Moody’s Türkiye’nin kredi notunu düşürdü

Uluslararası kredi derecelendirme kuruluşu Moody’s Türkiye’nin kredi notunu bir basamak düşürerek Baa3’ten B1’e indirdi. Görünüm negatif olarak bırakıldı. Hazine ve Maliye Bakanlığı karara tepki gösterdi.

Moody s Türkiye nin kredi notunu düşürdü!
Moody’s Türkiye’nin kredi notunu düşürdü!

Bakanlıktan yapılan açıklamada “Moody’s’in kararı Türkiye ekonomisinin temel göstergeleriyle bağdaşmamakta. Kuruluşun analizlerinin nesnelliği ve tarafsızlığı soru işareti yaratmakta” denildi.

Uluslararası kredi derecelendirme kuruluşu Moody’s Türkiye’nin kredi notunu bir basamak düşürerek Baa3’ten B1’e indirdi. Görünüm negatif olarak bırakıldı. Moody’s’den yapılan kararla ilgili  açıklamada; “Türkiye’nin notunda indirim ödemeler dengesi krizi riskinin artmaya devam ettiği görüşümüzü yansıtıyor. Türkiye’nin akut ve oldukça yıkıcı ödemeler dengesi krizine kırılganlığının şu anda B seviyesinde nota daha uygun olduğuna inanıyoruz” denildi.

Moody’s: Türkiye’nin döviz rezervi tamponları zayıf

Açıklamada “Türkiye’nin döviz rezervlerinde düşüş TCMB’nin şeffaflığı ve bağımsızlığı konusunda daha fazla endişe ortaya çıkarıyor. Türkiye’nin döviz rezervlerinde düşüş TCMB’nin uzun süredir devam ettiği kurda serbest dalgalanmaya izin verme politikasına ters görünüyor. Türkiye’nin döviz rezervi tamponları zayıf ve bunların gelecek 2 yılda ekonomi genelindeki kısa vadeli yükümlülüklere göre daha da zayıflaması bekleniyor” değerlendirmesi yapıldı.

Moody’s İstanbul’daki seçim tekrarının belirsizlik yarattığını, ABD ile yaşanan S-400 krizinin ve ABD Kongresi’nin değerlendirmeye alacağı olası yaptırımların Türkiye ekonomisi ve finansal sistemi üzerinde baskı oluşturduğunu belirtti.

Yaptırım yapılabilir seviyenin 4 basamak altında

Moody’s’in  B1 notu yatırım yapılabilir seviyenin dört basamak altında. Standard & Poor’s da Türkiye’yi B+ notuyla aynı seviyede değerlendiriyor. Fitch’s ise BB ile yatırım yapılabilir seviyenin iki basamak altında değerlendiriyor.

Hazine ve Maliye Bakanlığı’ndan açıklama

Hazine ve Maliye Bakanlığı karara tepki gösterdi. Bakanlıktan yapılan açıklamada “Moody’s’in kararı Türkiye ekonomisinin temel göstergeleriyle bağdaşmamakta. Kuruluşun analizlerinin nesnelliği ve tarafsızlığı soru işareti yaratmakta” denildi.

Kuruluşun Türkiye’nin borçlarının rezervlerinden 2.6 kat fazla olduğuna vurgu yaptığı, bu oranın Moody’s’in Türkiye’den daha yukarıda notlandırığı bazı gelişen ülkelerde dahi Türkiye’nin çok üzerinde olduğuna dikkat çekildi.

Bakanlığın açıklaması şöyle:

“Uluslararası kredi derecelendirme kuruluşu Moody’s tarafından verilen not indirim kararı, Türkiye ekonomisinin temel göstergeleri ile bağdaşmamakta ve bu nedenle kuruluşun analizlerinin nesnelliği ve tarafsızlığı açısından soru işaretleri yaratmaktadır. Kuruluş, yaptığı değerlendirmede Türkiye’nin borçlarının rezervlerinden 2,6 kat fazla olduğuna vurgu yapmıştır. Bu oran, Moody’s’in bizden daha yukarıda notlandırdığı bazı gelişmekte olan ülkelerde dahi bizim çok üzerimizdedir.

