Kültlere yaraşır bir devam filmi: Evil Dead

Yeniden uyarlamaların, devam filmlerinin sıklıkla hüsrana uğrattığı Hollywood sinemasında, 1981 yapımı The Evil Dead filminin tekrar uyarlaması olan ve ülkemizde de vizyonda ses getiren film Evil Dead, kafanızda oluşan kötü imajı parçalamak için çekilmiş gibi.

l

Son 10 yıldır, iyi bir korku filmi izlemek neredeyse ‘imkansız’ hale gelmişken, Sam Raimi tarafından 1981’de 375.000 $ gibi komik bir bütçeyle çekilen The Evil Dead, türün hayranları için adeta bir put olarak görülüyordu. Sahte kan olarak kullanılan mısır pekmezi, tecavüze meyilli ormanı ve çekildiği döneme göre çok iyi kotarılan makyaj efektleri ile birçok ödüle de aday gösterilmişti. Tabii ki Sam Raimi filme olan bu ilgiyi çektiği iki devam filmiyle de taçlandırmayı ihmal etmedi.

Filmin yıldızlarından Bruce Campbell ve yönetmen Sam Raimi 2009’dan beri filme bir yeniden çeviri ile hayat vermeyi planlıyordu ama birkaç yıl daha ikili bu hayali gerçekleştiremedi. Ta ki Bruce Campbell bir röportajında yeni filmin senaryosunun hazır ve nazır olduğunu duyurana kadar. 2011’de yapılan resmi açıklamada yeniden çevirimin bizzat Sam Raimi’nin seçtiği bir yönetmen olan Fede Alverez tarafından yapılacağı duyuruldu. Fede Alverez, Youtube’da tıklanma rekoru kıran kısa filmiyle ünlenmiş bir yönetmendi ve şahsım adına bu ismin projede olması beni çok mutlu etmişti.

Nisan 2013’de sinemalarda boy gösteren yeniden çevirime gelince…

Konusunu özetlemeden önce belirtmemiz gereken şey, bunun bir devam filmi olmadığı. 1981 yapımı filmden ayrılan bir çok nokta olmasına rağmen, birebir aynı olan öğeler de bulunmakta.

Bir grup genç, uyuşturucudan müzdarip Mia’yı ormanın derinliklerinde bulunan bir kulübeye götürürler. Amaç onu kontrol altında tutmak, bağımlılığıyla savaşırken ona yardım etmektir. Mia, uzun zamandır görmediği abisi David, David’in kız arkadaşı Natalie ve abi kardeşin çocukluk arkadaşları Eric ve Olivia kulübenin geçmişte ne gibi olaylara tanık olduğu konusunda habersizdirler. Çöken karanlıkla birlikte kulübenin kilerindeki esrarengiz bir kitabı ortaya çıkaracak ve farketmeden de olsa şeytani bir varlığı serbest bırakacaklardır.

Televizyon dizilerinden aşina olduğumuz filmin başrol oyuncularının oldukça başarılı olduklarını söylersek çok da yanılmış olmayız. Mia rolündeki Jane Levy’nin performansı, özellikle de kiler kapağının arasından binbir vahşetle boğuşan karakterlere laf atmaları görülmeye değer. İlginç bir ayrıntı olarak da; filmdeki karakterlerin isimlerinin baş harfleri (David, Eric, Mia, Olivia, Natalie) biraraya getirildiğinde “Demon” yani “Şeytan” kelimesini oluşturmakta…

İlk filmden hatıralarımızı perçinleyecek 1973 model Oldmobile Delta araba, kulübenin verandasındaki çıkardığı seslerle sinirleri gıcıklayan salıncak ve insan derisi üzerine insan kanıyla yazılmış olan Naturom Demonto- Ölüler Kitabı bu filmde de başarıyla gözlerimizin önüne serilmiş durumda.

Filmin Amerika’daki tanıtımlarında, ortaya çıkan şeyden oldukça memnun olduğu görülen Sam Raimi, bu yeniden çevirime bir devam filmini layık görür mü bilinmez ama filmin kapanış jeneriğinden sonra, oyuncular listesinde neden Bruce Campbell’in adını gördüğümüzü anladığımız sürprizle beraber benim bu konudaki beklentilerim oldukça olumlu…

 

Önceki yazıAnne olmak var ya anne olmak!
Sonraki yazıSıkı Sıkı Sarılalım! Engelleri Kaldıralım!
1987 yılının güneşli bir ağustos gününde dünyaya geldim ve her güneşli günün mucizelere açılan bir kapı olduğuna inanırım. İstanbul'un küçük illerinden biri olan Silivri'de geçirdiğim 20 yılımın ardından İstanbul Üniversitesi'nin Sosyoloji-Felsefe bölümü koridorlarının tozunu yuttum ve derhal iş hayatına atıldım. Çeşitli televizyonlar ve prodüksiyon firmalarında editörlük ve yönetmen yardımcılığı görevlerinde bulundum. En nihayetinde en sevdiğim şeylerin, kitapların arasında buldum kendimi. Bir yayınevinde kitap editörlüğü yapıyorum ve beni kağıt, kalemden, yazmaktan alıkoyabilecek hiç bir şey olmadığını düşünüyorum...