Eylem listesi nasıl hazırlanır?

Evde geçirdiğiniz bilmem kaçıncı gününüz ve birçok şey rutininiz oldu. Muhtemelen sıkıntınız, bıkkınlığınız arttı. Üstelik belirsizlik ve ne olacağına ilişkin öngörünüzün olmaması, sizin kaygınızı hatta korkunuzu artırıyor olabilir. Bundan sıyrılmanın yolu, eyleme geçmek ve bir liste hazırlayıp, uygulamak…

Eylem listesi nasıl hazırlanır?
Eylem listesi nasıl hazırlanır?

Eylem listesi nasıl hazırlanır?

Geçen haftaki “Kalan hayatımızın ilk günü” başlıklı yazıma birçok yorum ve soru geldi, olumlu geri dönüşleriniz için teşekkür ediyorum. Liste hazırlamak ile ilgiliydi bu soruların bazıları.

Öncelikle burada iki konu üzerinde durmak istiyorum. İlki Niyet.

Niyet her işte olduğu gibi burada da çok önemli. Niyeti çok önemsiyorum.

Niyetiniz kendinizi oyalamak mı?

Niyetiniz bir şey öğrenmek mi?

Niyetiniz eğlenmek mi?

Niyetiniz başkalarına şov yapıp bakın ben de yapıyorum demek mi? Ya da herkes yapıyor, ben de yapayım/yapmalıyım mı?

Niyetiniz kendinize bir şeyler katmak mı (geliştirmek mi)?

Önce bir durun ve bunun cevabını verin. Listenize aldığınız işlerinizi gözden geçirin, neyi / ne için oraya yazdınız? Bakın bakalım, bunu yaparken kendinize dürüst olun.

Ben annemi hatırladım bunu yazarken, çok güzel dikiş dikerdi, bazen kendine diktiği bir elbiseyi hiç acımadan söktüğünü görürdüm. Çok şaşırırdım, çok emek verip diktiğini ve biçtiğini gördüğüm elbiseyi bir çırpıda sökmesine, merak edip sorardım, niye böyle yaptığını öğrenmek için; yanlış yaptığını ve düzeltmesi gerektiğini gösterirdi.

Dışarıdan hiç belli olmayan ama tamamen iç tarafta kalacak bu hatayı kendinden başkasının görmeyeceğini bildiği halde niye söküyordu? Cevap çok basitti, derdi ki “Ben biliyorum ve içime böyle sinmiyor.” Seneler sonra ne demek istediğini çok net anladım. Şimdi size de tavsiye bu.

Şimdi niyetinizi veya niyetlerinizi (çünkü birden fazla olabilir, olsun da) net ve açıkça ortaya koyun. Revize edin listenizi. Yeni bir liste oluşturun. Ve sonra okuyun bakalım, içinize sindi mi?

Şu anda evde geçirdiğiniz bilmem kaçıncı gününüz ve birçok şey rutininiz oldu. Sıkıntınızın ya da bıkkınlığınızın artması mümkün. Üstelik belirsizlik ve ne olacağına ilişkin öngörünüzün olmaması, sizin kaygınızı hatta korkunuzu artırıyor olabilir.

Bu hissettiğiniz kaygı, korku ve duygusal hassasiyet gayet normal. Geçen yazımda da bahsettiğim gibi, bundan sıyrılmanın yolu eyleme geçmek ve liste hazırlayıp, uygulamak.

Birçok kadın ve erkek, tüm gün evde iş yaptıkları için yorulduklarını ve ekstra iş yükleriyle çok çaba sarf ettikleri için kendilerine zaman ayıramadıklarından şikayetçi. Bir günün tüm zamanını yemek yapmak, temizlik, çocukların bakımına… vb. işlere ayırdıklarını ve bu yüzden çok yorulduklarından bahsediyorlar. Bu ruh durumundan çıkmanın çok kolay bir yöntemi var: Birlikte bir şeyler yapmanın gücü. Bu da bahsedeceğim ikinci önemli husus.

