Fiziksel rekabetin ve skor tabelalarının ötesine geçen sportif etkinlikler, insanlık tarihinin en güçlü ortak paydalarından birini oluşturur. Sahaya yansıyan mücadele ruhu, toplumları ayrıştıran sınırları aşarak spor barış dostluk ekseninde birleşen evrensel bir diplomasi zeminine dönüşür. Küresel kurumların ve hukuk normlarının benimsediği bu yaklaşım, oyunun salt bir yarışma değil, insan onurunu koruyan çok boyutlu bir dayanışma mekanizması olduğunu kanıtlar.

📌 Öne çıkanlar:
- Spor sadece fiziksel rekabet değil, uluslararası hukukta tanınan bir insan hakkıdır.
- BM ve UNESCO normları sporu kalkınma, barış ve toplumsal uzlaşma aracı sayar.
- Atatürk’ün spor felsefesi bedensel çevikliği zekâ ve ahlaki erdemlerle ayrılmaz bir bütün kılar.
- Olimpik ilkeler sahada mücadele eden sporcuları düşman değil, ortak paydada buluşan rakipler görür.
Spor barış dostluk temeli, bireylerin ve toplumların evrensel insani değerler etrafında buluşmasını sağlayan, ayrımcılığı dışlayan ve temel bir hak olarak kabul edilen uluslararası kültür mekanizmasıdır. Bu kavramsal çerçeve, sahadaki rekabeti düşmanlığa dönüştürmeden karşılıklı saygı, dayanışma ve ortak kurallar zemininde barışçıl bir birlikte yaşama modeli sunar.
Spor barış, dostluk, dayanışma ve kardeşliktir
Spor, yalnızca kimin daha hızlı koştuğunun, daha yükseğe sıçradığının, daha fazla gol attığının ya da hangi takımın kupayı kazandığının belirlendiği fiziksel bir rekabet alanı değildir. Spor; çağdaş uluslararası sistemde insan hakkı, eğitim aracı, sosyal bütünleşme mekanizması, kültürel değer, diplomasi kanalı ve barışın destekleyicisi olarak kabul edilmektedir.
Birleşmiş Milletler’den UNESCO’ya, Avrupa Birliği’nden Uluslararası Olimpiyat Komitesi’ne, NATO’dan FIFA’ya kadar farklı amaçlarla kurulmuş uluslararası kurumların spor konusunda kullandıkları kavramlara bakıldığında ortak bir değer sistemi ortaya çıkmaktadır: barış, insan onuru, eşitlik, ayrımcılığın önlenmesi, dayanışma, karşılıklı saygı, dostluk ve birlikte yaşama kültürü.
Bu nedenle “Spor Barış, Dostluk ve Kardeşliktir” sözü yalnızca romantik bir spor sloganı değildir. Uluslararası hukuk, spor politikası ve küresel spor yönetişimi bakımından güçlü bir kurumsal karşılığı bulunmaktadır.
Spor, Birleşmiş Milletler için barış ve kalkınma aracıdır
Birleşmiş Milletler uzun yıllardır sporu “Sport for Development and Peace – Kalkınma ve Barış için Spor” yaklaşımı içerisinde değerlendirmektedir. BM Genel Kurulu tarafından 12 Kasım 2024 tarihinde kabul edilen A/RES/79/8 – Sport as an Enabler of Sustainable Development kararı, bu yaklaşımın güncel uluslararası çerçevelerinden biridir. Karar, BM’nin 2003 yılından itibaren geliştirdiği spor, eğitim, sağlık, kalkınma ve barış politikalarının devamı niteliğindedir [1].
Birleşmiş Milletler yaklaşımında spor; sadece fiziksel aktivite değildir. Sporun hoşgörü ve saygının geliştirilmesine, kadınların ve gençlerin güçlendirilmesine, bireylerin ve toplumların sağlığına, eğitime, sosyal kapsayıcılığa ve sürdürülebilir kalkınmaya katkıda bulunabileceği kabul edilmektedir. BM’nin daha önceki kararları da sporu sürdürülebilir kalkınmanın önemli bir kolaylaştırıcısı olarak tanımlamakta ve özellikle hoşgörü ile karşılıklı saygı üzerinden barışa katkısını vurgulamaktadır [2].
