Zam mı zamcık mı?

Hükûmet her ne kadar yaptığı zamları ‘güncelleme’ olarak görse de bu zamlar, vatandaşın sırtına ağır bir yük olarak biniyor…

zam zamcık

Zam mı zamcık mı?

Global çapta olduğu gibi Türkiye’de de kısırlaşan bir ekonomi var. Dünya bu ekonomik daralmayı daha küçük oranda yaşarken; ülkemiz, krizi daha net, daha belirgin olarak yaşıyor.


Türk ekonomisi AKP ile uzun yıllardır, daha çok inşaat ekonomisine yönelmesinden dolayı, bugün gelişen ekonomik olaylara karşı savunmasız kalmıştır.

Dünyadaki olumsuz ekonomik gelişmeler daha çok Covid-19‘un ortaya çıkardığı daralma ve Rusya – Ukrayna arasındaki savaşın yansımaları olarak karşımıza çıkıyor. Enerji piyasaları da başta Türkiye olmak üzere küresel boyutta da problem yaratmaktadır.

Dolar kuru başta olmak üzere, euro ve altındaki yukarı yönlü ivme, emtia fiyatlarını da yukarı çıkarmaktadır. Bu da ülke içinde enflasyonu artırmakta ve sonraki adım olarak alım gücünün negatif yönlü kırılmasına neden olmaktadır.

Özelikle son iki yılda kira fiyatlarının artışı, konut satış fiyatlarının artışı, özellikle gıda fiyatlarının artışı Türk vatandaşlarının oldukça zorlanmasına neden oldu. Hatta bu süreçte ekonomik nedenlerden dolayı intihar edenler dahi oldu. Gerçek anlamıyla toplum olarak oldukça zorlandık.


100 binin üzerinde küçük esnaf işyerini kapatmak zorunda kaldı. Dolar kurundaki artışın tüm sektörlere yansıması oldukça ağır oldu. Buradaki artış, zam olarak vatandaşlara dönüyor. Halkın temel ihtiyacı ekmeğe iki yılda yüzde yüzün üzerinde artış oldu. Bu sadece ekmekte değil, diğer temel ihtiyaç ürünlerinde de gerçekleşti.

Zam yapıldığında da ülke yöneticileri bunu ‘güncelleme’ olarak nitelendirdi. ‘Güncelleme’ vatandaşın bağrına ok gibi saplandı tabi. Bu noktada akla güldürünün önemli isimlerinden Levent Kırca‘nın o skeci akla geliyor. Bu ekonomik değişimler ‘zam’ olarak mı görülmeli yoksa ‘zamcık’ olarak mı?!

Hükümet zam yaptığında bu, ‘güncelleme’ veya ‘zamcık’ olarak nitelendirilse de halktaki karşılığı ağır bir zam olarak görülüyor.

Ekonomi Bakanı Nureddin Nebati ise bu ‘zamcık’ları görmeden, halkın anlayamayacağı ekonomi terimleri ile gündemi doldurmaya çalışıyor. Asıl olan temel sorunlardan uzak bir ekonomi modeliyle karşımıza çıkan, sonuç vermeyen bir yola doğru evriliyoruz.


Halkın çaresiz bakışları arasında gelen ‘zamcık’ haberleriyle de günü dolduruyoruz…

Nebati: Elde ettiğimiz başarılar parmakla gösterilecek nitelikte


Kişioğlu, zıt düşüncelere sahip kişilerle tartışmayı seven ve her olaya bilimsel olarak yaklaşıp, olaylara septik yaklaşmaktan kaçınmayan biridir. Olayları derinlemesine incelemeyi ve yanlışın ortaya çıkarılıp doğruya nasıl ulaşılacağı konusunda fikir üretilip bunun üzerinden felsefe yapılmasını arzulayan biridir. Etik, ahlaki ve hukuki sınırları aşmadan herkesin, her ortamda eleştirilmesi taraftarıdır. Dogmatik düşüncelerden uzak; sormayı, sorgulamayı kendisine görev edinmiş ve bunun çabası içerisindedir… Her türlü bilgi alışverişine açık; farklı görüşlerin çarpıştıkça büyüyebileceğine ve kolektif düşünsel ürünlerin ikamesinin de olabileceğine inanmakta; halk için, halk yararına olan her şeyin de yanındadır…