Türkiye dışından getirtilen hayvanlar tehlikeye davetiye çıkarıyor

Beslediği kobra yılanı tarafından zehirlenen illüzyonist Aref Ghafouri için gereken panzehire yurt dışında ulaşılması, Türkiye’deki olası tehlikeyi de gündeme getirdi. Türkiye dışından getirtilen hayvanlar, tehlikeye davetiye çıkarıyor.

“Aref’in en büyük sıkıntısı bu yılanı yurt dışından getirtmiş veya getirmiş olması. Dolayısıyla o yılan nereden gelmişse, panzehiri o bölgede var” diyen Prof. Dr. Muhsin Konuk, farklı yılan türlerinin ülkemize getirilmesinin altında yatan tehlikeye dikkat çekti. Prof. Dr. Muhsin Konuk, dünyanın çeşitli yerlerinden getirilen farklı yılan türlerinin bir süre sonra sahipleri tarafından kanalizasyona atıldığını belirterek bu durumun benzer olaylara yol açabileceğini ifade etti.

Üsküdar Üniversitesi Rektör Yardımcısı, Moleküler Biyoloji ve Genetik Bölüm Başkanı Prof. Dr. Muhsin Konuk, yurt dışından getirtilen hayvanlar ve zehirlenme vakaları ile ilgili önemli bilgiler verdi.


En büyük sıkıntı yılanın yurt dışından getirilmesi

“Türkiye’de aslında kobra yılanı yok değil. Bize özgü “çöl yılanı” dediğimiz tür, Türkiye’nin özellikle Güneydoğu bölgesinde var; ancak tabii ki bizim kendi ülkemizde yaşayan bu tür zehirli yılanlara karşı geliştirdiğimiz sistemler sayesinde panzehirleri de normal bir şekilde üretiliyor” diyen Prof. Dr. Muhsin Konuk, şunları söyledi:

“Aref’in en büyük sıkıntısı bu yılanı yurt dışından getirtmiş veya getirmiş olması. Dolayısıyla o yılan nereden gelmişse doğal olarak nerede yaşıyorsa o bölgedeki insanlarda panzehiri var. Zaten haberlerde de takip ettiğim kadarıyla Fransa’da da bu panzehirin bulunduğu söyleniyordu. Gelişmiş ülkeler özellikle insanların çok yoğun olarak gittiği ülkelerde benzer olaylar göz önünde bulundurularak bu panzehiri üretiyorlar.”

Yılanın ısırık şiddeti önemli

Kobra zehirinin Aref Ghafouri’nin vücuduna yayılmamış olmasının temelinde ıssırığın şiddeti olduğunu belirten Prof. Dr. Muhsin Konuk; “Kılcal damarlar vasıtasıyla veya damarlar aracılığıyla vücuda bu zehir girdi, zehir özellikle yılanın ısırık şiddetine bağlı olarak girdi. Bu da yılanın karşı taraftan ne kadar korktuğuyla alakalı bir durum. Yılan zehir kesesindeki zehrin tamamını boşaltıyor ya yarısını boşaltıyor ya da üçte birini boşaltıyor. Zannediyorum korkusu çok fazla değildi” değerlendirmesinde bulundu.

Prof. Dr. Muhsin Konuk, Aref Ghafouri’ye hastanede yapılan ilk müdahalenin hayatta kalmasında etkili olduğunu söyledi.

Petshop’lardaki büyük tehlike!

Özellikle kobra yılanlarının zehirlerinin 2 saat içerisinde ölüme yol açtığını belirten Prof. Dr. Muhsin Konuk, “Esas olan yılanın ne kadar zehiri boşalttığını bilmemiz yani kesedeki zehirin tamamını boşalttıysa bu çok hayati tehlike taşıyor” dedi. Bu olayın ülkemizdeki gizli bir tehlikeyi de gündeme getirdiğini ifade eden Prof. Dr. Muhsin Konuk, şunları söyledi:

“Petshopların çoğalmasıyla birlikte ülkemize ait olmayan bir sürü hayvan ülkemize getirildi. Özellikle şu anki sıkıntı o yılanın ülkemize ait olmaması. Dolayısıyla farklı yılan türleri de farklı hayvanlar da ülkemize getirildi.


Bir dönem bu konu basına da yansımıştı; hayvanların bakımını yapmamak için ya da artık onlardan bıktıklarından dolayı onları kanalizasyon kuyularına veya kanalizasyon yolaklarına boşaltmaya başladılar.

Belki önümüzdeki dönemde bizi bekleyen diğer sıkıntılardan bir tanesi de bu olacak. Yani başka ülkeden getirtilmiş yılan türleri, elimizde antidotu yok, antidotu olmayan hayvanlar ileride kanalizasyon sistemiyle birlikte bazı evlere girebilir. İşte orada çok önemli sıkıntılar ortaya çıkabilir.”

Ülkemizde yaşayan bütün zehirli yılanlara karşı panzehirimiz var

Türkiye’de yaşayan bütün zehirli yılanlara karşı panzehirin üretildiğini ifade eden Prof. Dr. Muhsin Konuk, “Ülkemizin toprakları üzerinde yaşayan veya yakın bölgelerde yaşayan zehirli yılanların özellikle iki tanesi bizim için çok zehirli.