Birleşmiş Milletler insan hakları sistemi de sporla bağlantılı hakları farklı toplumsal gruplar açısından güvence altına almaktadır. Örneğin Engelli Kişilerin Haklarına İlişkin Sözleşme’nin 30. maddesi, engelli bireylerin diğer bireylerle eşit koşullarda rekreasyon, boş zaman ve sportif faaliyetlere katılabilmesini öngörmektedir [3]. Çocuk Hakları Sözleşmesi’nin 31. maddesi ise çocukların dinlenme, oyun ve rekreatif etkinliklere katılım hakkını düzenlemektedir [4].
Dolayısıyla Birleşmiş Milletler perspektifinden bakıldığında sporun temelinde yalnızca rekabet etme hakkı değil, katılma, kapsanma, eşit muamele görme ve insan onurunun korunması bulunmaktadır.
Birleşmiş Milletler’in spor felsefesini belki de en güçlü biçimde ifade eden isimlerden biri, 1997–2006 yılları arasında BM Genel Sekreterliği yapan Kofi Annan olmuştur. Annan, 5 Kasım 2004 tarihinde Uluslararası Spor ve Beden Eğitimi Yılı’nın tanıtımında yaptığı konuşmada çok güçlü ve yalın bir ifade kullanmıştır:
“Sport is a universal language.” — “Spor evrensel bir dildir.” [18]
Annan’a göre spor, insanların kökenleri, geçmişleri, dini inançları veya ekonomik statüleri ne olursa olsun onları bir araya getirebilme kapasitesine sahiptir. Gençler spor yoluyla takım çalışmasını ve hoşgörüyü öğrenebilirler. Annan 25 Ocak 2006 tarihinde Davos’ta yaptığı başka bir konuşmada ise sporun sosyal, kültürel ve dini ayrımları aşabilecek küresel bir dil olduğunu belirterek onun anlayış, hoşgörü ve barışın geliştirilmesinde güçlü bir araç olabileceğini vurgulamıştır [19].
Kofi Annan’ın yaklaşımı, Birleşmiş Milletler’in sporu neden yalnızca sportif faaliyet olarak değerlendirmediğini açıklamaktadır. Çünkü sporun gerçek küresel gücü; aynı dili konuşmayan, aynı dine inanmayan, aynı coğrafyada yaşamayan ve aynı ekonomik imkânlara sahip olmayan insanları aynı kurallar, aynı oyun ve aynı insani değerler etrafında buluşturabilmesidir.
UNESCO: Spor herkes için temel bir haktır
Uluslararası spor hukukunun ve spor politikalarının en güçlü ifadelerinden biri UNESCO tarafından ortaya konulmuştur.
UNESCO’nun 17 Kasım 2015 tarihinde kabul edilen Uluslararası Beden Eğitimi, Fiziksel Aktivite ve Spor Şartı’nın 1. maddesi, son derece açık bir hüküm içermektedir:
“Beden eğitimi, fiziksel aktivite ve spor yapma herkes için temel bir haktır.” [5]
UNESCO bununla da yetinmemektedir. Bu hakkın etnik köken, cinsiyet, dil, din, siyasi görüş, ulusal veya sosyal köken ya da başka herhangi bir temelde ayrımcılık yapılmaksızın kullanılmasını istemektedir. Çocukların, kadınların, yaşlıların, engelli bireylerin ve diğer toplum kesimlerinin güvenli ve kapsayıcı sportif imkânlara erişimi özellikle vurgulanmaktadır.
Fakat UNESCO Şartı açısından konumuz bakımından daha da çarpıcı olan hükümler vardır.
Şart’ın önsözünde sporun uzlaşma ve barışa katkısı açıkça kabul edilirken; sporun adil oyun, eşitlik, dürüstlük, takım çalışması, kurallara saygı, başkalarına saygı, toplum bilinci ve dayanışma gibi değerleri geliştirmesi gerektiği belirtilmektedir.
