Moleküler biyoloji ve genetik alanında kanser tedavilerinden sağlıklı yaşlanmaya uzanan en güncel araştırmalar, Acıbadem Üniversitesi’nin ev sahipliğinde düzenlenen “Ege Bölgesi Moleküler Biyoloji Sempozyumu 2026″da ele alındı. Acıbadem Üniversitesi Moleküler Biyoloji ve Genetik Bölüm Başkanı Prof. Dr. Batu Erman’ın başkanlığında gerçekleşen iki günlük sempozyumda Boğaziçi, Bilkent, Koç ve Gebze Teknik üniversitelerinden bilim insanları ile Yunanistan’ın önde gelen araştırma merkezlerinden uzmanlar bir araya geldi. Gündemde CAR-T hücre tedavileri, mitokondri ve yaşlanma, organoid teknolojileri ve yapay zeka destekli ilaç geliştirme vardı.

Sempozyumun amacının Türkiye ve Yunanistan’daki araştırmacıları ortak bilimsel hedefler etrafında buluşturmak olduğunu söyleyen Prof. Dr. Erman, “Kanserden nörodejeneratif hastalıklara, bağışıklık sistemi bozukluklarından yaşlanma biyolojisine kadar pek çok konuda çalışan araştırmacılar bir araya gelerek ortak çalışma alanları oluşturma fırsatı yakaladı” diyor.
Kanser araştırmalarında yeni dönem: CAR-T ve hücresel tedaviler
Sempozyumun öne çıkan başlıklarından biri kanser biyolojisi ve yeni nesil immünoterapi teknolojileriydi. Prof. Dr. Erman, “Kanserde çok önemli bir onkogen olan KRAS geninin pankreatik kanser hücrelerini nasıl etkilediğiyle ilgili araştırmalar umut vaat ediyor. Bunun yanında sempozyumda bizim de geliştirdiğimiz CAR-T hücre tedavileri ve yeni nesil hücresel tedaviler ele alındı. Bunlar kanser immünoterapisinde çığır açan teknolojiler” diyor.
CAR-T ve NK hücre tedavilerinin kişiselleştirilmiş tıbbın en güçlü örneklerinden olduğunu vurgulayan Erman, yöntemi şöyle anlatıyor: “Hastanın kanından alınan bağışıklık hücreleri laboratuvar ortamında genetik olarak modifiye edilerek kansere saldıracak hale getiriliyor ve yeniden hastaya veriliyor. Bu hücreler tümöre çok etkili şekilde saldırabiliyor. Özellikle lenfoma tedavisinde son derece başarılı sonuçlar elde edildiğini biliyoruz.”
Hedef kişiye özel kanser tedavileri
Prof. Dr. Erman’a göre hücresel tedaviler önümüzdeki yıllarda yalnızca kan kanserlerinde değil, solid tümörlerde de yaygınlaşacak: “Şu anda hücresel tedaviler lenfoma gibi kan kanserlerini kontrol altına almakta ve hatta tamamen ortadan kaldırmakta son derece başarılı. Önümüzdeki 5-10 yıl içinde kolon, meme, pankreas, yumurtalık kanseri gibi solid tümörlerde de bu tedavilerin etkili şekilde kullanılmasını hedefliyoruz. Artık tümöre özel tedaviler geliştirebiliyoruz. Geleceğin tıbbı kişiye özel tedavi olacak.”
Yaşlanmanın şifresi mitokondrilerde
Yunanistan’daki Foundation for Research and Technology-Hellas (FORTH) bünyesinde çalışan yaşlanma biyolojisi araştırmacısı Prof. Dr. Nektarios Tavernarakis, mitokondrilerin yalnızca hücrelerin enerji kaynağı olmadığını vurguluyor: “Mitokondriler genellikle hücrelerimizin enerji santralleri olarak tanımlanır. Ancak araştırmalarımız gösteriyor ki mitokondriler bundan çok daha fazlasıdır. Yaşlanma sürecinin merkezinde yer alırlar.”
Tavernarakis’e göre hasar görmüş mitokondriler hücre içinde adeta çöp birikimine yol açıyor; bu da enerji üretiminde aksamalara ve kronik iltihaplanmaya neden oluyor. Alzheimer ve Parkinson gibi hastalıklardaki pek çok mekanizmanın temelinde bu süreç yer alıyor. Mitofaji olarak adlandırılan biyolojik geri dönüşüm mekanizmasını anlamanın, gelecekte yaşlanan hücreleri yeniden canlandırabilecek tedavilere kapı açtığını belirtiyor.
