Kumar bağımlılığı artık yalnızca bir alışkanlık olarak görülmüyor; zararları maddi kayıplarla sınırlı kalmıyor ve kumar oynayan kişinin yanı sıra ailesini de etkiliyor. Moodist Psikiyatri ve Nöroloji Hastanesi Tıbbi Direktörü Prof. Dr. Kültegin Ögel ve Klinik Psikolog Elif Sena Özata, kumar bağımlılığının beyindeki etkilerini, aileye yansımalarını ve toplumsal damgalamanın tedaviyi nasıl geciktirdiğini anlattı.
Kumar nedeniyle yoğun umutsuzluk ya da kendine zarar verme düşünceleri yaşanıyorsa vakit kaybetmeden bir ruh sağlığı uzmanına başvurulmalı; acil durumlarda 112 aranabilir.
Kumar bağımlılığında beyin nasıl değişiyor?
Prof. Dr. Kültegin Ögel, konuyu “İnsanlar kaybedeceklerini bildikleri halde neden oynuyorlar?” sorusu üzerinden ele alıyor: “Kumar ve bahis bağımlılığında beyin ve öncelikleri değişir. Beyin yanlış olsa da her şeyden önce kumar ve bahise önem vermeye başlar. Bunun en önemli nedeni, beynin dopamin beklentisidir. Yani konu aslında kazanmak değil, kazanma ihtimalidir. Dopamin beklentisi, diğer tüm önceliklerin önüne geçer. Beyin artık hesaplayamaz, plan yapamaz, muhakeme edemez.”
Prof. Dr. Ögel’e göre bu durum beyindeki yapısal değişikliklerden kaynaklanıyor: Striatumda dopamin beklentisi artıyor ve bunun sonucunda prefrontal kortekste öncelikleri belirleme işlevi bozuluyor. Prof. Dr. Ögel, bu değişikliklerin kumar bağımlılarının yüzde 90’ında görüldüğünü, psikolojik testlerde bağımlı olmayanlara göre yüzde 40 daha fazla bozulma saptandığını ve beyin aktivasyonunda yüzde 30 düşüş gözlendiğini aktarıyor.
Kaybedilen yalnızca para değil
Dünya Sağlık Örgütü de kumarın yol açtığı zararların finansal kayıplarla sınırlı olmadığını; ilişki sorunları, aile içi çatışmalar, damgalanma ve yakınların yaşadığı ekonomik ve psikolojik güçlükleri de kapsadığını belirtiyor. Bu nedenle kumar bağımlılığını yalnızca “ne kadar kaybetti?” sorusuyla değerlendirmek, sorunun önemli bir kısmını görünmez kılıyor.
Klinik Psikolog Elif Sena Özata, kumar bağımlılığını çok boyutlu bir bozukluk olarak tanımlıyor: “Kumar oynama sürecinde artan maddi ve manevi kayıplar, kişiyi tek başına bir kördüğümü çözme mücadelesi içinde hissettirir. Dışarıya karşı ‘her şey yolunda’ maskesi için harcanan yoğun bir zihinsel çaba görülür. Bu durum, zamanla bireylerde duygusal tükenmişlik ve yorgunluğa yol açar.” Özata, bu süreçte uyku sorunları, kaygı, depresyon ve duygu dalgalanmaları görülebildiğini, bu nedenle profesyonel desteğin önemli olduğunu vurguluyor. Akıllı telefonlarla yaygınlaşan bahisle ilgili Sanal bahis bağımlılığı başlıklı yazımıza da göz atabilirsiniz.
Damgalama tedavinin önündeki engellerden biri
Özata’ya göre tedavinin önündeki önemli engellerden biri, bağımlılığın kişinin kimliğiyle özdeşleştirilmesi ve damgalanma korkusuyla sorunun gizlenmesi: “Bağımlılığın değişmez bir kişilik özelliği ya da ‘iflah olmazlık’ olarak ele alınması, kişide iyileşmeye dair umudunu azaltabilir, suçluluk ve utanç duygularını arttırarak sorunun daha uzun süre saklanmasına neden olabilir. Bu nedenle hem tedavi sürecinde hem de toplumsal dilde bireyi ‘kumarbaz’ gibi bağımlılığı ile tanımlayan ifadelerden kaçınmak ve insanı merkeze alan ifadeler kullanmak önemlidir.”
“Bağımlılık bir aile hastalığıdır”
Özata, kumarın sonuçlarının kişinin çevresine de yayıldığını vurguluyor: “Eşler, çocuklar, ebeveynler ve diğer yakınlar da finansal belirsizliğin, bozulan güvenin ve tekrar eden krizlerin içinde yaşamaya başlayabilir. Bu nedenle, bağımlılık bir aile hastalığıdır ve tedavi sürecine yalnızca oynayan değil, etkilenen yakınların da katılması önemlidir. Kişiyi bağımlılığın sonuçlarından her defasında korumaya çalışmak, iyi niyetle yapılsa bile farkında olmadan döngünün sürmesine katkı sağlayabilir. Bu nedenle sınırların açıkça belirlenmesi ve profesyonel yardım alınması önemlidir.”
İyileşme yalnızca kumarı bırakmakla sınırlı değil
Özata’ya göre tedavi; kumar davranışını sürdüren düşünce, duygu ve koşulların anlaşılmasını, riskli durumlarla baş etme becerilerinin geliştirilmesini ve yaşamın yeniden yapılandırılmasını hedefliyor. Süreçte yeniden oynama yaşanırsa bu durum kişinin değişmeyeceğinin kanıtı olarak değil, tedavi planının gözden geçirilmesi gereken bir durum olarak ele alınmalı; kişiyi suçlamak yerine hangi tetikleyicilerin buna yol açtığı incelenmeli.
Prof. Dr. Ögel ise tedaviye dair şunları söylüyor: “Bağımlı olduktan sonra verilen sözlere güven olmaz. Kişi iradesini kullanamaz. Kararlarının arkasında duramaz. Çünkü artık her şey bozulan beynin kontrolü altındadır. Bu nedenle, zorunlu kısıtlamalar iyileşme için şarttır. İlaçlar bu bozulmayı zararsız hale getirmek için yararlıdır. Psikoterapi ise, kişinin bu hatalı düşüncelerini görmesine ve bunlarla başa çıkma yollarını öğrenmesine yardımcı olur.”
Sık sorulan sorular
Kumar bağımlılığı beyni nasıl etkiler?
Prof. Dr. Ögel’e göre dopamin beklentisi artıyor ve beynin öncelik belirleme işlevi bozuluyor. Kişi kazanma ihtimaline odaklanırken plan yapma ve muhakeme becerileri zayıflıyor.
Kumar bağımlılığı aileyi nasıl etkiler?
Eşler, çocuklar ve diğer yakınlar finansal belirsizlik, bozulan güven ve tekrar eden krizlerle karşılaşabiliyor. Bu nedenle tedaviye ailenin de katılması öneriliyor.
Kumar bağımlılığı tedavi edilebilir mi?
Evet. Psikoterapi, gerektiğinde ilaç tedavisi ve riskli durumlara karşı kısıtlamalar iyileşmeye yardımcı olur. Yeniden oynama yaşanırsa tedavi planı gözden geçirilir.
Damgalamanın tedaviye etkisi nedir?
Kişiyi bağımlılığıyla tanımlayan ifadeler utanç ve suçluluğu artırarak sorunun gizlenmesine ve yardım aramanın gecikmesine yol açabilir.