Eğlenerek yapılan her iş, her aktivite iç sıkıntısına iyi gelir. İş iş olmaktan çıkar keyif haline gelir çünkü. İşi eğlenceye çevirebildiğiniz anda hem sizdeki hem de evdeki gerilim azalacak. “Yansıyorum ve yansıtıyorum” ilkesinden hareketle tüm ev halkının modu değişecek ve daha sakin ve neşeli bir moda geçeceksiniz.

Peki nasıl yapacağız bunu? Evde kaç kişisiniz? Evdeki kişiler ev işine ne kadar katkıda bulunuyorlar? Ev işlerini paylaşıyor musunuz? İş bölümü yaptınız mı?

4-5 yaşından sonra her çocuğun yapacağı işler vardır. Siz çocuğunuza iş yapması için fırsat veriyor musunuz? Onlara verdiğiniz işi yapmaları için destekliyor musunuz? Çocuğunuza katkı olması için ne yapacağını soruyor musunuz?

Şimdi listenizi tekrar gözden geçirin bakın bakalım kaçını ev halkı ile birlikte yapıyorsunuz?

• Yapmayı seçer misiniz?

• Birlikte yaparsanız bu ne yaratır?

Birlikte yapılan işleri mükemmeliyetçi çizgiden değil de sadece birlikte yapılmasının size ve evdekilere neşe vereceğinden hareketle davransak, bunun neşesini yakalasak nasıl olur?

Birçoğunuzdan şunu duyar gibiyim; “O yapana kadar ben üç kez bitiririm.” veya “O şimdi o işi yaparken etrafı batırır, sonra uğraş dur.”

• Birincisi, Eğer onlara böyle bir fırsat vermezseniz hiç öğrenemeyecekler.

• İkincisi daha önce yapamamış olmaları gene yapamayacakları anlamına gelmez.

• Üçüncüsü onların yapabileceği işleri bulup vermek gerekir (örneğin ben oğluma çiçek sulama işini verdim, her gün azıcık azıcık itinayla su veriyor çiçeklerime, benimle onun arasında çiçek muhabbeti başladı, çiçekler hakkında daha fazla konuşuyoruz artık evde, onları yakın takibe aldı. Soru soruyor ve isimlerini öğrenmeye çalışıyor).

• Dördüncüsü, sabır. “Olmadı, yapamadı…” deyip onların elinden işi almayın veya beğenmemezlik etmeyin, söylenmeyin ve eleştirmeyin. Tecrübe edindikçe daha iyi işler gelecek sabırlı olun lütfen…

Birlikte yapılan iş, artık sizin üzerinizden yükü alacağı için, daha az yorulacak ve birlikte yaptığınız için ortak sohbet konularınız artacak; paylaşımlarınız çoğalacak ve ev halkının birbirine empati kurmasını sağlayacaktır. Üstelik evdekiler, iş yapıp, emek verdikleri için daha dikkatli olmaya başlıyorlar, iş yükü de haliyle azalıyor zamanla.

Bir elin nesi var iki elin sesi var. Boşuna dememiş atalarımız, iki elden gelen ses alkış, iş, sanat, beceri, tamir onarım, üretim yaratım…. Siz noktalı yerlere istediğinizi koyun… Sizde ne yaratıcı fikirler ve eylemler var kim bilir. Yeter ki kararlı olup, ilk adımı atın. Hadi kolay gelsin…

Ruh ile beden arasındaki denge

İstanbul doğumlu... Maltepe üniversitesinde İnsan Bilimleri ve Psikoloji alanında yüksek lisans yaptı. İnsan Psikoloji konusunda Doktor programın ardından, öğretmenlikten emekli oldu. 20 yıldır kişisel gelişim ile ilgili seminer, konferanslar ve eğitimler vermektedir; Olumlama, şifa çalışmalarına katılıyor. Halk Eğitimde Eğiticinin Eğitimi hocalığı yapıyor. Medeniyet Üniversitesinde Liderlik ve Sosyal Hayatta iletişim derslerini verdi. Aynı zamanda ICF Koç Danışmanı olarak çalışıyor. Kanada da yaşayan yazarımız online bireysel koçluk ve eğitim koçluğu seansları yapmaktadır.