D Vitamini eksikliği ile corona virüsü ilişkisi nedir?

D vitamini eksikliği ile corona virüsü arasında bir ilişki var mı? Bilimsel araştırmalar ne söylüyor? Sitokin fırtınasına karşı mücadelede D vitamininin önemi nedir?

D Vitamini eksikliği ile corona virüs ilişkisi nedir?

D Vitamini eksikliği ile corona virüsü ilişkisi nedir?

Prof. Dr. Özgür Karcıoğlu‘na Corona Virüsü (Covid-19) ile D Vitamini ilişkisini sorduk.  Verdiği değerli bilgiler için kendisine teşekkür ederiz.

Corona virüsü ile D vitamini eksikliği arasında ilişki var mı?

Bu sorunun cevabı aşağıda detaylı olarak açıklayacağım üzere hem evet, hem hayırdır. Covid-19 her şeyle olduğu gibi D vitamini (D vitamini) ile de ilişkilendirilmiştir.

D Vitamini hakkında bilgi verir misiniz?

D vitamini (DV) günışığı vitamini olarak bilinen, sağlıklı kemikler, dişler ve kaslar için önemli bir moleküldür. Vücutta depolanan vitaminlerdendir. D2 vitamini bitkiler tarafından sentezlenir, D3 vitamini ise derimizde üretilir.

D vitamini aktif formunun (1,25-dihydroxyvitamin D/calcitriol) ile birçok inflamatuar, enfeksiyöz hastalıkta etkili olduğu düşünülür. D vitamini eksikliği, çocuklarda raşitizme, yetişkinlerde kemik yumuşaması veya tıpta ‘osteomalazi’ dediğimiz hastalıklara yol açar.

DV ultraviyole ışıma yoluyla ciltte pasif formdan aktif forma dönüştürülmektedir. Bu nedenle açık havada, güneş altında yapılan fiziksel aktivitenin DV düzeylerini etkin şekilde artırabildiği bilinmektedir (Carter, 2020). Siyahilerde DV sentezinin daha az olduğu, bunun nedeninin de melanin pigmentinin UV ışınları daha az absorbe etmesinden kaynaklandığı gösterilmiştir (Nair, 2012).

D Vitamininin enfeksiyonlarla ilişkisi nedir?

Aslında D vitamininin bağışıklık sistemini desteklediğine ilişkin ciddi kanıt yok gibidir. Yine de bazı çalışmalar D vitamini eksikliğinde grip ve nezle gibi viral hastalıklara yatkınlığı artırdığını göstermiştir. Teymoori- Rad ve ark. D vitamininin birçok farklı mekanizma ile antiviral etkinliği (Antiviraller virüs enfeksiyonlarına karşı kullanılan farmakolojik ajanlardır. Viral enfeksiyonun kontrol altına alınması ya da yok edilmesi amacıyla kullanılırlar. ) olduğunu da öne sürmüştür (Teymoori-Rad, 2019).

Sitokin fırtınasına karşı mücadelede D vitamininin önemi nedir?

COVID-19 seyrinde önemli rolü olan sitokin fırtınasına karşı mücadelede D vitamininin önemli olduğu ortaya atılmıştır. Toplum tabanlı çalışmalarda Batı toplumlarında DV eksikliği olanlarda, siyahilerde ve diğer etnik azınlıklarda COVID-19 enfeksiyonunun daha sık görüldüğü ve daha şiddetli seyrettiği belirtilmiştir (Khunti, 2020).

Örneğin İngiltere toplumunun sadece %13’ü etnik azınlıklardan oluşmakta, ancak hastanelere yatırılan COVID-19’lu hastaların 1/3’ü bu azınlıklardandır. ABD’de de siyahilerin COVID-19’a yakalanma riskinin 3 kat ve ölüm riskinin 6 kat fazla olduğu Washington Post’ta yazılmıştır (Thebault, 2020).

Fakat etnik köken ile COVID-19 enfeksiyonu ilişkisinin nedeni henüz tam aydınlatılamamıştır. Bu gruplarda D vitamini eksikliğinin daha yaygın olmasının potansiyel bir açıklama olabileceği düşünülmüştür.

Sigara, erkek ve D vitamini eksikliği: Kötü bir üçlü mü?

Erkeklerde COVID-19’e bağlı ölüm hızının daha fazla olmasının sigara içiminin erkekte daha fazla olması ve sigaranın D vitamini düzeyini düşürmesinin sonucu olduğu da ortaya atılmıştır (Grant 2020, Brot 1999).

İmmun modülatör etki ve D vitamini arasındaki ilişki nedir?

İmmun modülatör: Vücudun kendi bağışıklık sistemini kuvvetlendirerek bağışık yanıtı arttıran madde, dengeleyicidir. D vitamininin tocilizumab benzeri IL-6 karşıtı etkinlik ile immun modülatör etkinlik gösterdiğini, hatta bunun mevsimsel gribin döngüselliğini sağladığı iddia edilmiştir. (Silberstein ve ark. 2020). Yani kışın güneş olmadığı için D vitamini sentezi azalmakta, bu da hastalıklara eğilimi artırmaktadır.

