Venüs Akrep burcunda: Dönüşümü seviyorum!

Akrep burcundaki Venüs’ün asıl amacı ilişkileri bozup mahvetmek değil, dönüştürmektir. Sorgulatacak, dönüşüme zorlayacak, ya dönüştürüp, daha da derinleştirecek ya da taraflardan birisi değişime direniyorsa, “yollarımız buraya kadar” deyip bırakmak… Akrep’teki geri hareketli Venüs, ilişkiler aracılığıyla maskeleri aşağı indirecek vurucu mesajlar gönderecektir. Dönüşüm de zaten tam da bu noktada başlar, maskelerin aşağı inmesiyle…

Venüs Akrep burcunda: Dönüşümü seviyorum!

Dişiliğin, güzelliğin, sanatın, sevgi alışverişinin, maddi değerlerin, kendine değer veriş biçiminin, dünyasal zevklerin ve paranın gezegeni Venüs; görünenin ötesi, görünmeyen kaynaklar, gücün, ruhsallığın, cinselliğin, ölümün, dönüşümün ve küllerinden yeniden doğumun sembolü Akrep burcunda 6 Ekim’de gerilemeye başladı.

Dişil Venüs 26 Ekim’de Akrep burcundaki eril Güneşle kavuşumunu tamamlayıp, ondan sonra Akrep’ten bir önceki burç, Venüs’ün ana vatanı olan, kollarında kendisini bulduğu, ikili ilişkilerin, evliliğin, aşkın, romantizmin, ortaklıkların sembolü Terazi burcuna doğru yol alacak, 15 Kasım’da Terazi burcundaki son durağına demir atıp, sonra da tekrar ileri hareketine geçecek.

Geriye gitmiyorlar; yavaşlıyorlar

Aslında gezegenlerin geriye gittikleri yok, yavaşlıyorlar yalnızca bize algı oyunu yapmak için. Gezegenlerin sanki bize geri gidiyorlarmış gibi algı oyunu yapmalarının asıl nedeni; üzerlerinde bulundukları burçların konularıyla ilgili geçmişe dair hesapları açıp, kapanmamış bir hesap varsa kapatmamızı istemeleridir; ki ileri harekete geçtiklerinde ayağımızdaki prangalardan kurtulup, yaşam yolumuzda hedeflerimize doğru ilerlerken bizi yavaşlatan, arkamızdan çeken bir enerji kalmasın.

Gezegenler bu yavaşlama hareketiyle algı oyunu yapmasalar, ilkel insan egosunun aklına asla gelmez ‘ben nerede hata yaptım da bu yol tıkandı ya da tökezledi’ diye sormak. Haşaa! İnsan varlığının en yüce özelliğidir kendini kusursuz zannetmek. Bundan değil midir ki, bu cennet planeti silahla, savaşla, dinle, cinselliğin karanlık yüzüyle, parayla cehenneme dönüştürmüş olması…

Dünyanın tatlı ve sevimli taraflarına enerji gönderen göz önündeki şekilci Venüs görünmeyenin burcu; aynı zamanda benim de burcum olan Akrep’te gerilerken acı tatlı bir melankoli çöktü üstüme… Bir de üstüne doğum haritamda Venüs’üm de Akrep’te olunca, katmerli bir melankoli içerisindeyim şu aralar…

Mesajlı rüyalar, geçmiş illüzyonları, bir zamanlar hayatımın olmazsa olmazı olmuş; kalbimin en derinlerinde uzun ve kısa dönemli yer kiralamış oldukları halde kontrat bitiminde sanki hayatımda hiç var olmamışlarcasına uçup gitmiş insanlar film şeridi gibi geçip gidiyorlar gözümün önünden…

Bir yandan maddi dünyadan kopuşlar yaşarken bir yandan da parasal endişelerle para kaynaklarını kurcalama, araştırma isteği, paranın gözle görünmeyen değerleri satın alma gücüyle ilgili merakımı tetikleyecek bilgilerin gözümün önünde belirivermesi.

