Uluslararası jeopolitikte ekonomik yaptırımlar ve diplomatik restleşmeler derinleşirken, küresel ticarette kullanılan her egemen para birimi stratejik bir güç gösterisinin merkezine yerleşiyor. Doğu ile Batı arasındaki güç mücadelesi finansal koridorlara taşınırken, çok kutuplu dünya düzeninin yeni mimarisi Kahire hattındaki kritik temaslarla şekilleniyor. Küresel güç dengelerinin yeniden tanımlandığı bu tarihi eşikte, liderler düzeyindeki hamleler bölgesel dengeleri kökünden sarsıyor.
Küresel ticarette dolar hegemonyası sarsılırken yeni para birimi dengesi nasıl şekilleniyor?
Çin Devlet Başkanı Şi Cinping 10 yıl aradan sonra, 1-3 Eylül 2026 tarihleri arasında Mısır’a resmi bir ziyarette bulundu. Tam da diplomatik ikili ilişkilerin başlangıcının 70. yılına, Mısır Devlet Başkanı Abdülfettah es-Sisi’nin de 70. yaşına denk gelen bu buluşma tesadüf müdür bilinmez… Ancak doğuracağı olası sonuçları ve bölgesel strateji hamleleri bakımından, bize bol bol beyin jimnastiği yaptıracağı su götürmez bir gerçek…
“Kızım sana söylüyorum, gelinim sen işit”
ABD Hazine Bakanlığı 28 Ağustos 2026 tarihinde, Mısır’ın ikinci büyük bankası olan Banque Misr’ın BAE şubelerine yönelik dolar bazlı finansal yaptırım adımını attı (Al Jazeera, Reuters verileri). Şi Cinping’in ilgili tarihteki Mısır uçağına binmesinden sadece birkaç gün önce gerçekleşen bu olay, tesadüfler zincirinin bir halkası olmasa gerek…
Yani mealen:
Jeopolitik satranç
SDE (Stratejik Düşünce Enstitüsü) analizine ve yayımlanan ortak bildirilere göre öne çıkan temel değerlendirme başlıkları:
- Stratejik ortaklığın derinleşmesi,
- Nil Nehri ve su güvenliği,
- Bölgesel güvenlik ve krizler,
- Teknoloji, savunma ve ekonomi
- Jeopolitik denge.
Bu değerlendirmeler çerçevesinde bakacak olursak, ABD’nin bu hamlesini, Şi Cinping’in ziyaretine ve Mısır’ın Çin – İran eksenine kaymasına karşı aceleyle çekilmiş bir Amerikan resti ve diplomatik bir sopa olarak okuyabiliriz. Bir başka açıdan okuyacak olursak, Washington’un “bölgeyi boş bırakmadığı” mesajını verme çabaları da diyebiliriz.
ABD’nin küresel siyasette sıkıştığı anlarda müttefiklerine karşı uyguladığı o bilindik “klasik şantaj refleksi”
ABD, Şi Cinping’in Kahire Havalimanı’nda kırmızı halıyla karşılanmadan hemen önce bu yaptırımı açıklayarak Cumhurbaşkanı Sisi’ye şu mesajı verdi:
“Çin ile yapay zeka, askeri tatbikat ve yerel para birimi görüşeceksin ama finansal can damarın hala benim elimde” (Sabah Gazetesi)
Yani Washington yönetimi, Mısır’ın askeri bağımlılığını ve dolar cinsinden borç yükünü kullanarak Kahire’nin stratejik harekat alanının sınırlarını çizmeyi amaçlamıştır.
Hatırlarsanız buna benzer bir krizi 7 Ekim 2016 tarihinde Rahip Brunson’un gözaltına alınmasıyla başlayan ve 12 Ekim 2018 tarihinde tahliye edilmesiyle nihayetlenen süreçte biz de yaşamıştık ABD ile…
Hatta bu olay için;
ABD’nin “finansal can damarını elinde tutma” silahını küresel kamuoyu önünde en açık, en doğrudan ve en agresif şekilde kullandığı tarihsel bir prototiptir (ilktir) diyebiliriz.
