Sosyal medya yasası ile nereye gidiyoruz? Takvim nasıl işleyecek?

Sosyal medya yasasında nereye gidiyoruz? Facebook, Twitter, Instagram gibi sosyal ağ sitelerinin temsilci atamamaları durumunda ne olacak? Takvime göre sitelerin erişime engellenmesi ne zaman söz konusu olacak?

Sosyal medya yasası takvim

Sosyal medya yasası ile nereye gidiyoruz?

Herkesin bildiği üzere sosyal medya düzenlemesine ilişkin bir kanun yürürlüğe girdi. Bu kanun oldukça ses getirdi. Bazıları ifade özgürlüğüne aykırı dedi, bazıları özel hayatın gizliliğine, bazları ise haberleşmenin gizliliğine…

Ancak öyle ya da böyle 5651 sayılı “İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi ve Bu Yayınlar Yoluyla İşlenen Suçlarla Mücadele Edilmesi Hakkında Kanun” hayatımıza giriş yaptı. Bu kanunda 10 madde bulunuyor ve sosyal medya şirketlerine yönelik önemli maddeler yer alıyordu.

Sosyal medya yasası neler getiriyor?

• Buna göre Türkiye’den ortalama 1 milyondan fazla günlük erişime sahip olan yurt dışı kaynaklı sosyal ağ sağlayıcı Twitter, Facebook, Instagram, WhatsApp, TikTok ve akla gelen tüm diğer sosyal ağlar en az 1 kişiyi Türkiye’de temsilci olarak belirleyecek.

• Bu temsilcinin gerçek kişi olması halinde Türk vatandaşı olması zorunlu olacak.

• Temsilci belirlemeyen ağ sağlayıcılara kademeli olarak para cezası verilecek.

• Bu temsilci 6 aylık raporu Türkçe hazırlayarak BTK’ya bildirecek. İlk rapor için tarih Ocak 2021 iken şimdi Haziran 2021’e uzatıldı.

• Bunun yanında Erişim Sağlayıcıları Birliği tarafından ilgili içerik ve yer sağlayıcılar ile erişim sağlayıcıya gönderilen içeriğin en geç 4 saat içinde çıkarılması veya erişimin engellenmesinin istenmesi mümkün olacak.

4 saat ise bakıldığında gerçekten çok kısa bir zaman olarak görünüyor. Nitekim şimdiden eminiz ki çok fazla içeriğin çıkarılması an be an talep edilecek.

Temsilci bulundurulmazsa ne olacak?

Temsilci bulundurmamanın yaptırımları kanunda açık ve net bir şekilde ifade ediliyor. Buna göre Temsilci bulundurmayan ve bildirmeyen sosyal ağ sağlayıcılarına sırasıyla iki aşamalı idari para cezası, devamında reklam yasağı ve iki aşamalı internet trafiği bant genişliğinin daraltılması gibi yaptırımlar uygulanacak.

• İlk olarak sosyal ağ sağlayıcıya temsilci bulundurmadığı için BTK tarafından bildirimde yapılacak ve bildirimden itibaren 30 gün içinde bu yükümlülüğün yerine getirilmemesi halinde sosyal ağ sağlayıcıya, BTK tarafından 10 milyon lira idari para cezası verilecek.

• Verilen idari para cezasının tebliğinden itibaren 30 gün içinde bu yükümlülüğün yerine getirilmemesi halinde 30 milyon lira daha idari para cezası verilecek.

Şimdi takvimlere baktığımızda, 1 Ekim 2020 sosyal medya platformlarının temsilci ataması için son gündü. BTK temsilci bulundurmadığı için sosyal medya platformlarına bildirim yaptı. Bildirimden itibaren 30 gün geçti ve bu ay başı itibariyle verilen süre doldu.

Yasal temsilci atayan tek platform Rus sosyal medya platformu VK – VKontakte oldu. Türkiye’de temsilci atamayan Facebook, Instagram, Twitter, YouTube, Periscope ve Tiktok’un da aralarında bulunduğu sosyal medya platformlarının BTK tarafından her birine 10’ar Milyon TL idari para cezası verildi. Bu durum yasal yükümlülüğünü yerine getirmeyen sitelerden biri olan Twitter üzerinden de kamuoyu ile paylaşıldı.