Dahası UNESCO, beden eğitimi ve sporun insanlar arasında daha güçlü bağlar, dayanışma, karşılıklı saygı ve anlayış oluşturması gerektiğini ifade etmektedir [5].
Şart’ın 11. maddesi sporu doğrudan kalkınma, barış, çatışma sonrası yeniden yapılanma, insan hakları, şiddetsizlik kültürü, diyalog, çatışma çözümü, hoşgörü, ayrımcılığın önlenmesi ve toplumsal bütünleşme ile ilişkilendirmektedir.
12. madde ise adeta “Spor Barış, Dostluk ve Kardeşliktir” düşüncesinin uluslararası kurumsal karşılığını ortaya koymaktadır. UNESCO’ya göre uluslararası iş birliği yoluyla spor;
“bireyler, topluluklar ve uluslar arasında kalkınma, barış, dayanışma ve dostluğun hizmetine” sunulmalıdır [5].
Bu nedenle UNESCO perspektifinde sporun amacı rakibi ortadan kaldırmak değil; rakiple birlikte ortak bir insanlık zemini oluşturmaktır.
Atatürk: Spor yalnız beden değil, zekâ ve ahlaktır
UNESCO’nun sporun eğitsel, ahlaki ve toplumsal niteliğine ilişkin yaklaşımı, Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün spor anlayışıyla da dikkat çekici biçimde örtüşmektedir.
Atatürk Araştırma Merkezi’nin yayımladığı kaynaklarda Atatürk’ün spor anlayışının yalnızca fiziksel güç veya sportif başarı üzerine kurulmadığı görülmektedir. Ona atfedilen değerlendirmelerden biri:
“Spor, yalnız beden yeteneğinin bir üstünlüğü sayılamaz.”
ifadesidir. Atatürk açısından sporun gerçek değeri, bedensel yeteneğin yanında kavrama, zekâ ve ahlak ile tamamlanmasındadır. Bu düşüncenin Türk spor kültüründe en fazla bilinen ifadesi ise şudur:
“Ben, sporcunun zeki, çevik ve aynı zamanda ahlâklısını severim.” [20]
Atatürk Araştırma Merkezi bu sözü Ferit Celâl Güven, Yücel Dergisi, Sayı 57, 1939, s.130 kaynağıyla vermektedir [20].
Buradaki “zeki, çevik ve ahlaklı” üçlemesi yalnızca sporcu tarifinden ibaret değildir. Sporun nasıl yapılması gerektiğine ilişkin bir değer sistemini ortaya koymaktadır.
Çeviklik fiziksel kapasiteyi, zekâ oyunu anlayabilme ve doğru karar verebilmeyi, ahlak ise bütün bunların fair play, dürüstlük, rakibe saygı ve insan onuru içerisinde gerçekleştirilmesini temsil eder.
Bu açıdan Atatürk’ün spor anlayışı ile günümüzde UNESCO, IOC ve Birleşmiş Milletler tarafından savunulan spor değerleri arasında güçlü bir düşünsel paralellik bulunmaktadır:
Sporun değeri yalnızca kazanmaktan değil, insanı fiziksel, zihinsel ve ahlaki bakımdan geliştirmesinden kaynaklanmaktadır.
Olimpizm: Spor yapmak bir insan hakkıdır
Benzer bir yaklaşım Uluslararası Olimpiyat Komitesi’nin temel anayasası niteliğindeki Olimpik Şart’ta görülmektedir.
Olimpizmin Temel İlkeleri’ne göre Olimpizmin amacı, sporu insanın uyumlu gelişiminin hizmetine vermek ve insan onurunun korunmasına dayanan barışçıl bir toplumun kurulmasına katkıda bulunmaktır [6].
Olimpik Şart daha da ileri giderek:
“Spor yapmak bir insan hakkıdır.”
ilkesini benimsemektedir.
