Ölüyoruz, yok ötesi!

Pınar Gültekin’in ardından ne mi oldu? İnternetin kısıtlanması üzerine açıklamalar yapıldı. Şiddetle baş edildiğinden bahsedildi (!) Pınar için yürüyenler de şiddet gördü. Kimi evli bir erkekle birlikteliğini sorguladı. Hatta katile destek amaçlı sosyal medya hesabı açıldı. Ölen nasılsa öldü. İstediğin gibi yaz çiz. Lakin hep unutuldu atıp tutarken, yapılan hangi hata ölümü hak ettirir?

ölüyoruz

Ölüyoruz, yok ötesi!

Aşık Veysel, karısı başkasıyla kaçmaya karar verdiğinde lazım olur diye gizlice para koymuş çorabının içine ya da ayakkabısına.

Ahmed Arif, Leyla Erbil evleneceği zaman “Evleneceksin demek? herhalde çocuğu sevdin! inşallah mesut olursun canım.” diye yazar.

Tomris Uyar, “Akşamları eve biraz geç gel yahu bir erkek hiç dolaşmaz mı?” dediği için kapının önünde bekler Cemal Süreya ve daha ne hikayeler.

Niceleri geçti bu dünyadan. Sevdayı, aşkı en güzel anlatan adamlardı onlar. Naif adımlarla belki incinerek ama incitmeden çıkıp gittiler bu dünyadan.

Yıl 2020. Artık filozof olacak kadar düşünmeye zamanımız yok. Artık o yukarıda bahsettiğim zamanlar kadar naif değil ruhumuz. İşin aslı bu kadar hızlı ilerlerken dünya, insan insanın biley taşı olmuşken, insan insanı kırarken kimsenin de bu kadar naif duygu bekler hali yok. Hatta öyle bir noktaya geldik artık zarar vermezseniz yetecek!

Pınar Gültekin

Gencecik bir kadın katledildi. İsmi Pınar Gültekin. 27 yaşındaydı. Üniversite son sınıf öğrencisiydi. Bir varilde üzerine beton dökülmüş şekilde bulundu cesedi.

Katili Cemal Metin Avcı, evli 1 çocuk babası! Pınar’ın ağabeyi “Evli olduğunu öğrendikten sonra ayrıldı.” diyor, sanki ölmeyi hele hele bu şekilde ölmeyi hak etmediğini kanıtlaması gerekirmişcesine! Katil, barışmak istediğinden, çok sevdiğinden, kıskandığından o kıskançlıktan gözünün dönüşünden bahsediyor.

Kısaca bir önceki kadın cinayetinin karbon kağıtla geçirilmiş ezber sözleri. Sonuç, önce boğulan, sonra yakılmaya çalışılan, en son üzerine beton dökülüp bir varilde bulunan 27 yaşında bir kadın!

Şimdi tüm bunlar olduğunda ne olmalı? Toplum ses vermeli değil mi? İnfial oluşturmalı. Muhalefeti, iktidarı el ele verip yasanın neresi sıkıntılı bunlar nasıl bir canı almaya cür’et ederler diye sabahlamalılar değil mi? Gerçi Pınar’a gelene kadar o kadar can gitti ki….

Sadece geçtiğimiz Haziran ayında, 27 kadın canından oldu ve bugün Pınar’ın ardından ne mi oldu? İnternetin kısıtlanması üzerine açıklamalar yapıldı. Şiddetle baş edildiğinden bahsedildi (!) Toplumumuz ve onun içindeki hiç eğitilmeyecek olanlar, hiç vicdanlarıyla tanışmayacak olanların bir kısmı katilin partisinden dem vurdu. Sanki o partili olunca alkışlanacak gibi. O kadar dem vurdular ki üst sıralara çıktı başlık.

27 yaşında bir kızın katledilmesi siyasete bağlandı. Oysa vicdansızlık, ahlaksızlık ne sağ ne sol, ne dinci ne laik, ne liberal ne demokrat ayırmıyordu. Kimileri her zamanki gibi giyiminden dem vurdu. Üstelik bunu damacanaya, kediye, köpeğe tecavüz edilen bir ülkede yaptı!

Kimi evli bir erkekle birlikteliğini sorguladı. Evli olan erkekken ve o erkeğin evliliğiyle ilgili ettiği bir yemin varken bunu sorgulamak akla bile gelmedi. Hatta katile destek amaçlı sosyal medya hesabı açıldı. Ölen nasılsa öldü. İstediğin gibi yaz çiz. Lakin hep unutuldu atıp tutarken, yapılan hangi hata ölümü hak ettirir?

Pınar için yürüyenler de şiddet gördü. Pınar öldü. Şimdi geriye kalanlara savaşmak düşüyor. Adalet yerini bulsun diye. Takım elbise giyip, hakimin karşısında süt dökülmüş kedi gibi durunca “iyi hal” indirimi almasın diye! Oysa bu kadar zor mu bir kere yitip gidenin geride bıraktıklarının yerine kendini koymak.

Gidene mi yansınlar, katile hiçbir şey olmamasına mı? Pınar artık yok aramızda. Yarın belki başka bir kadın olmayacak, sonra bir başkası; peki yasa koyucular, konulan yasayı yürütenler, tüm kadınlar tükenene kadar elinizi taşın altına koymadan bekleyecek misiniz? Ölüyoruz, yok ötesi!

İstanbul Sözleşmesi nedir? Mağdurları nasıl koruyor?

Elif Aver; 1987 yılında İstanbul'da doğdu. Cumhuriyet Üniversitesi Jeofizik Mühendisliği bölümünden 2010 yılında mezun oldu. Özel sektörde mesleğini yapmakta, ayrıca TMMOB Jeofizik Mühendisleri Odası İstanbul Şubesi yönetim kurulu üyesi. Yazmak, çizmek ve okumak çocukluğundan beri en büyük tutkusu. Ondan sebep söz yitene kalem bitene kadar yazanlardan.