Dark Money (Kara Para)

Bu konuyla ilgili merakımı tetikleyen bir filme doğru karşı konulmaz bir dürtüyle çekilmem. Evimin tam karşısındaki sinemada yedi film oynamasına rağmen hiçbir filmin ilgimi çekmeyip; bir saatlik yol kat etmeye üşenmeyip, uzaktaki bir sinemada oynayan ‘Dark Money’ (Kara Para) adlı filme gitmem. (Kara; Görünmeyen Akrep’te Para; Venüs)

Bir de Venüs’ün arkasından yetişen Merkür’ün de Akrep burcuna geçişiyle, ‘Aaa, bak tüm bu düşüncelerini yazıp yayınlamazsan, darılım bak’, diye beni psikolojik baskıyla yazmam için dürtüklemesi…

Tüm bunları ben kontrol etmiyorum, az buçuk Astroloji’den anladığım ve Venüs’ün Akrep’te gerilediğini bildiğim için de bunları oynamıyorum. Bu sahneler yaşam senaryomda gözümün önünden akıp geçiyorlar şu sıralar. Hani ‘ben Astroloji’ye inanmıyorum, astroloji bilim değil’ diye dogmatik bir bakış açısı var ya… Aslında ben de inanmıyorum çünkü astroloji körü körüne inanılacak bir din değil neticede. Yaşamı anlamlandırma araçlarından birisi yalnızca. Kullanırsın, kullanmazsın, o senin iraden ama varlığını da yok sayamazsın.

Kaldı ki, Güneşin her gün dünyayı ısıttığına, Ay’ın da soğuttuğuna inanıyorsun da, Venüs’ün niçin dünyaya tatlılık ve zevk gönderdiğine inanmıyorsun ki?

Dogmatik olan her düşünce yapısı benim için yalnızca sarkastik birer eğlence aracı haline geldi bu hayatta. Bu bakış açısını bana kazandıran ise 11 yıldır Astroloji’ye olan derin merakım ve bu merak neticesinde insan egosunun acizliğiyle adeta dalga geçercesine tepemde pervasızca dönüp duran gezegenleri an be an takip ederken; gezegensel hareketlerle, kendi yaşam yolum ve dünyadaki gelişmeler arasındaki bağlantıları keşfetmemdendir.

Ekim başından itibaren okuduğum Venüs Akrep burcunda gerilerken konulu yazılardan genelde şöyle bir tat aldım: “Tatlı ve sevimli Venüs, kıskanç, hırslı, istediğini elde eden, stratejik, manipülatif Akrep burcunda gerilerken ilişkileri bozacak, mahvedecek, aman dikkat!”

Bunlar Akrep burcunun karanlık taraflarıdır ancak işin aslı o kadar basit değil. Akrep Venüs birlikteliği genelde Venüs’ün Akrep burcunda tatlılığını kaybettiği şeklinde yorumlanır. Aslında kaybettiği tatlılığı değil, yüzeyselliğidir.

Venüs Akrep burcunda rahatsızdır ama bu Akrep burcunun Venüs’ü ya da ilişkileri mahvetmekten gizli bir zevk almasından dolayı değil; Akrebin Venüs’ten beklentilerinin çok yüksek olmasından dolayıdır.

I love recycle dönüşüm

Dönüşüm

Akrep burcundaki Venüs’ün asıl amacı ilişkileri bozup mahvetmek değil, dönüştürmektir. Sorgulatacak, dönüşüme zorlayacak, ya dönüştürüp, daha da derinleştirecek ya da taraflardan birisi birlikteliğin ruhsal yolu için gerekli olan değişime direniyorsa ‘ yollarımız buraya kadar birmiş, benim sevgiyle dönüşmeye devam etmem lazım, seni burada kalmak istediğin yerde sevgiyle bırakıyorum’ deyip kopartmayı göze alabilecektir.

Akrep’teki Venüs, ‘şu dakikadan önceki seni unut, ya birlikte dönüşürüz ya da benim için yok olursun’ der, ‘beni bulmanın gerçek nedeni ruhunun derinliklerinden gelen dönüşüme olan ihtiyacındı zaten, bu yüzden benimle yola devam edeceksen direnmeyi bırak’ der. Değişime direnirsen, Akrep’teki Venüs’ün acı tarafı kendisini gösterir.