Ayrıca, kısa vadeli dış borcun yaklaşık yarısı da bankacılık sektörüne ait olup Türk bankaları ve Türk reel sektörü, Türkiye’ye ilişkin algının oldukça kötü olduğu, CDS spreadlerinin çok yükseldiği Ağustos-Eylül 2018’de dahi borçlarını yenileyebilmişlerdi. Bu yılın ilk çeyreğinde de borç çevirme oranı bankacılık sektörü için %128, reel sektör için %165 düzeyinde gerçekleşmiştir.

Ayrıca döviz rezervlerine ilişkin olarak uluslararası düzeyde üzerinde mutabakata varılmış bir ölçüt bulunmamasına rağmen Dünya Bankası verilerine göre, son beş yıllık ortalamalara bakıldığında Türkiye’nin ithalat üzerinden ölçülen rezerv yeterliliği Türkiye ile benzer olarak tanımlanabilecek gelişmekte olan Avrupa ülkelerine yakın seyretmektedir.

Ekonomik kırılganlıklar değerlendirilirken dikkate alınması gereken bir diğer unsur da ekonomik aktörlerin borçluluk düzeyidir. Türkiye, hem toplam ekonomi hem de her bir ekonomik aktör düzeyinde bakıldığında oldukça güçlü bir performans göstermektedir.2018 yılı sonu itibarıyla, gelişmekte olan piyasa ekonomilerinin ortalama toplam borcunun GSYH’ye oranı %212,6 olarak gerçekleşirken, bu oran Türkiye’de %156,8’dir. Benzer şekilde Türk kamu kesiminin borçlarının GSYH’ye oranı %33,6 düzeyinde seyrederken gelişmekte olan piyasalar ortalaması %49,7’dir.

Türk hane halklarının borç yükü GSYH’nin % 14,7’siyken gelişmekte olan piyasalar ortalaması %37,6’dır. Finansal sektörümüzün borç yükü GSYH’nin %33’ü seviyesindedir. Buna mukabil yükselen piyasa ortalaması %33,6 olarak gerçekleşmiştir. Reel sektörümüzün toplam borcu GSYH’mizin %75,5’i iken gelişmekte olan piyasalar ortalaması %91,7 düzeyindedir.

Tüm bu verilerin yanında:

• Kamu bankalarının yeniden sermayelendirilmesinin tamamlanması,

• Ödemeler dengesinde ithalat düşüşü ve ihracatta yaşanan artış ile sağlanan düzelmenin reel olarak döviz ihtiyacını ortadan kaldırması,

• İVME paketi ile birlikte ihracata yönelik firmalarımızın finansmana erişiminin kolaylaştırılması ve diğer reform ajandasının kararlılıkla uygulanması,

• Enflasyonda sağlanan düşüş trendi,

• Artan turizm gelirleri,

• Adalet Bakanlığımızın Yargı Reformu Strateji Belgesi ve bunun gibi pek çok olumlu gelişmenin de göz ardı edildiğini üzülerek görmekteyiz.

Normal koşullarda açıklamaya gerek bile duymadığımız “kurumların bağımsızlığı” ve “serbest piyasa” konusu da Kredi Derecelendirme Kuruluşu tarafından haksız bir şekilde ele alınmıştır. Merkez Bankası bağımsızlığına ve Merkez Bankamızın izlediği politikalara ilişkin olarak, Türkiye sabit kur rejiminin ve bağımsız olmayan para politikasının olumsuz sonuçlarını 2001 krizi ile çok ağır bir şekilde deneyimlemiştir.