Her bireyin ayrımcılığa uğramadan spor yapabilmesi gerektiği belirtilirken bunun karşılıklı anlayış, dostluk, dayanışma ve fair play ruhu içerisinde gerçekleştirilmesi gerektiği vurgulanmaktadır [6].
Bu dört kavram aslında sporun evrensel manifestosudur:
Karşılıklı anlayış. Dostluk. Dayanışma. Adil oyun.
IOC’nin Eylül 2025 tarihli açıklamasında da dünyanın çatışma ve bölünmelerle karşı karşıya bulunduğu bir dönemde sporun insanlığı barışçıl rekabet içerisinde bir araya getiren bir güç olarak korunması gerektiği yeniden vurgulanmıştır [7].
Olimpiyat Oyunlarının siyasal ve ekonomik büyüklüğünün ötesindeki esas felsefesi de budur. Farklı dinlerden, dillerden, milletlerden ve kültürlerden sporcular aynı Olimpiyat Köyü’nde yaşar, aynı kurallara tabi olur ve aynı sahada mücadele ederler.
Birbirlerini yenmeye çalışırlar; fakat birbirlerini düşman olarak görmemeleri gerekir.
İşte spor ile savaş arasındaki en temel fark burada ortaya çıkar:
Avrupa Birliği: Sporun sosyal ve eğitsel işlevi vardır
Avrupa Birliği’nin spora yaklaşımı da aynı değer sisteminin başka bir boyutunu oluşturmaktadır.
Avrupa Birliği’nin İşleyişi Hakkında Antlaşma’nın 165. maddesi, sporun kendine özgü yapısını, gönüllülüğe dayalı örgütlenmesini ve özellikle sosyal ve eğitsel işlevini kabul etmektedir [8].
Aynı madde Avrupa spor politikasının amaçları arasında;
sportif yarışmalarda adalet ve açıklığın geliştirilmesini, spor kuruluşları arasında iş birliğini ve özellikle genç sporcular olmak üzere sporcuların fiziksel ve ahlaki bütünlüğünün korunmasını
saymaktadır.
Avrupa Komisyonu da sporu artık sosyal, ekonomik, siyasi ve kültürel açıdan değer taşıyan bir kamusal değer/public good olarak nitelendirmektedir. AB yaklaşımında spor insanları sağlıklı tutmanın yanında öğrenmelerine, sosyalleşmelerine ve birbirleriyle bağ kurmalarına yardım eden bir araçtır [9].
Avrupa Komisyonu’nun Paris 2024 Olimpiyatları vesilesiyle yaptığı değerlendirmede sporun daha adil, kapsayıcı ve erişilebilir hale getirilmesinin Avrupa’nın “barış, birlik, dayanışma ve çeşitlilik” değerleriyle doğrudan bağlantılı olduğu açıkça ifade edilmiştir [10].
Dolayısıyla Avrupa Birliği açısından spor, toplumları birbirinden ayıran kimliklerin çatışma alanı değil, bu farklılıkların birlikte yaşayabileceği bir Avrupa kamusal alanı olarak görülmektedir.
NATO açısından spor: Dayanışma ve ortak anlayış
NATO’nun hukuki ve kurumsal yapısı UNESCO veya IOC’den farklıdır. NATO bir spor ya da insan hakları kuruluşu değildir; temel amacı kolektif savunma, güvenlik ve üye ülkeler arasındaki dayanışmadır. NATO’nun temel yaklaşımında birlik, dayanışma ve birlikte hareket edebilme kapasitesi önemli yer tutmaktadır [11].
Bu nedenle NATO’yu “spor yapmanın bir insan hakkı olduğunu ilan eden kurum” olarak değil, sporun dayanışma ve ortak anlayış yaratma gücünden yararlanan bir uluslararası örgüt olarak değerlendirmek daha doğrudur.
NATO’nun kendi uygulamalarında bunun somut örnekleri bulunmaktadır. NATO Karargâhında gerçekleştirilen “She Runs, He Runs, We Run” etkinliği spor aracılığıyla toplumsal cinsiyet dengesi, kadınların güçlendirilmesi ve dayanışmaya dikkat çekmek amacıyla düzenlenmiştir [12].
