Kanal İstanbul ile ABD Karadeniz’e mi çıkarılacak?

Kanal çevresinin Katarlılara ve Türkiye’de iktidara yakın iş adamlarına peşkeş çekileceği düşüncesi; bunun yanında ABD’nin Karadeniz’e çıkma arzusu…

Kanal İstanbul ile ABD Karadeniz'e mi çıkarılacak?

Kanal İstanbul ile ABD Karadeniz’e mi çıkarılacak?

Kanal İstanbul projesi, Türkiye’de çok boyutlu tartışma ortamı doğurdu. Bir yanda yapılması durumunda ekonomik parametreler konuşulurken, diğer yanda Montrö Boğazlar Sözleşmesi‘nin ortaya koyduğu veya koyacağı uluslararası hukukun ve siyasal sürecin terimsel teorileri gündemde…

Bu projenin temelindeki yaygın görüş, Kanal çevresinin Katarlılara ve Türkiye’de iktidara yakın iş adamlarına peşkeş çekileceği düşüncesi…

“Boğazın suyu mu çıktı ki kanal yapıyorlar?” diye söylenebilir… AKP bu projeyi ilk kez gündeme getirirken boğaz da meydana gelen kazaları öne sürdü. Sebep olarak ardından, boğaz trafiğini ve yeni kanal ile elde edilecek ekonomik kazancı ifade etti.

Muhalefet burada rant sağlayacak argümanları dile getirirken diğer bir konu da Montrö Boğazlar Sözleşmesi’nin feshedilmesi, boşa çıkması sorunu… Bu sözleşmenin boşa çıkması pek söz konusu değil, ihtimali bile yok denecek kadar az. Ancak, Karadeniz’e açılacak yeni bir yol Montrö’nün bazı maddelerini tartışmaya açması veyahut gündeme gelmesi kuvvetle muhtemeldir.

Yeni bir video ortaya çıktı. Bu videoda yıllar önce Aytunç Altındal‘ın bir programda söylediği sözler. O programda dönemin ABD Dışişleri Bakanı Condoleezza Rice‘ın Türkiye’ye yaptığı ziyaretin nedenlerinden birini, “ABD’nin Akdeniz’deki deniz gücünü Karadeniz’e taşıma arzusunu Türkiye’ye iletme” iddiasıydı.

Altındal’ın bu iddiası önemli bir iddiadır; ki, kendisi önemli bir araştırmacıydı ve ölümünde küresel güçler tarafından zehirlendiği iddiası da gündeme geldi.

Altındal bu iddiasını Montrö’nün 11. ve 12. maddelerinin ihlaliyle mümkün olabileceğini ifade ediyor.

Bu iddia zor görünmüyor. Sonuç itibariyle yeni bir kanal gündemde ve bu kanalın siyasi, ekonomik, hukuki boyutlarını düşününce ihtimal dışı görünmüyor.

Diğer yandan son zamanlarda Ortadoğu’da yaşanan gelişmeler düşünüldüğünde tam bir satranç oynandığı ortada… Türkiye ve ABD’nin desteklediği ve Türkiye’nin de geçtiğimiz günlerde anlaşma imzaladığı Libya merkezi hükumeti; diğer yanda ise Rusya’nın destek verdiği merkezi hükumete karşı olan Hafter…

Bilindiği üzere ABD, Karadeniz’e çıkmak isterken, Rusya’nın da yüzyılı aşkın süredir var olan sıcak denizlere çıkma arzusu… Rusya’nın Suriye’de, Esad rejimi ile bugünlerde İdlib’e saldırısının altında Akdeniz’de hakim gücünü toplama arzusu yatıyor.

ABD gelecek yıllarda Akdeniz’deki gücünü Karadeniz’le perçinlemeye çalışacaktır. Kanal projesinin de buna katkı sağlaması, mümkün kılması söz konusu olacaktır.

Kanal İstanbul bir Katar projesi mi?

Kişioğlu, zıt düşüncelere sahip kişilerle tartışmayı seven ve her olaya bilimsel olarak yaklaşıp, olaylara septik yaklaşmaktan kaçınmayan biridir. Olayları derinlemesine incelemeyi ve yanlışın ortaya çıkarılıp doğruya nasıl ulaşılacağı konusunda fikir üretilip bunun üzerinden felsefe yapılmasını arzulayan biridir. Etik, ahlaki ve hukuki sınırları aşmadan herkesin, her ortamda eleştirilmesi taraftarıdır. Dogmatik düşüncelerden uzak; sormayı, sorgulamayı kendisine görev edinmiş ve bunun çabası içerisindedir… Her türlü bilgi alışverişine açık; farklı görüşlerin çarpıştıkça büyüyebileceğine ve kolektif düşünsel ürünlerin ikamesinin de olabileceğine inanmakta; halk için, halk yararına olan her şeyin de yanındadır…