Şizofreni, düşünce, algı ve davranış bütünlüğünü bozan ciddi bir psikiyatrik hastalık; ancak düzenli tedavi ve uzun süreli takiple büyük ölçüde kontrol altına alınabiliyor. Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Psikiyatri Uzmanı Prof. Dr. Hüsnü Erkmen, 24 Mayıs Dünya Şizofreni Günü kapsamında hastalığın belirtileri, nedenleri ve tedavisini anlattı. Erkmen’e göre toplumsal damgalama, hastaların tedaviye erişimini ve topluma uyumunu zorlaştıran önemli bir sorun.
Şizofreni algı ve davranışları etkileyen bir beyin hastalığı
Erkmen, şizofreninin halk arasında çoğu zaman “akıl hastalığı” olarak bilindiğini hatırlatıyor: “Temel olarak kişinin düşünce, algı ve davranış bütünlüğünü bozan bir beyin hastalığıdır. Hastalık; gerçek dışı inançlar (hezeyanlar), çevresel algıda bozulma ve işlevsellik kaybı ile kendini gösterebilir.”
Şizofreni belirtileri neler?
En sık görülen belirtileri anlatan Erkmen, “Kişinin kendisine zarar verileceğine inanması, takip edildiğini düşünmesi ya da kendisini son derecede önemli bir kişi olarak görmesi belirtiler arasında yer alır. Bu düşünceler zamanla kişinin sosyal yaşamdan uzaklaşmasına, işini, eğitimini bırakmasına ve içe kapanmasına yol açabilir” diyor.
Erkmen, yaygın bir yanlış algıya da dikkat çekiyor: “Bazı vakalarda saldırgan davranışlar görülse de, bu durum hastalığın genel karakteristiği değildir. Aksine araştırmalar, şizofreni hastalarının toplumda sanıldığı kadar yüksek oranda şiddet eğilimi göstermediğini ortaya koyuyor.”
Genetik yatkınlık önemli bir risk faktörü
Şizofreninin kesin nedeni tam olarak bilinmese de genetik yatkınlığın önemli rol oynadığı kabul ediliyor. Erkmen, “Ailede şizofreni öyküsü bulunan bireylerde riskin daha yüksek olduğu gözlemleniyor. Bunun yanında çevresel faktörlerin, özellikle travmatik yaşam olaylarının ve ağır stres durumlarının hastalığın ortaya çıkışını tetikleyebileceği düşünülüyor. Ancak çevresel etkilerin rolü halen araştırılıyor” diyor.
Hastalık erkeklerde kadınlara oranla daha sık görülüyor. Erkmen’e göre bunun nedenlerinden birinin, kadınlarda östrojen hormonunun menopoz dönemine kadar koruyucu bir etki göstermesi olduğu düşünülüyor; menopoz sonrasında bu etkinin azalmasıyla kadınlarda risk artabiliyor.
Şizofreni tedavisi bırakılırsa hastalık tekrarlayabilir
Erkmen, tedavide temel yaklaşımın ilaç tedavisi olduğunu belirtiyor: “Bu tedavi genellikle uzun süreli devam eder. Hastalığın kontrol altına alınabilmesi için ilaçların düzenli kullanılması büyük önem taşır. Belirtiler düzelse bile tedavinin kendi kendine sonlandırılması, hastalığın tekrarlamasına neden olabilir.”
İlaç tedavisinin yanında rehabilitasyon çalışmalarının da önemli olduğunu söyleyen Erkmen’e göre bu programlar hastaların sosyal hayata kazandırılmasını, iş becerilerinin geliştirilmesini ve toplum içinde bağımsız yaşayabilmelerini hedefliyor. Sanat ve müzik gibi alanlar da rehabilitasyona olumlu katkı sağlıyor.
Erkmen, uzun etkili enjeksiyon tedavilerinin de seçenekler arasında olduğunu anlatıyor: “Aylık, üç aylık ve hatta altı aylık iğneler sayesinde ilaç takibi kolaylaşıyor ve tedavi uyumu artıyor. Ancak her hastanın bu tedavilere yanıtı farklı olabileceği için kişiye özel planlama yapılması gerekiyor.”
Aile desteği tedavinin en kritik unsurlarından biri
Şizofreni hastalarının toplumdan izole edilmesi gerekmediğini vurgulayan Erkmen, “Uygun tedavi ve destekle birçok hasta eğitim hayatına devam edebilir ve çalışabilir. Bazı ülkelerde hastalar, daha kısa çalışma saatleri ve destekleyici iş ortamlarıyla üretken yaşamlarını sürdürebiliyor. Türkiye’de de benzer şekilde çalışan şizofreni hastaları bulunuyor” diyor.
Erkmen’e göre ailelerin en önemli sorumluluğu, hastanın düzenli olarak doktora gitmesini sağlamak ve ilaç kullanımını takip etmek. Ailelerin dikkat etmesi gereken erken belirtiler ise şöyle:
- Kişinin giderek içine kapanması
- Sosyal uyumunun bozulması
- Okul veya iş performansında belirgin düşüş
- Çevresine karşı kuşkucu düşünceler geliştirmesi
Bu belirtiler görüldüğünde vakit kaybetmeden uzman desteği alınması gerekiyor.
Damgalama tedaviye erişimi zorlaştırıyor
Şizofreni kelimesinin toplumda çoğu zaman yanlış ve damgalayıcı biçimde kullanıldığını belirten Erkmen, “Bu durum hem hastaları hem de ailelerini olumsuz etkiliyor. Psikiyatrik tanıların bir ‘etiket’ olarak kullanılmaması, hastalığın bir sağlık sorunu olduğunun kabul edilmesi gerekir” diyor.
Erkmen sözlerini şöyle tamamlıyor: “Erken tanı ve düzenli tedavi ile birçok hasta sosyal yaşamına dönebilir, iş ve aile hayatını sürdürebilir. Güncel psikiyatri yaklaşımı, hastalığı tamamen ortadan kaldırmaktan ziyade, bireyin yaşam kalitesini artırmaya ve işlevselliğini korumaya odaklanır.”
Şizofreni hakkında sık sorulan sorular
Şizofreni nedir?
Kişinin düşünce, algı ve davranış bütünlüğünü bozan bir beyin hastalığı. Gerçek dışı inançlar, algıda bozulma ve işlevsellik kaybıyla kendini gösterebiliyor.
Şizofreni tedavi edilebilir mi?
Prof. Dr. Hüsnü Erkmen’e göre bazı hastalarda tamamen iyileşmese de ilaç tedavisi, düzenli kullanım, rehabilitasyon ve uzun süreli takiple büyük oranda kontrol altına alınabiliyor.
Şizofreni hastaları şiddete eğilimli mi?
Hayır. Bazı vakalarda saldırgan davranışlar görülse de bu, hastalığın genel karakteristiği değil; araştırmalar hastaların sanıldığı kadar yüksek oranda şiddet eğilimi göstermediğini ortaya koyuyor.
Aileler hangi erken belirtilere dikkat etmeli?
İçe kapanma, sosyal uyumun bozulması, okul ya da iş performansında belirgin düşüş ve çevreye karşı kuşkucu düşünceler.