NATO Joint Force Training Centre bünyesindeki spor yapılanmasının amaçları arasında ise farklı uluslardan personelin spor faaliyetlerinde buluşması ve NATO ülkeleri arasında ortak anlayıştan yararlanılması açıkça belirtilmektedir [13]. NATO’nun “Tiger Games” geleneğinde de spor müsabakalarının farklı hava kuvvetleri arasındaki dostluk ve dayanışma ruhunu geliştirdiği ifade edilmektedir [14].
Bu örnekler, güvenlik dünyasında bile sporun fiziksel hazırlığın ötesinde bir insan ilişkileri ve güven oluşturma mekanizmasına dönüşebildiğini göstermektedir.
FIFA: Futbolun birleştirici ve insani değerleri
Dünyanın en yaygın sporunun küresel yönetim organı FIFA’nın yaklaşımı da aynı çerçeveye oturmaktadır.
FIFA Statüsü’nün amaçları arasında futbolun dünyada sürekli geliştirilmesi ve “birleştirici, eğitsel, kültürel ve insani değerleri” ışığında küresel olarak yaygınlaştırılması bulunmaktadır [15]. FIFA ayrıca Statüsü’nün 3. maddesi doğrultusunda uluslararası düzeyde tanınmış bütün insan haklarına saygı gösterme ve bu hakların korunmasını teşvik etme taahhüdünde bulunmaktadır [16].
FIFA’nın 1 Eylül 2026 itibarıyla güncellenen stratejik hedeflerinde de futbolun toplumsal sorunların çözümüne katkıda bulunabilecek küresel bir platform olduğu; eşitlik, adalet, insan hakları, ayrımcılıkla mücadele, eğitim ve toplumsal bağların güçlendirilmesine hizmet etmesi gerektiği belirtilmektedir [17].
Dolayısıyla futbolun gerçek değeri yalnızca milyarlarca dolarlık yayın haklarında, transfer ücretlerinde, sponsorluklarda veya turnuva gelirlerinde değildir.
Futbolun asıl küresel gücü, İstanbul’daki bir çocukla Buenos Aires’teki, Dakar’daki, Tokyo’daki veya Londra’daki bir çocuğun aynı oyunun kurallarını anlayabilmesidir.
Top yuvarlaktır; fakat onun etrafında oluşan ortak dil evrenseldir.
Sporun özü rakipliktir, düşmanlık değildir
Bütün bu uluslararası düzenlemelerin bize hatırlattığı önemli bir gerçek vardır:
Rakip sporcunun, rakip takımın veya başka bir ülkenin varlığı sporun problem değil, zorunlu unsurudur. Çünkü yarışabilmek için önce karşı tarafın varlığını kabul etmek gerekir.
Bu nedenle gerçek spor kültürü “ötekini” yok etmeye değil, onunla aynı kurallar içerisinde yarışmaya dayanır.
Spor sahasında milliyet, dil, din, siyasi görüş veya kültürel farklılıklar ortadan kalkmaz. Fakat bu farklılıkların üzerine ortak kurallar yerleştirilir. Hakem, saha, süre, çizgiler ve kurallar herkese aynıdır.
Belki de sporun barış kültürüne en büyük katkısı tam olarak budur:
İnsanlığa farklılıklarla birlikte yaşamanın provasını yaptırmak.
Ancak sporun kendiliğinden barış ürettiğini düşünmek de doğru değildir. Irkçılık, ayrımcılık, şiddet, nefret söylemi, aşırı milliyetçilik, doping, yolsuzluk ve siyasi manipülasyon sporu kendi değerlerinden uzaklaştırabilir. UNESCO’nun da özellikle vurguladığı gibi sporun barışçı ve eğitsel potansiyeli; ancak insan hakları, fair play, iyi yönetişim, kapsayıcılık ve karşılıklı saygı ile korunabilir [5].