Türkiye’nin 2003 yılından beri uyguladığı ekonomik politikalardaki temel unsur, her koşulda serbest piyasa ekonomisinin gerekleri ile uyumlu hareket etmek olmuştur.Bugün de dalgalı döviz kuru, sermaye akımlarının serbestliği ve girişimciliğin teşvik edilmesi ekonomi politikalarımızın merkezinde yer aldığı gibi bunun aksi Türkiye Cumhuriyeti için ne bugün ne de yarın asla söz konusu olmayacaktır.”

Dolar/TL 5,90’ı geçti

Türkiye’nin Rusya’dan S-400 savunma sistemini alma kararlılığının ABD ile ilişkilere yönelik endişeleri tekrar artırmasıyla yönünü yukarı çeviren dolar/TL 5.93 seviyesini aştı.

Bu sabah saat 0854’te 5.8750/5.8805 seviyesinde olan dolar/TL TRYTOM=D3 5.9340 seviyesine kadar yükseldikten sonra saat 1617’de 5.8925/5.8950 seviyesinde bulunuyor.

Bu sabah 6.2446/6.2542 seviyesinde olan sepet bazında TL yükselerek aynı saatte 6.2555/6.2595, bu sabah 6.5930/6.6080 seviyesinde olan euro/TL ise 6.6187/6.6312 seviyesinde.

Türkiye’nin dolar cinsi tahvilleri, Rus yapımı S-400 hava savunma sistemi alımı nedeniyle Ankara ile Washington arasında gerilimin tırmanmasının ardından, yaptırım riskinin arttığı endişeleriyle getiri eğrisi genelinde değer yitirdi. Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, bugün yaptığı açıklamada S-400’ler konusunda hiçbir şekilde geri adım atmayacaklarını söyleyerek, ABD’nin olası yaptırımlarına ilişkin, “ABD bize yönelik olumsuz adımlar atarsa bizimde atacağımız (karşı) adımlar var” dedi.

ABD, Amerika’nın Hasımlarıyla Yaptırımlar Yoluyla Mücadele Etme Yasası (CAATSA) kapsamında Ankara’ya yaptırım getirmekle tehdit etti.

Integral Yatırım Araştırma Uzmanı Seda Yalçınkaya Özer, Çavuşoğlu’nun açıklamalarının ardından kurda yükseliş gözlendiğini söyleyerek, “Piyasa S-400 ile ilgili konu başlıklarına önem vermeye devam ediyor. Beş yıllık CDS’ler 482 baz puan seviyesinde ve risklerin hala yüksek olması TL’nin rahatlamasına olanak vermiyor” dedi.

Dolar/TL’de 5.93 seviyesinin üzerine yerleşmedikçe yükseliş potansiyelinin sınırlı kalabileceğini ve dönüş olabileceğini söyleyen Özer, “Bu seviyenin üzerine yerleşmesi halinde ise 6 ve üzerine doğru bir yükseliş hareketi başlayabilir. Bu nedenle ABD ve içeride siyasilerden gelebilecek açıklamalara duyarlı olmakta fayda var” dedi.

Türkiye’nin Rusya’dan aldığı S-400 konusunda son dönemde gelen açıklamalar piyasalarda tedirginliği tekrar artırmış durumda. Analistler TL’nin ABD ile yaşanan ve yaptırımlarla sonuçlanabilecek olan geriliminin TL’de ciddi baskıya neden olduğuna dikkat çekiyor.

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan önceki gün yaptığı açıklamada, Türkiye’nin Rusya’dan S-400 savunma sistemini aldığını ve “bu işin bittiğini” söylemişti. Erdoğan ay sonunda G20 toplantısında ABD Başkanı Donald Trump ile yapacağı görüşme öncesinde bir telefon görüşmesi de yaparak konuyu çözmek istediğini söyledi. Erdoğan zirvede ayrıca Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile de görüşecek.

ABD Savunma Bakanı görevini vekaleten yürüten Patrick Shanahan; geçen hafta Türkiye’nin F-35 programından nasıl çıkarılacağının ana hatlarının yer aldığı bir mektubu Akar’a göndermişti.

Daron Acemoğlu’ndan ekonomik kriz yorumu: Henüz en kötü kısmı başlamadı