Bundan sonra ne mi olacak?

Şimdi 30 gün daha sosyal medya platformlarının süresi var. Eğer bildirmezlerse Aralık ayında 30 Milyon TL para cezası, sessiz kalmaya devam ettiklerinde ise önce Ocak 2021’de reklam cezası yasağı, Nisan 2021’de bant genişliğinin %50 azaltılması ve nihayetinde Mayıs 2021’de bant genişliğinin %90 oranında azaltılması söz konusu olacak.

Bant genişliğinin azaltılması ne anlama geliyor?

İşte bu %50 ve %90’lık bant genişliğinin azaltılması cezası tam olarak erişim engellenmesi oluyor. Yani bizler Nisan ayı itibariyle sosyal medya hesaplarımıza erişememeye, paylaşım yapamamaya ve haber alamamaya başlayacağız. Kademeli olarak dış dünya ile iletişimimiz koparken yalnızca “tweet” atmaya devam edeceğiz.

Ne hedefleniyor?

Her ne kadar kanundaki asıl amaç çocukların cinsel istismarı, fuhuş, kumar ve uyuşturucu kullanılmasını kolaylaştırma gibi suçları barındıran yayınlar için erişimin engellenmesinin sağlanması. Suç unsuru bulunan kısmi içeriklerde erişimin mahkeme kararıyla engellenmesi yerine sosyal ağ sağlayıcılardan içeriğin tamamen kaldırılması sağlanarak suç oluşturmayan içerikler yönünden ifade ve haber alma özgürlüğünün daha da güvenceli hale getirilmesi olsa da suistimale oldukça açık.

Twitter kişisel verileri paylaşmak zorunda kalacak

Nitekim Twitter, tüm dünyada anonim kalmayı tercih eden kullanıcıların kişisel bilgilerini kamu otoriteleri ve devlet yetkilileriyle paylaşmama yönünde bir politika izliyor. Kullanıcılar kendi isim ve soyadları ile siteye kayıt yaptırma zorunluluğuna sahip değiller. Anonim bir hesaptan yapılan paylaşımlar hakkında mahkeme kararınca erişim engeli getirilse de Twitter ilgili paylaşımları ifade özgürlüğü kapsamında değerlendirip kararı uygulamayı reddedebiliyor. Kullanıcı bilgilerini, ip adresini devlet yetkilileriyle paylaşmıyor.

Fakat yeni yasa ile hakkında erişim engeli kararı verilen paylaşımlar hakkında suç duyurusunda bulunulması ve soruşturma başlaması halinde Twitter tüm bu kişisel verileri paylaşmak zorunda kalacak. Bu durum her ne kadar vatandaşları korumak için böyle bir yasa çıkarılmış olsa da aynı zamanda vatandaşların hukuki ve cezai haklarını oldukça tehlikeye sokuyor.

Bundan sonra ne olacağını öngörmek zor!

Belki sosyal medya platformları temsilci gönderecek, belki de göndermeyerek ağların Türkiye’de kapatılmasına kadar gidecek. Türkiye gibi bir pazardan platformların vazgeçmesi zor olsa da, kendi ilkelerine aykırı bir durumla karşı karşıya kalmaları halinde nasıl karar vereceklerini kestirmek pek de mümkün görünmüyor. Doğru temsilci ve doğru kullanım halinde bu yasa pek çok vatandaşa derin bir nefes aldıracaktır… Aksini düşünmek dahi istemeyiz.

İktidarın sosyal medya karşıtlığındaki asıl neden nedir?

1991 yılında İstanbul’da doğdu. Haydarpaşa Anadolu Lisesi, Kadir Has Üniversitesi Hukuk Fakültesi ve Sosyal Bilimler Enstitüsü Özel Hukuk Tezli Yüksek Lisans mezunudur. Kendi bürosunda serbest avukatlık yapan Mintaş'ın Marka Hukukunda Karıştırma Tehlikesi adında bir kitabı bulunmaktadır. Siyaset ve sivil toplum alanlarında çalışmaktadır. Uzun yıllardır hak temelli çalışmalar yürüten çeşitli yerel, ulusal ve uluslararası sivil toplum kuruluşlarına üye olup, yönetim & yürütme kurullarında görev yapmış ve yapmaktadır.