Bu nedenle mesele yalnızca daha fazla insanın spor yapması değildir.
Nasıl bir spor kültürü oluşturduğumuzdur.
Birleşmiş Milletler sporu kalkınma ve barış aracı olarak görüyor.
Kofi Annan, sporu “evrensel bir dil” ve anlayış, hoşgörü ile barışın geliştirilmesinde güçlü bir araç olarak tanımlıyor.
UNESCO, spor yapmayı herkes için temel bir hak olarak tanımlıyor ve sporu barış, dayanışma ve dostluğun hizmetine veriyor.
Atatürk, sporun yalnızca fiziksel güçten oluşmadığını; zekâ, çeviklik ve ahlakın gerçek sporcu kimliğinin ayrılmaz unsurları olduğunu ortaya koyuyor.
Uluslararası Olimpiyat Komitesi, spor yapmanın bir insan hakkı olduğunu; Olimpik ruhun dostluk, dayanışma, karşılıklı anlayış ve fair play gerektirdiğini söylüyor.
Avrupa Birliği sporu sosyal ve eğitsel bir değer olarak kabul ediyor; adalet, açıklık ve sporcuların bütünlüğünü koruyor.
NATO’nun spor uygulamaları farklı milletlerden insanların dayanışmasını ve ortak anlayışını güçlendirmeyi hedefliyor.
FIFA ise futbolun birleştirici, eğitsel, kültürel ve insani değerlerini ve insan haklarına saygıyı kendi kurumsal amaçları arasına yerleştiriyor.
Bütün bu belgeler, düşünceler ve değerler yan yana konulduğunda ortaya çıkan sonuç açıktır:
Spor yalnızca oyun değildir.
Spor yalnızca yarışma değildir.
Spor yalnızca ekonomi değildir.
Spor bir insan hakkıdır.
Spor ortak bir dildir.
Spor farklılıklarla birlikte yaşayabilme kültürüdür.
Spor barış, dostluk, dayanışma ve kardeşliktir.
❓ Sıkça sorulan sorular
- Spor barış dostluk anlayışı uluslararası hukukta nasıl tanımlanır?
Spor barış dostluk ilkeleri; Birleşmiş Milletler ve UNESCO şartlarında yalnızca bir yarışma alanı olarak değil, herkes için temel bir insan hakkı, sürdürülebilir kalkınmanın kolaylaştırıcısı ve toplumsal uzlaşma aracı olarak tanımlanır. - Olimpik Şart spora ve insan haklarına nasıl yaklaşmaktadır?
Olimpik Şart, spor yapmayı ayrımcılık gözetilmeyen evrensel bir insan hakkı olarak kabul eder; sporu insan onurunu koruyan barışçıl toplumların inşasına ve adil oyun anlayışına hizmet eden bir araç olarak konumlandırır. - Atatürk’ün spor felsefesindeki temel ilkeler nelerdir?
Gazi Mustafa Kemal Atatürk sporun yalnızca fiziksel güç olmadığını belirterek gerçek sporcu kimliğinin bedensel çevikliği zekâ, kavrama kabiliyeti ve yüksek ahlaki erdemlerle birleştirmesi gerektiğini ifade etmiştir. - Uluslararası kurumlara göre spor barış dostluk ortamını nasıl güçlendirir?
Spor; dil, din ve ırk farkı gözetmeksizin tüm bireyleri eşit kurallar etrafında buluşturarak ötekileştirmeyi önler, toplumlar arasında ortak anlayış ve kalıcı dayanışma köprüleri kurar. - FIFA ve Avrupa Birliği sporu hangi toplumsal değerlerle ilişkilendirir?
Avrupa Birliği sporu eğitsel ve sosyal bir kamusal değer olarak görürken, FIFA futbolun birleştirici ve kültürel gücünü temel insan haklarına saygıyla birleştirerek küresel dayanışmaya hizmet etmesini amaçlar.