Urashima ve ark. D vitamini düzeyinin influenza hastalığına yatkınlıkla doğrudan ilişkili olduğunu göstermiştir. (Urashima, 2010) Hatta yazarlar pahalı tocilizumab yerine D vitamini tedavisinin daha ekonomik şekilde COVID-19 yönetiminde kullanılabileceğini öne sürmüşlerdir.

Yaşlılarda belli aralıklarla D vitamini verilmesinin solunum yolu enfeksiyonlarına karşı koruyucu olabildiği gösterilmiştir. COVID-19’a yakalananların tedavisinde ise daha yüksek dozlar gerekebilir.

Risk grupları kimlerdir?

Obez bireyler, gebeler, kronik hastalıkları olanlar ve yaşlılar D vitamini eksikliği açısından yüksek risklidir.

Obezite ile COVID-19’un şiddetli seyretmesi arasındaki bağlantının D vitamini eksikliğinden kaynaklandığı öne sürülmüştür.

D vitamini eksikliğinin COVID-19 olgularında ölüme giden yolu başlatan solunum zorluğu sendromu – ARDS gelişiminde de etkili olduğu bildirilmiştir (Han, 2016). COVID-19 ölümlerinde etken olan ileri yaş ve komorbidite varlığının aynı zamanda D vitamini eksikliğine de eşlik etmesi, hangisinin gerçek etken olduğunu anlamayı zorlaştırmaktadır. (Pilz, 2018)

Tüm bunları göz önüne alarak Grant ve ark. COVID-19 ve diğer enfeksiyon riskini azaltmak için risk gruplarındaki kişilerin birkaç hafta 10.000 IU/gün, daha sonra 5.000 IU/gün D3 vitamini almalarını önermiştir .(Grant, 2020) Hedef, D vitamini düzeyini 40–60 ng/mL (100–150 nmol/L) üzerine çıkarmaktır.

Yoğun bakımda D vitamini kullanımından bahseder misiniz?

2016’da Atlanta’da mekanik ventilasyondaki yoğun bakım hastalarından D vitamini eksikliği olanlara (N=31) yüksek doz D vitamini verilmesinin ölümleri azalttığı gösterilmiştir (Han, 2016).

D vitamini alırken, D vitamini alan hastaların, aktivasyona yardımcı olan ve kemik metabolizmasında birlikte davranan magnezyum ve kalsiyum da almaları önerilir.

Bu konudaki en geniş kapsamlı klinik araştırmalardan biri İngiltere’de yapılmış ve yeni yayınlanmıştır (Hastie, 2020). Kan (25(OH)D) düzeyi COVID-19 riski ile UK Biobank ( 2006 yılında Birleşik Krallık ‘ta başlayan genetik yatkınlığın ve hastalığın gelişimine çevresel maruziyetin ilgili katkılarını araştıran büyük bir uzun vadeli biyo-banka çalışması. ) katılımcılarında (502,624 kişi, 37-73 yaş) ilişkilendirilmiştir; aynı zamanda etnik azınlıklardaki risk artışı ile bağlantısı da araştırılmıştır.

Klinik araştırmaların sonuçları nelerdir?

Sonuçlar ilginçtir. Gerçekten de D vitamini eksikliği COVID-19 hastası olmak ile ilişkili görünmektedir. Ancak ‘kafa karıştırıcılar’ olarak Türkçeleştirilen ‘confounding factors’ devreden çıkarıldığında istatistiksel anlamlı ilişki kaybolmaktadır. (OR=1.00; 95% CI=0.998-1.01; p=0.208)

Yani D vitamini COVID-19 ile doğrudan ve bağımsız risk faktörü olarak ilişkili değildir.

Yine ilginç şekilde siyahi olmak ve Güney Asya kökenli olmak doğrudan COVID riskini artırmaktadır. (OR değerleri 5,3 ve 2,6, p<0.001)

Sonuç olarak ne söyleyebilirsiniz?

Sonuç olarak D vitamini düzeyinin COVID-19 riski ile ilişkili olmadığı, etnik azınlıklardaki risk artışının da kaynağı olmadığı ortaya konmuştur.

Komorbid diğer hastalıkların bu gruplarda fazla olması ve sosyoekonomik etkenler üzerinde durulması gerekecektir.

Şu ana kadar eldeki veriler, herkesin D vitamini alması değil, D vitamini eksikliği olan yaşlı, sigara içen ve komorbid hastalıkları olanlara D vitamini verilmesinin uygun olduğunu düşündürmektedir. Yine de D vitamini ile Covid-19 ilişkisinin netleşmesi için çok merkezli, toplum tabanlı iyi tasarlanmış çalışmalar gerekli görünmektedir.

