MRD testi, kanser tedavisinden sonra vücutta gizli kalmış olabilecek hücreleri yalnızca bir tüp kan üzerinden ortaya koyabiliyor. Kanser tedavisi gören pek çok hasta için en rahatlatıcı cümle “Bütün tetkikleriniz normal” olsa da, modern tıbbın geldiği noktada bu cümle her zaman sürecin tamamen bittiği anlamına gelmeyebiliyor. MR, PET ve rutin kan testlerinin normal çıkması, vücutta hastalığa ait hiçbir hücre kalmadığını kesin olarak göstermeyebiliyor.
Bazı kanser hücreleri, görüntüleme yöntemlerinin ve klasik testlerin algılayamayacağı kadar küçük ve sessiz bir şekilde dolaşımda varlığını sürdürebiliyor. Memorial Şişli Hastanesi Onkoloji Merkezi’nden Prof. Dr. Serkan Keskin, 4 Şubat Dünya Kanser Günü öncesinde kanser takibinde MRD testi ile ilgili bilinmesi gerekenleri anlattı.
Görüntüleme ve klasik testler her zaman yeterli mi?
Kanser şüphesi olan ya da tanı almış hastaların takibinde MR, bilgisayarlı tomografi (BT), PET-CT ve ultrason gibi görüntüleme yöntemleri sıklıkla kullanılıyor. Bunlara ek olarak bazı kan testleri ve tümör belirteçleriyle hastalığın varlığı ya da yokluğu değerlendiriliyor. Bu yöntemler modern tıbbın vazgeçilmez araçları ve çoğu zaman doğru yönlendirme sağlıyor.
Ancak Prof. Dr. Keskin’in vurguladığı gibi, tüm bu tetkikler normal olsa bile hastalık moleküler düzeyde tamamen ortadan kalkmamış olabiliyor. Tedavisini tamamlamış, ameliyat olmuş ve “tam yanıt” aldığı düşünülen bazı hastalarda yıllar sonra nüks görülmesi, bu durumun en somut göstergesi.
MRD testi gizli kalmış kanser hücrelerini ortaya koyuyor
Minimal Rezidüel Hastalık (MRD), tedavi sonrasında vücutta kalmış olabilecek çok küçük sayıdaki tümör hücrelerini ifade ediyor. Bu hücreler klasik görüntüleme yöntemleriyle ya da rutin kan testleriyle saptanamıyor; ancak genetik ve moleküler düzeyde yapılan ileri analizlerle kandan tespit edilebiliyor.
MRD değerlendirmesi için yalnızca bir tüp kan alınıyor ve örnek genetik laboratuvara gönderiliyor. Kanda dolaşan tümör DNA’sı veya tümör hücreleri belirli eşik (cut-off) değerlerine göre analiz ediliyor. Eşik değerin üzerinde saptanan sonuçlar, hastalığın ilerleyen dönemde yeniden ortaya çıkma ihtimalinin yüksek olduğunu gösteriyor.
Nüks riski önceden görülebilir mi?
Güncel bilimsel veriler, MRD pozitifliği saptanan hastalarda ilerleyen dönemde hastalığın nüks etme olasılığının yüzde 90’lara kadar çıkabildiğini gösteriyor. Bu bilgi hem hekim hem de hasta açısından son derece kıymetli; çünkü hastalığın geri dönmesini beklemek yerine, risk daha oluşmadan önlem almak mümkün hale geliyor.
Meme kanseri, kolon kanseri, akciğer kanseri ve böbrek kanseri gibi birçok solid tümörde MRD testi giderek daha yaygın kullanılıyor. Ameliyatını olmuş, kemoterapi ve diğer onkolojik tedavilerini tamamlamış bir hastada “Bu hastalık gerçekten bitti mi?” sorusunun yanıtı artık yalnızca filmlerle değil, moleküler verilerle de değerlendiriliyor.
MRD testi pozitif çıkarsa ne oluyor?
MRD’nin pozitif saptanması durumunda izlenen yol, klasik takip yaklaşımlarından farklılaşıyor. Bu hastalar daha yakından izleniyor, kontroller sıklaştırılıyor ve gerekirse daha güçlü ya da farklı tedavi seçenekleri devreye sokuluyor. Amaç, olası bir nüksü klinik olarak ortaya çıkmadan yakalamak ve hastayı yeniden tam şifaya ulaştırmak.
Günümüz onkolojisi artık yalnızca organ düzeyinde değil, gen ve molekül düzeyinde ilerliyor. Hangi hastanın daha yüksek risk taşıdığı, hangi tedaviden daha fazla fayda göreceği giderek daha net ortaya konabiliyor. Bu yaklaşım gereksiz tedavilerin önüne geçerken doğru hastaya doğru zamanda doğru tedavinin verilmesini sağlıyor.
Nüksü engellemek çok önemli
Kanser tedavisinde başarı artık yalnızca tümörü ortadan kaldırmakla sınırlı değil; asıl başarı hastalığın geri dönmesini engellemekte yatıyor. MRD testleri bu hedefe giden yolda hekimlerin elini güçlendiren, hastalara ise umut veren önemli bir gelişme olarak öne çıkıyor. Moleküler düzeyde yapılan değerlendirmeler sayesinde kanserle mücadelede daha bilinçli, daha güçlü ve daha erken adımlar atılabiliyor.
MRD testi hakkında sık sorulan sorular
MRD ne demek?
Minimal Rezidüel Hastalık; tedavi sonrasında vücutta kalmış olabilecek, klasik görüntüleme ve rutin kan testleriyle saptanamayan çok küçük sayıdaki tümör hücrelerini ifade ediyor.
MRD testi nasıl yapılır?
Hastadan yalnızca bir tüp kan alınıyor. Örnek genetik laboratuvarda incelenerek kanda dolaşan tümör DNA’sı veya tümör hücreleri belirli eşik değerlere göre analiz ediliyor.
MRD testi hangi kanserlerde kullanılıyor?
Meme, kolon, akciğer ve böbrek kanseri gibi birçok solid tümörde giderek daha yaygın kullanılıyor.
Görüş: Prof. Dr. Serkan Keskin, Onkoloji Merkezi, Memorial Şişli Hastanesi
Kaynaklar



