Sancıların Hakimi vicdan muhasebesi

Vicdan ile tanıştığınızda, hayatın farklı renklerden oluştuğunu, fakat size sadece bir rengin zimmetlendiğini fark edeceksiniz. İşte arzulanan budur!

vicdan kalp gönül

En büyük sancıların hakimi ‘vicdan’dan bahsedelim mi? Buna dayanacak gücü mevcut mu herkesin? Eminim, hepimizin yolu vicdan ile öyle ya da böyle kesişmiştir. O, şehirlerarası yollara kurulmuş radar pususu gibi, hayat yolculuğunda bizi sotede bekler. Yakalarsa affı yoktur!

Yalan söyleyerek, rüşvet teklif etme şansın var. O da, işine gelirse kabul etme şansına sahip… Vicdana takılmadan yola devam etmek istiyorsanız; doğru sürat ve şekilde yol almalısınız. O kadar acımasızdır ki sizi yakaladığında, affetmenin elinde olmadığını, kuralları hayatın koyduğunu söyler. Ağır başlı duruşu, düzgün hitap şekli ile sizi himayesi altına almıştır. Artık, işlemediğiniz suçları bile kabul edecek kıvama gelmişsinizdir. İnkara ödün vermez! Onunla ne kadar geç tanışırsanız, sizin için o kadar iyi olur, çünkü sağdan soldan duyduğunuz vicdan tanımları doğru değildir.

O, herkesin iyiliğini düşünüp, her bireyin içinde şubesi bulunan bir psikiyatri merkezi değil, tam aksine gerilimi ve aksiyonu yüksek her Amerikan filminde görebileceğiniz gaddar şeriflerdendir. Neden polis değil de, şerif örneği verdiğime takılanlar olabilir diye açıklayayım; yaşantımız onun için ufak bir kasaba gibidir ve o, bu kasabada krallığını çoktan ilan etmiştir. Aradan sıyrılanlar yok mu? Elbet, istisnalar olacaktır fakat bu tip ufak kasabalarda geçen filmlerde, kimin sözünün geçtiğini herkes bilir.

Eleştirmek haddime değil fakat, “ülkemizdeki ceza kesme sistemi” ile, vicdanın uyguladığı taktir benzerdir. Kırmızıda geçmişsinizdir, o aracı satmış, hatta adresiniz bile artık değişmiştir fakat körün kurşunu gibi o ceza, gelir ve sizi bulur! İşte vicdanda aynen böyledir. Evrakları doldurur, cezanızı keser fakat nerede ve ne zaman karşınıza çıkıp teslim edeceği belli olmaz. “Dikkatimden kaçmış” der ama aslında hiç unutmamıştır… Peki, ne olur ceza yiyince? “Bir ceza yüzünden hayatımız mı alt üst olacak?” diye düşünebilirsiniz, fakat öyle olacaktır. Ben yukarıda, sadece örneklendirmelerde bulundum, vicdan ile tartışmak dahi sizin haddinize değil!

Zamansız, habersiz karşınıza çıkışları bir süre sonra sizi ürkütmeye başlayabilir. Bunun sonunda da, şok olmak yerine, suyuna gitmeyi tercih edebilirsiniz. Doğrusu da bu olacaktır. Yaşadığımız streslerin, büyük acıların başlıca sebebi ‘vicdan’dır. Ne kapris yapar, ne kapris çeker. Yalan söylemez ve yalanı sevmez. İnsanların birlik içinde dürüstçe yaşamalarını temenni eder fakat henüz uygulamış olduğu söylenemez. Vicdan ile tanıştığınızda, hayatın farklı renklerden oluştuğunu, fakat size sadece bir rengin zimmetlendiğini fark edeceksiniz. İşte arzulanan budur!

Kuralların en başında, insan-renk uyumu gelir. Herkesin kendini tanımlayabileceği bir rengi vardır. Nedense, birçoğumuz başkalarının renklerine dadanır, onları rahatsız ederiz. Bunun ekseninde oluşan stres, insanları hata yapmaya zorlar. İşte vicdan tam bu noktada devreye girip, tüm bu olan bitenleri yoluna koymaya çalışır. Konuyla ilgili tek yetkili de kendisidir. İşi başından aşkın bu arkadaşı daha fazla germemeliyiz. O gerildikçe, bize yansıtıyor! Herkes kendini vicdanına saklasın, o gelip sizi bulacaktır…

Vicdan Sularda Boğuluyor

Kabataş’ta Dilin Kaba Vicdanın Taş Olması

Uygarlığımızın Vicdanında Yargılanmak!

Kara Yıl 1993 ve Toplum Vicdanı