Biyografi: Prof. Dr. Özgür Karcıoğlu

Biyografi: Prof. Dr. Özgür Karcıoğlu kimdir1969 yılında Aydın’da doğdum. Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden 1993 yılında mezun olup 1994’te Dokuz Eylül Üniv. Tıp Fak. (DEUTF) Acil Tıp AD Araştırma Görevliliğine başladı.

1998’de ‘Acil Serviste Kardiyopulmoner Resusitasyon Uygulanan Hastalarda End-Tidal CO2 Monitörizasyonunun Rolü’ konulu uzmanlık tezi ile Acil Tıp Uzmanı oldu. Ekim 2004’te DEÜTF Acil Tıp AD’da Doçent unvanı aldım. 2005 Nisan-2007 Eylül arasında aynı anabilim dalında başkanlık görevinde bulundu. 2007’den itibaren Sağlık Bakanlığı’na bağlı İstanbul Bakırköy Eğitim ve Araştırma Hastanesinde Acil Tıp Kliniği eğitim direktörü olarak görev aldı. Ocak 2009’dan sonra Acıbadem Üniversitesi Tıp Fakültesi Acil Tıp Anabilim Dalı Başkanı ve Bakırköy Acıbadem Hastanesi Acil Servis Sorumlusu olarak çalıştı. 2010 yılında Acıbadem Üniversitesi bünyesinde Profesör unvanı aldı.

Eylül 2007-2009 arasında Türkiye Acil Tıp Derneği Yönetim Kurulu üyesi olarak görev aldı. İstanbul Tabip Odası, Türkiye Acil Tıp Derneği, Ulusal Travma ve Acil Cerrahi Derneği, Acil Tıp Uzmanları Derneği, Tıp Eğitimini Geliştirme Derneği, American College of Emergency Physicians (ACEP), European Society of Emergency Medicine üyesi. 2014 yılında kurucusu olduğum Toplumsal Afet Derneği’nin Başkanlığını yürütüyor. TATD bünyesinde Sepsis çalışma grubunun başkanı, Travma ve Resüsitasyon çalışma gruplarında aktif üyesi. 2017 yılında “Fellow of Emergency Medicine Association of Turkey” (FEMAT) üyeliği ödülü aldı.

2012 ve 2016 yılında Amerikan Kalp Derneği (AHA) bünyesinde Temel ve İleri Kardiyak Yaşam Desteği (BLS ve ACLS) Eğitici Eğitimi Sertifikası aldı.

Bu süreç içinde DEUTF Acil Tıp akademik yapısı içinde yürütülen ve tamamlanan 22, diğer bir üniversitede 1 uzmanlık tez çalışmasında tez danışmanı olarak görev yaptım. Acil tıp ile ilgili uluslararası hakemli dergilerde 111, ulusal hakemli dergilerde 65 bilimsel yazı ve makale, editörlük yaptığı 2 çeviri, 3 özgün kitap ve 33 kitap bölümü yayınlandı. Halen ‘Trauma Surgery’ başlıklı orijinal İngilizce kitap editörlüğü projesi devam ediyor.

Üniversiteler ve uzmanlık dernekleri bünyesinde düzenlenen çeşitli sempozyum ve konferanslarda görev aldı. 2007’de İzmir’de düzenlenen III. Ulusal Acil Tıp Kongresi’nde Kongre başkanlığı yaptı. Ulusal ve uluslararası bilimsel kongrelerde sözlü veya poster olarak sunulan 116 bildiride katkısı oldu.

COVID-19 salgınına ilişkin yazı ve benzeri bilgileri, tanı ve tedavi süreçleri, yayılım, bulaş, korunma ve tedavi yöntemlerini içeren ‘COVID-19 TANI VE TEDAVİSİ’ başlıklı kitabı Ematip kitabevi tarafından basılmıştır. https://www.ematip.com/urun/saglik-profesyonelleri-icin-covid-19-tani-ve-tedavisi web adresinden ulaşabilirsiniz.

Kaynaklar:

Corona virüsü sözlük: Nedir? Ne anlama gelir? (1. Bölüm)

1973 İstanbul doğumluyum. Hayatın her alanında gönüllü olarak faaliyet göstermekteyim. Bağımlılık ile mücadele, kadın ve çocuk istismarına karşı destek, eğitime katkı amaçlı kütüphanaler kurulması, yardımlaşma derneklerinde faaliyetler, tüketicinin her tür hakkı (sağlık, hukuk...) üzerine destek çalışmaları, kültür sanat projelerine koçluk, danışmanlık, tutuklu çocukların topluma kazandırılması amaçlı eğitim organizasyonları, kan bağışı, organ bağışı, ilik bağışı üzerine organizasyonlarda koordinatörlük, özel eğitim öğretmeni olmam sebebiyle engelli çocuklarımızın ailelerine danışmanlık, okullarda çocuklarımızın yardımlaşma güdüsünü pekiştirme amaçlı seminerler ve sayamayacağım daha pek çok alanda, neredeyse hiç durmadan yıllardır gönüllü olarak faaliyet göstermekteyim.