🌐 Bunlar da ilginizi çekebilir:
- Dünya Göçebe Oyunları 2026: Bozkırın Kadim Mirası Küresel Vitrine Taşınıyor
- Küresel Futbol, Somut Olmayan Kültürel Miras ve FIFA’daki Yönetişim Krizi: Analiz
- Sporda Teknolojik Tekillik
🔗 Kaynaklar:
- United Nations General Assembly, A/RES/79/8 – Sport as an Enabler of Sustainable Development, 12 November 2024.
https://digitallibrary.un.org/record/4066684?ln=en - United Nations, Sport for Development and Peace – General Assembly.
https://social.desa.un.org/issues/sport-for-development-and-peace/general-assembly - United Nations/OHCHR, Convention on the Rights of Persons with Disabilities, Article 30 – Participation in cultural life, recreation, leisure and sport.
https://www.ohchr.org/en/instruments-mechanisms/instruments/convention-rights-persons-disabilities - United Nations/OHCHR, Convention on the Rights of the Child, Article 31.
https://www.ohchr.org/en/instruments-mechanisms/instruments/convention-rights-child - UNESCO, International Charter of Physical Education, Physical Activity and Sport, adopted 17 November 2015, Articles 1, 11 and 12.
https://www.unesco.org/en/legal-affairs/international-charter-physical-education-physical-activity-and-sport - International Olympic Committee, Olympic Charter – Fundamental Principles of Olympism.
https://olympics.com/ioc/olympic-charter - International Olympic Committee, Sport must unite the world in peaceful competition, 19 September 2025.
https://newsroom.olympics.com/record/1668 - European Union, Treaty on the Functioning of the European Union, Article 165.
https://eur-lex.europa.eu/eli/treaty/tfeu_2012/art_165/oj/eng - European Commission, Sport – What the EU does.
https://commission.europa.eu/topics/sport_en - European Commission, EU at the Paris 2024 Olympic Games: unity, solidarity and diversity, 27 July 2024.
https://commission.europa.eu/news-and-media/news/eu-paris-2024-olympic-games-unity-solidarity-and-diversity-2024-07-27_en - NATO, Collective defence and Article 5.
https://www.nato.int/en/what-we-do/introduction-to-nato/collective-defence-and-article-5 - NATO, She Runs, He Runs, We Run, 23 April 2016.
https://www.nato.int/en/news-and-events/articles/news/2016/04/23/she-runs-he-runs-we-run - NATO Joint Force Training Centre, JFTC Sports Club.
https://www.jftc.nato.int/opportunities/newcomers/ - NATO, NATO Tiger Association – Tiger Games, friendship and solidarity.
https://www.nato.int/cps/en/natohq/declassified_228171.htm?selectedLocale=en - FIFA, FIFA Statutes – Objectives of FIFA.
https://legal.fifa.com/legal/documents - FIFA, Human Rights and Anti-Discrimination – Article 3 of the FIFA Statutes.
https://legal.fifa.com/human-rights - FIFA, Strategic Objectives for the Global Game 2023–2027 – Goal 6: Social responsibilities and human rights.
https://legal.fifa.com/en/strategic-objectives-2023-2027/goal-6 - United Nations, Kofi Annan, Universal Language of Sport Brings People Together, Teaches Teamwork, Tolerance, remarks at the launch of the International Year of Sport and Physical Education, 5 November 2004, SG/SM/9579.
https://press.un.org/en/2004/sgsm9579.doc.htm - United Nations, Kofi Annan, Remarks at Media Lunch on the Impact of Sports in the World, Davos, Switzerland, 25 January 2006.
https://www.un.org/sg/en/content/former-secretary-general/statements/2006-01-25/secretary-generals-remarks-media-lunch-the-impact-of-sports-the-world - Atatürk Araştırma Merkezi Başkanlığı, Spor ve Sağlık – Atatürk’ün Sporla İlgili Sözleri. “Ben, sporcunun zeki, çevik ve aynı zamanda ahlâklısını severim.” Kaynak gösterimi: Ferit Celâl Güven, Yücel Dergisi, Sayı 57, 1939, s.130.
https://atam.gov.tr/spor-ve-saglik/