Diğer 10 tanesinin zehiri o kadar çok şiddetli değil yani hayati bir tehlike oluşturacak düzeyde zehirinden bahsetmemek gerekir ama iki tanesi hakikaten zehirli. Her ne kadar çok ya da az zehirli de olsa hayati tehlike olup olmamasına bakmaksızın bence günümüz itibarı ile bizim ülkemizde yaşayan bütün zehirli yılanlara karşı ülkemiz kendi antidotlarını panzehirlerini üretmiş durumda.

Bunlarla ilgili hiçbir sıkıntı yok zaten sağlık kurumlarımızda da bu antidotlara ulaşmak çok mümkün yeter ki ısırık olur olmaz hemen zehir boşaltılsın ve acil bir şekilde sağlık kurumuna yetiştirilsin” şeklinde konuştu.

Yılan zehirlenmeleri iki farklı şekilde etki gösteriyor

Yılan zehirlenmelerinin iki farklı şekilde etkileri olduğunu ifade eden Prof. Dr. Muhsin Konuk, “Bir tanesi özellikle kan damarlarımızın içerisinde bizim kanımıza kırmızı rengini veren alyuvar hücrelerimizin parçalanmasını sağlıyor.

Böyle bir etkisi var; zaten o ısırığın etrafındaki morarma ve kanlanma onun en büyük işareti. İkinci olarak da yılan zehirleri özellikle beynimizdeki merkezi sinir sistemimizdeki solunum merkezini felç ediyor. Bu merkez felç olduktan sonra zaten insanlar yılan ısırdıktan sonra ölmüşlerse nefes alamadıkları için ölmüş oluyorlar.


Solunum merkezi felç olduğu için bu refleks yani nefes alıp verme olayı duruyor buna bağlı olarak ölüm gerçekleşiyor. Çok şiddetli ağrımalar, zonklamalar, morarmalar ve kanlanmalar özellikle ısırık bölgesinde varsa hemen boşaltmak mümkün değilse bile o bölgenin boğularak çok sıkı olmayacak şekilde bir anda kana karışmasının önlenmesi gerekiyor” uyarısında bulundu.

Sokak hayvanları için üstünüze düşeni yapıyor musunuz?


Editor
İndigo Dergisi Haber Merkezi | İndigo Dergisi, 18 yıldır yayın hayatında olan bağımsız bir medya kuruluşudur. İlkelerinden ödün vermeden tarafsız yayıncılık anlayışı ile çalışmaktadır. 2005 yılında kurulan İndigo Dergisi, indigodergisi.com web sitesi üzerinden tamamen dijital ortamda günlük yayın yapmaktadır. Aynı zamanda Türkiye’nin ilk internet haber dergisi olmakla birlikte, tüm yayın kadrosu ve okurlarıyla birlikte sürekli gelişmektedir. İndigo Dergisi’nin amacı; gidişatı ve tabuları sorgulayarak, kamuoyu oluşturarak farkındalık yaratmaktır. Vizyonu; okuyucularında sosyal sorumluluk bilinci geliştirerek toplumun olumlu yönde değişimine katkıda bulunmaktır. Temel değerleri; dürüst, sağduyulu, barışçıl ve sosyal sorumluluklarının bilincinde olmaktır. İndigo Dergisi, Türkiye’nin saygın İnternet yayınlarından biri olarak; iletişim özgürlüğünü halkın gerçekleri öğrenme hakkı olarak kabul etmekte; Basın Meslek İlkeleri ve Türkiye Gazetecileri Hak ve Sorumluluk Bildirgesi’ne uymayı taahhüt eder. İlaveten İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’ni benimsemekte ve yayın içeriğinde de bu bildiriyi göz önünde bulundurmaktadır. Buradan hareketle herkesin ırk, renk, cinsiyet, dil, din, siyasi veya diğer herhangi bir milli veya içtimai menşe, servet, doğuş veya herhangi diğer bir fark gözetilmeksizin eşitliğine ve özgürlüğüne inanmaktadır. İndigo Dergisi, Türkiye Cumhuriyeti çıkarlarına ters düşen; milli haysiyetimizi ve değerlerimizi karalayan, küçümseyen ya da bunlara zarar verebilecek nitelikte hiçbir yazıya yer vermez. İlkelerinden ödün vermeyen şeffaf yayıncılık anlayışını desteklemektedir. Herhangi bir çıkar grubu, örgüt, ideoloji, politik veya dini; hiçbir oluşumun parçası değildir. Köşe yazarlarımızın yazdıkları fikirler, kendi özgür düşünceleridir; İndigo Dergisi yayın politikası dahilinde değerlendirilir ve yayın ilkeleri ile çelişmediği müddetçe, düşünce ve ifade özgürlüğünü teşvik ederek yayına alınır. İndigo Dergisi, sunduğu tüm bilgilerin doğruluğunu teyit ve kontrol eder; bu bilgilerin geçerliliğine son derece önem verir.