygularını ifade etmede kelime sıkıntısı çekmemektedir.

Ünlü fizikçi en son 25 Kasım tarihinde Vatikan’da “Evrenin Kaynağı” başlıklı bir konferans vermiş ve Papa Francis ile görüşmüştü. 1942 yılında İngiltere’nin Oxford kentinde doğan Steven Hawking, kuantum fiziği ve kara delikler üzerine yaptığı çok kapsamlı çalışmalarla tanınıyor. Bilimsel araştırmaları 40’ın üzerinde dünya diline çevrilen Stephen Hawking, bilim çevrelerinde Albert Einstein’dan sonraki en büyük dahi olarak görülmektedir.

Hawking’ten dünya hakkında sıra dışı açıklama