2018 yılında Trump, Rahip Brunson’un serbest bırakılmaması üzerine (o zamanki adıyla Twitter, zamane adıyla X olan) sosyal medya hesabından doğrudan Türkiye ekonomisini hedef almıştı:
“Türkiye ile ilişkilerimiz şu aralar iyi değil. Çelik ve alüminyumda gümrük vergilerini iki katına çıkarma talimatı verdim. Türk Lirası, bizim güçlü dolarımız karşısında hızla aşağı kayıyor” diyerek o dönem Türk Lirasında yaşanan sert kur dalgalanmasını bizzat tetiklemişti.
Amaç üzüm yemek değil bağcıyı dövmek
Pratikte, ABD uluslararası düzeyde “hukuki” bir olayı çözmeye çalışıyormuş gibi görünse de, aslında perde arkasındaki asıl hedef bambaşkaydı. SDE (Stratejik Düşünce Enstitüsü), “ABD, Türkiye’yi, S-400 Füzeleri, Rusya ile yakınlaşma ve Suriye politikalarında kontrolden çıkmaya başladığı için; Mısır’ı ise BRICS’e girip Çin ile askeri ve finansal cephe kurduğu için cezalandırılmak istendi” analizini yaparak sahne arkasındaki asıl hedefi net bir şekilde ortaya çıkarmıştır. (BRICS’in kuruluş felsefesi ve evrildiği güncel halini bir başka yazımızda ele alacağız. Lakin bu konu bilinmeden, Mısır’ın BRICS’e girmesinin Orta Doğu – Doğu Akdeniz aksında nasıl bir kırılmaya yol açtığını anlayamayız)
Kartların açık oynandığı yeni bir dönem
Şi Cinping’in tarihi Kahire ziyareti ve ABD’nin jet hızıyla Banque Misr üzerinden çektiği yaptırım resti, küresel siyaset sahnesinde artık “soğuk savaş” simülasyonlarının bittiğini ve kartların açık oynandığı yeni bir döneme girdiğimizi gösteriyor. (Al Jazeera, Euronews, SDE)
Kartları masaya vurmak
Tabii ki bu kartların açık oynandığı yeni dönemde Trump’ın başrol oyunculuğu inkar edilemez. Eski usul liderler (örneğin Obama veya Biden dönemi bürokratları), bir ülkeyi tehdit edecekleri zaman bunu kapalı kapılar ardında, süslü diplomatik cümlelerle ve arkasına sığınacakları uluslararası kurumlar aracılığıyla yaparlardı. Trump ise bu sahne dekorunu tamamen yıktı. Rahip Brunson krizinde tweet atıp “Ekonominizi mahvederim” derken de, göreve gelir gelmez Çin’e karşı tarihin en büyük ticaret savaşını başlatırken de ortada gizli saklı hiçbir şey bırakmadı.
Tüccar diplomasisi
Trump dünyayı bir siyaset arenası olarak değil, kuralı olmayan devasa bir ticarethane olarak görüyor. Adam açıkça müttefiklerine “Sizi korumamı istiyorsanız parasını ödeyeceksiniz” diyerek küresel siyasetin o “sahte değerler ve dostluklar maskesini” tek hamlede indiriyor. Yani Trump’lı yeni dönemde takke düştü kel göründü de diyebiliriz bir nevi…
Dolar sopası
Görünen o ki gelecek, insanlığa pek de akıllı bir dünya vadetmiyor.
[Mada Masr]
Pekin ise bilge bir satranç ustası gibi köşede bekleyip, Washington’ın sopasından kaçan her müttefike yeni bir Yuan hesabı açıyor [SDE]
Çok değil, bundan yüzyıl önce dünyayı sömürgeler üzerinden zapt eden büyük güçler, belki de gelecekte bizi banka hesaplarımız, telefon yazılımlarımız ve domateslerimizdeki tohumlar üzerinden esir almaya çalışacak. Bizim gibi hem Doğu‘nun tandırını, hem Batı’nın pizzasını yemek isteyen ülkelere ise tek bir soru kalacak:
Hesap hangi para birimi ile ödenecek?







