Karmaşık Kaygılarda Mutluluk

Ruhunun derinliklerini gören, kalbinin kırılabilecek en ince noktalarını avucunun içi gibi bilen, aradığında mutlu eden, aramayınca merak ettiren biri… Bir sevgili! Kim istemez ki? Peki kaçımız böyleyiz?

Karmaşık Kaygılarda Mutluluk

Duygularıyla bir insanoğlu. Kimi zaman duygular bizi yönetiyor, onlara hâkim olamıyoruz. Bazen de onları saklamak için türlü şekillere giriyoruz. Hep bir çabalama içindeyiz. Nadiren akışına bıraktığımız oluyor. Nedir bu kontrol hırsı? Her şeyi yönetmek, gidişatı lehimize çevirmek için her türlü stratejiyi uygulamak mı gerekli? Bir kere de ne olacaksa olsun deyip tamamen kalbimizden geçeni yapamaz mıyız? Bunun altında büyük bir korku mu saklı yoksa?

— Seni seviyorum ben. Hem de uzun zamandır deyiversek karşı tarafın eline koz mu geçmiş oluyor? Hatta bu “karşı taraf” kelimesi de bu tavırlara binaen kullanılmıştır. Koz demişken bu kelime O’nun sevgimizi suistimal etmesinden korktuğumuzdan mı? O’nun da bizi sevme ihtimali hiç mi yok? Haydi diyelim ki sevmiyor. Sevilmemekten bu kadar korkarsak, nasıl sevebiliriz yürekten?


İlgi dilendiğin zaman anla ki bitmiştir ve sen olmayacak duaya âmin diyorsundur. Mutluluk tohumları ekmek isterken sen, eğer fidanlarının kökünü kurutuyorsa o ilişki bitmiştir. İlişmesin gayrı. Huzur sömürgesi bir asalak gibi yerleşmişse kalbine, bunu söküp atmadıkça rahat yok sana. Yoksa kalbin delik deşik olur bir savaştan çıkmışçasına. Kurşun gibi sözler batar ta ortasından kulağın işittikçe. Tamiri imkânsızdır kırılan bir kalbin, eğer sevgi yoksa içinde. Sevgi ustası sevgiyle yoğurup sürmedikçe emin yaralara iyileşmez kırıklar. Üzülmeye değmez dersin ama buna değip değmeyeceğine sen karar veremezsin işte. İçinin yanışı aklının değmemezlik edemeyişindendir bu ateşe. Yanmaya değer mi? Değmez mi? Sen sadece koru yaşarsın, içine söz geçiremezsin. Ateş kutsal değilse sönmeye mahkûmdur. Küle dönersin, ateş söner ve diner acıların. Sonu, ayrılığı, tükenişi yaşarsın.

Mutluluk; yatırım değil, harcanandır…

Biten her şey yeni bir başlangıçtır aslında. Bunun farkına varırsın içinin, yangını, buhranın geçince. Kalbin yavaş yavaş toparlamaya başlar. Ellerini kimse tutmaz ama boşken ellerin, avucun terlemezken daha huzurlusundur. Karışanın olmaz, rahatsındır ilk etapta. Ama bir zaman sonra, özgürlük yalnızlığa kesince hissedersin dünyanın derdinin bitmeyeceğini. Ne öyle ne böyle! Yoktur âşıklara huzur! Aşk hamurunu acıyla yoğurmuştur. Tadarsın… Vazgeçemezsin…

Şunu unutmamalı ki hayat sabun gibidir; biz onu ne kadar sıktıkça o elimizden o kadar fazla kayar. Akışına bırak bu musluğu, ellerinin kirini götürsün. Arınırsın bu sayede sen de. Duygularının pasını silersin her seferinde. Mutsuzlukla mutluluk kazanılır. Bu borsa mutsuzluğa ödeme yapar, mutluluk yatırım değildir, harcanandır…