Hani demişler ya,’ iki gönül bir olunca samanlık seyran olur’ diye, yok işte, o laf Akrep’teki Venüs için geçerli değildir. O der ki, iki gönül bir de olsa yollarımız bir olmayınca samanlık cehennem olur; iki gönülün bir olması yetmez ona, illa ki de iki dünyanın ruhsal birliğini arar. Ruhsal yolculuğunda kendisiyle birlikte her daim dönüşecek bir eştir aradığı Akrep’teki Venüs’ün. Venüs Akrep transitinde başlayan ilişkilerde bu temalar ağırlığını gösterecektir.

Akrep’te gerileyen Venüs ise kendisini, bilinçaltımızdan bilinç üstümüze doğru bizi dönüşüme zorlayan; egomuzun bize illüzyon yapan, var olmadığı halde var olduğuna derinden inandığımız parçalarının aslında hiç var olmadıklarını bize hatırlatan; yaşam yolculuğumuzda özgürce akmamızın önünde engel duran egomuzun o işlevsiz, körelmiş ve inatçı parçalarını yerinden söküp, yok edip, egomuzun küllerinden yeniden doğması için bizi zorlayan geçmiş ya da geçmişten süregelen mevcut ilişkileri sorgulatmakla gösterir.

Maskeleri aşağı indirir

Akrep’teki geri hareketli Venüs ilişkiler aracılığıyla maskeleri aşağı indirecek vurucu mesajlar gönderecektir. Dönüşüm de zaten tam da bu noktada başlar, maskelerin aşağı inmesiyle.

Venüs Akrep’teki yolculuğunun parayla ilişkili bölümünde ise, kendisini paranın gözle görünmeyen değerleri satın alma gücü, gizlenmiş, saklanmış paralar, parayla ilgili derin sırlar, ekonomik (Venüs) yaptırımların baskı, güç (Akrep) aracı olarak kullanılması gibi konularda gösterir. (papazın ABD’nin ekonomik baskısı sonucu serbest bırakılması)

Paranın baskı, güç ve istediğini elde etmek için manipülasyon aracı olarak kullanılması gibi temalar ön plana çıkar. Yazının başında bahsettiğim Dark Money (Kara Para) adlı filmin konusu ABD’deki seçim kampanyaları üzerindeki görünmeyen paranın manipülatif etkileri üzerine idi. Belirsiz bir kaynaktan seçim kampanyalarına akan bir para (Venüs) söz konusu ama geriye doğru gidip araştırdığında paranın ilk çıkış kaynağı neresi görünmüyor (Akrep).

Suudi Arabistan Mike Pompeo’nun Cemal Kaşıkçı cinayetiyle ilgili ziyaretinin hemen ardından ABD’ye, Suriye’nin yeniden yapılanması bahanesiyle 100 milyon Dolar para gönderdi. Arkasından basında “Mike Pompeo’nun Cemal Kaşıkçı cinayetiyle ilgili ziyaretinin paranın gönderilmesiyle bir ilgisi yok, tamamen tesadüf” açıklaması yapıldı.

Konu yeni bir konu değil, aylardır iki ülke gündeminde olan bir konu ama para transferinin zamanlamasının Venüs Akrep transitine denk gelmesi de tesadüf değil. Büyük bir para (Venüs) manipülasyon, stratejik (Akrep) amaçlı kullanılmış oldu. Evrende tesadüf diye bir şey yoktur. Eşzamanlılık vardır. Gezegenlerin hareketleri evrendeki bu eşzamanlılık ilkesine ayna tutarlar.

Bizi nasıl etkiler?

‘E, peki ne yapalım yani şimdi Venüs Akrep’te geriliyorsa, bize ne’ de diyebilirsiniz. Haklısınız tabii ki, zaten bu etkiler herkesin kişisel haritalarında farklı alanlarda etkilerini gösterir. Benim yazdıklarım genel hava durumu, burç yorumu değil. Kimisine derinden bir etki yaparken kimisi hiçbir şey hissetmeyecek bile. Yaşamına ne kadar geriden durup baktığınla ilgilidir biraz da hissettiğin etkiler.