Prof. Dr. Erman da “Önümüzdeki 5-10 yıl içerisinde mitokondrileri hedefleyen ilaçların geliştirilmesiyle daha uzun yaşamak ve daha sağlıklı yaşlanmak mümkün olabilecek” değerlendirmesinde bulunuyor.

Moleküler biyoloji ile DNA’daki izler takip ediliyor
FORTH Moleküler Biyoloji ve Biyoteknoloji Enstitüsü’nden Prof. Dr. Alexandros Pittis, genom verilerini kullanarak yaşamın evrimsel geçmişini araştırdıklarını anlatıyor. Çalışmalarını “moleküler arkeoloji” olarak tanımlayan Pittis, “Biz fosil kazısı yapan arkeologlar gibi toprağı kazmıyoruz. Bunun yerine devasa genetik veri yığınlarının içinde kazı yapıyoruz. Beynimizin çalışmasını sağlayan ya da hücrelerimizin enerji üretmesini mümkün kılan çok eski genetik araçları ortaya çıkarmaya çalışıyoruz” diyor.
Acıbadem Üniversitesi’nden Dr. Öğr. Üyesi Dilay Hazal Ayhan ise hem bitkileri hem insanları enfekte edebilen mantar türlerinin genomlarını inceliyor. Ayhan, yeni nesil genom dizileme ve biyoinformatik yöntemlerle enfeksiyonlara neden olan kritik genleri belirlemeyi ve bu genleri hedef alan yeni ilaçlar geliştirmeyi amaçladıklarını söylüyor.
Organoidler hayvan deneylerine alternatif sunuyor
Sempozyumda öne çıkan bir diğer konu organoid teknolojileriydi. Organoidler, insan hücrelerinden laboratuvarda oluşturulan ve gerçek organların küçük birer kopyası gibi davranan “mini organlar”. Uzmanlar, hastalardan alınan hücrelerden üretilen karaciğer ve bağırsak organoidleri sayesinde ilaçların doğrudan bu modeller üzerinde test edilebildiğini, böylece hem hayvan deneylerinin azaltılabildiğini hem de hastaya özel tedavi seçeneklerinin önceden değerlendirilebildiğini belirtiyor.
Yapay zeka ilaç geliştirmeyi hızlandırıyor
Prof. Dr. Erman, yapay zekanın artık yeni ilaç moleküllerinin tasarımında da aktif olarak kullanıldığını vurguluyor: “Yapay zeka sayesinde proteinlerin üç boyutlu yapılarını tahmin edebiliyor, bu proteinlere bağlanacak yeni moleküller tasarlayabiliyoruz. Geçmişte örneğin 5-6 yıl süren bazı araştırmaları bugün bilgisayar ortamında 10 dakika içerisinde gerçekleştirebiliyoruz. Yapay zekanın araştırmalara kazandırdığı hız, önümüzdeki yıllarda kanser tedavileri başta olmak üzere birçok alanda çığır açıcı sonuçlar doğuracak.”
Sık sorulan sorular
CAR-T hücre tedavisi nedir?
Hastanın kanından alınan bağışıklık hücrelerinin laboratuvarda genetik olarak değiştirilip kansere saldıracak hale getirilmesi ve yeniden hastaya verilmesine dayanan bir tedavi. Prof. Dr. Batu Erman’a göre özellikle lenfomada başarılı sonuçlar alınıyor.
Mitokondrilerin yaşlanmayla ilişkisi ne?
Prof. Dr. Nektarios Tavernarakis’e göre hasarlı mitokondriler hücrede birikerek enerji üretimini bozuyor ve kronik iltihaplanmaya yol açıyor; bu süreç yaşa bağlı hastalıkların temelinde yer alıyor.
Organoid nedir?
İnsan hücrelerinden laboratuvarda üretilen ve gerçek organların küçük bir kopyası gibi davranan mini organlar. İlaç testlerinde hayvan deneylerine alternatif olarak kullanılabiliyor.
Moleküler biyoloji araştırmalarında yapay zeka ne işe yarıyor?
Proteinlerin üç boyutlu yapısını tahmin etmede ve bu proteinlere bağlanacak yeni molekülleri tasarlamada kullanılıyor; yıllar süren bazı çalışmalar dakikalara iniyor.
Görüş: Prof. Dr. Batu Erman, Moleküler Biyoloji ve Genetik Bölüm Başkanı, Acıbadem Üniversitesi; Prof. Dr. Nektarios Tavernarakis ve Prof. Dr. Alexandros Pittis, FORTH; Dr. Öğr. Üyesi Dilay Hazal Ayhan, Acıbadem Üniversitesi.




