Trafik Kazalarının Ardındaki Sır

Trafik Yazı Dizisi (1)

Trafik terörü ülkemizin en önemli sorunlarından biridir. Her gün gazetelerde ve TV haberlerinde trafik kazasının duyurulmadığı gün yoktur. Ya bu duruma şahit oluruz ya da başımıza gelir. Artık bizim ülkenin insanları için hayatının bir parçası haline gelmiş bir olaydır kazalar.

Trafik Kazalarının Ardındaki Sır

Bu kazaların nedenlerine bakacak olursak bunlar hemen hemen herkes tarafından bilinen nedenlerdir. Biz bu yazıda bilinen nedenlerin ötesine geçip ardında yatan asıl nedenleri dile getireceğiz. Görünenin ardına bakacağız.

Tüm kaza haberlerinde adı geçen sebepler

– Aşırı hız ve dikkatsizlik
– Alkollü araç kullanımı
– Yolların bozukluğu
– Hatalı sollama
– Araba kullanırken başka şeylerle meşgul olmak. Örneğin; cep telefonu ile görüşmek, bir şeyler atıştırmak, çevrede dikkat çekici yerler, olaylar ile ilgilenmek
– Tecrübesiz, ehliyeti olmayan sürücülerin trafiğe çıkması gibi nedenlerin sorumlu olarak gösterilmesi ve çözüm için bunların dayanak olması hiçbir zaman tam anlamıyla kazaların oluşumunu önlemeyecektir.

Bu nedenler yalnızca görünen ve kazaların asıl sorumlusunun bunlar olduğuna inanılan nedenlerdir. Ve böyle olunca da var olan çözümler uygulansa bile yetersiz kalıyor. Özellikle uzun araştırmalar sonucu oluşturulmuş trafik kuralları bile çözüm için yeterli olmuyor. Çünkü ülkemizde trafik kurallarından ziyade yayaların ve sürücülerin oluşturduğu gizli birtakım trafik kuralları vardır ve bunlara uyulur. Örneğin; trafik akışının seyrek olduğu yerlerde trafik ışıklarına göre değil yol durumunun müsaitliğine göre hareket etmek, yine trafik akışının seyrek olduğu yerlerde yayaların karşıya geçmek için hemen yanı başında olan üst geçidi kullanmaması, erkek sürücülerin bayan sürücülerden üstün kabul edilmesi ve buna göre davranılması gibi

Oysa ki oluşan kazaları yakından gözlemlediğimizde ortaya çıkan tek bir neden görülüyor ki o da evrensel değerlerin yok olmasıdır. Evet trafik kazalarının altındaki asıl neden; toplumdaki evrensel değerlerin kaybolmasıdır. Sorumluluk, biz bilinci, başkalarına hizmet, sabır, sevgi, saygı, hoşgörü, hakkaniyet, duyarlılık gibi değerlerin yitirilmesidir. Sürücünün, yayanın, trafik polisinin, yol yapımında görevli belediye çalışanlarının ve denetleyenlerinin kısacası sorumlu olan herkesin ve hatta yalnızca bir grubun bile bu değerleri benimsememesi kazaların oluşumuna davetiyedir.

Aşırı hızın, bozuk ve tehlikeli yolların, alkollü araç kullanmanın, kurallara uymamanın, görevini suistimal edip gerekli denetlemenin yapılmamasının faktörleri

– Sabırdan yoksun olmak.
– Kendini sorumlu hissetmemek.
– Kendi hayatını, sevdiklerinin hayatını düşünmediği gibi başkalarının hayatını da düşünmeyecek kadar duyarsızlaşmak.
– Trafikte olan her insanın hayatını kolaylaştıracak hizmet bilincine, duyarlılığa sahip olmamak.
– Trafikte olan insanların birbirleriyle tartışmalarında hakkaniyet, hoşgörü ve saygının yok olması.
– Sorumlu olan herkesin (yayanın, sürücünün, trafik polisinin, belediyenin…..) dayanışma içinde hareket etmemesi.
– Çözüm için önlemler alanların, uygulama konusunda tutarsız davranışlarda bulunmaları.

Tüm bu nedenler iyi anlaşıldığında ve çözüm gerçekten istendiğinde kazaları ciddi şekilde önleyecek çözüm seçenekleri de belirecektir.

Çözüm için en önemli şey kazalara sebep olan nedenlerin doğru analiz edilmesidir. Ve sonrasında ise bulunan çözümün istikrarlı bir şekilde uygulamaya konulmasıdır.

Bu konu burada bitmez… Önümüzdeki aylarda farklı başlıklar altında bu konuya devam edeceğim.

Önceki yazıVe insan
Sonraki yazıİffetsizliği yazmayan kadınlara inat
Her canlı gibi aslıma doğru bir yolculuktayım ve bu yolculukta hem öğretmen hem öğrenciyim. Esnekliği seviyor olmam, yaratıcılık düşüncesinin sınırlar olmadan daha iyi gelişeceğine inandığımdan ve her ne olursa olsun insanın kendi yeteneği doğrultusunda sevdiği işi yapmasının gerekliliğini savunduğumdan serbest olarak kendi hedeflerim doğrultusunda yürüyorum. İletişim benim yeteneğim diyorum, neden? Çünkü içsel ve dışsal gözlemleyen benliğimin baskın olması karşımdakinin vücut dilini ve altında yatan duyguları ve algılamaları sezgisel olarak çözmemi sağlıyor. Bunların doğruluğunun da ortaya çıkması ve iletişim hatalarını hemen fark ediyor olmam benim en baskın yeteneğimin bu olduğunu keşfetmemi sağladı. Ayrıca iletişim üzerine aldığım eğitimlerle de bunun doğruluğunu bir kez daha kendi kendime kanıtlamış oldum. Öncelikle bunu kendime kanıtlamam gerekiyordu çünkü uzun bir zaman bu yeteneğimi görmezden geldim ve hep bastırdım. 2002 yılından beri iletişim ve algılama psikolojisi üzerine araştırmalar yapmaktayım ve son 3 yıldır da buna ağırlık vermekteyim ve ayrıca iletişim üzerine olan eğitimimi bu alanda daha verimli olabilmek için hem öğreticiliğimle hem öğrenciliğimle ilerletme çabası içerisindeyim.