Etki tepki meselesi

Sen ister bak, gör, ister görme; gezegen transitleri zaten bildiklerini okurlar, sen de her şeyi kendi iradenle yaptığını, icra ettiğini zannedersin. Yapabileceğin tek şey farkında olup izleyip, olanlara tepki vermektir. Var olan her şey etki tepki neticesinde var olduğuna göre, gezegenlerin davranışları etki, senin davranışların ise tepkidir. Var etmek için ya da yok etmek için yapabileceğin tek şey gözlemlemek, izlemek, farkında olmak, anlamak ve anladığına tepki vermektir.

Yaşam yapmaktan değil, anlamaktan ibarettir. Yaşamı yapmak için değil, anlamak için buradayız. Zaten hiçbir şeyi farkındalık düzeyin izin vermediği sürece yapma iraden de yok. Anladığın kadar yapabiliyorsun.

Zorlama, kastırma, anlamaya çalış, anladıkça, dönüş ve akışa bırak. Gerisi kendiliğinden geliyor zaten. Akış içerisinde iradenle var olmak da bundan başka bir şey değil. Anlayana sivrisinek saz, anlamayana davul zurna az demişler.

Hem çok kolay (Venüsyen), hem de çok güç (Akrepyen)…

Astroloji: 29 Ekim – 4 Kasım 2018 haftalık burç yorumları

8 Kasım 1974 Ankara doğumluyum. 1998 yılı Bilkent Üniversitesi İktisat Bölümü mezunuyum. 2000 senesinden itibaren dış dünyamdan gelen büyük değişimler beni iç dünyamla derin bir bağlantı kurma yolunda yönlendirdi. 2000 senesinden itibaren içsel yolculuğumda almış olduğum yol, dış dünyamdaki yaşantımda büyük değişikliklere neden oldu. Bu süre içerisinde hayatımdan kendimle ilgili bana çok şey gösteren bir yığın insan geçerken, iş hayatımda da çeşitli iş değişiklikleri oldu. Şu an geldiğim noktada, dış dünyamda yaşadığım her şeyin ruhsal yaşam amacımı gerçekleştirmemde aracı olduğuna ve bu aracın amaca hizmet ettiği sürece her zaman değişebileceğine inanıyorum. Taşıdığımız isimlerin frekanslarının da yaşam amaçlarımızı gerçekleştirmede büyük bir etkeni olduğuna olan inancımdan dolayı, 2016 yılında ismime, profesyonel bir isim analistinden almış olduğum danışmanlık neticesinde ‘Melisa’ ismini ekledim. Aile işimizden dolayı çocukluğumdan itibaren hep ticaret ve iş hayatının içinde bulundum. İnsanları tanımanın en kestirme yolunun ticaretten geçtiğine inanırım. Ticaret hayatım boyunca Türkiye’de her kesimden insanla iş ilişkim gereği muhatap olduğum için Türk halkını çok derinden analiz ve tetkik etme fırsatım oldu. Bu analizler beni siyasete olan ilgim neticesinde siyaset ve yaşam üzerine yazılar yazmaya teşvik etti. Yazılarımı şimdilik amatörce Facebook sayfamda ve Yaşam Senaryosu adlı bloğumda yayınlıyorum. İndigo Dergisinde yazmak benim için belki de profesyonelce yazmaya adım atmak için ilk adım olacaktır. Geçen yıl almış olduğum karar neticesinde, 3 ay önce ABD’nin Washington D.C. şehrinde yaşamaya başladım. Buradaki hedefim, bir yandan ticaret hayatıma devam ederken, bir yandan da Georgetown Üniversitesinde politika, din, terörizm, dış ilişkiler gibi konuları kapsayan ‘Master of Arts in Liberal Studies’ mastır programına katılıp, bu konular üzerine araştırma yapmaya ve yazmaya devam etmektir.