Burada O Yeni Bayramlar

Sümer yazıtları yazılı tarihin başlangıcı kabul edilir. Bilin bakalım tabletlerde ne yazıyor. Sanırım biraz süratli bir giriş oldu lakin unutmayın hayat hızdan ibarettir.

elma-şekeri_18535

Tablettekini kelimesi kelimesine aktarmam mümkün değil yazılanları sadece mana olarak verebilirim. Fazla uzatmadan konuya gireceğim. Malum tablette şunlar yazıyor; “yeni nesil çok bozuldu, nerede o eski günler”

Demek o günlerden bu günlere pek bir şey değişmemiş. İnsanoğlu binlerce yıl önce de geçmişi özlüyordu, bugünse yine aynı arzuyla maziye hasret duyuyor. Doğal olarak, bu davranışı gerçekleştirirken –geçmişi deli divane ancak sebepsiz bir halde özlerken- birini yahut bir şeyi yerin dibine sokmak lazımdır o da daima ‘yeni’dir. Yeni nesil, yeni sistem, yeni siyaset, yeni kültür, yeni ramazanlar, yeni bayramlar.

Malumunuz odur ki bu kez konumuz “bayram”

Ben kendimi bildim bileli yeni bayramlar hep kötü veya suçlu. Hiç eski Ramazanlardaki gibi dolu dolu geçmiyor günler(!) Nedendir bilmiyorum ama şekerin, çikolatanın tadı bile eski şeker ve çikolataların tadına benzemiyor. Nedir bu ‘yeni’den çektiğimiz?

Ayrıca madem bu derece nefret ediyoruz ‘yeni’den, peki o halde niçin tekdüzeliğin hâkim olduğu fikir ve ideolojilerden köşe bucak kaçıyoruz? Kaderimize razı olup oturalım ve sistemin bize layık gördüğü kadarıyla karnımızı doyuralım, dinimizi yaşayalım veya eğlenelim. Doğrusu bu değil mi? Üçüncü dünya ülkelerinin ‘yeni’ye öcü muamelesi yapmasından doğan geri kalmışlıklarına imrentiye bakmadığımıza göre niçin iğrenerek bahsettiğimiz bir duruma alkış tutuyoruz.

Özellikle bazı kişi ve gruplar her yıl belli dönemlerde ortaya çıkıp ‘yeni’nin kötülüklerini anlatıyorlar. Yeni köprüler, yeni ulaşım araçları, yeni yaşam alanları, yeni kültür aktiviteleri, yeni entelektüel çalışmalar, yeni nesil, yeni bayramlar, yeni mimari ve daha birçok yeni onlar için gereksiz ve hatta suçludur.

Yeniye dair bu amaçsız nefret, beni huzursuz ediyor. Yukarıda bahsettiğim bu kişiler, Ramazan boyunca cumhurun aklını bulandıran türlü demeçler verip bu mübarek ayın ruhuna gölge düşürmektedir. Gerçi halk artık doğruyla yanlışı ayıracak kültür birikimine ulaşmıştır fakat yine de şüphe kötü bir hastalıktır.


Geçmişi özlemek güzel hem de çok güzel, ancak yeniyi bu denli canavarlaştırmak geçmişi daha değerli kılmayacak. O nedenle hiç olmazsa şu güzel ve keyifli günde bırakalım ona buna sataşmayı. Hiç gerek yok kavgaya. Biz inananlar olarak bu ay kötü huylu tüm duyguları halı altına süpürdük yahut buna yeltendik. Çaba sarf ettik. Hz. İbrahim’in ateşini söndürmeye giden karınca gibi, yahut gagasında suyla ateşe uçan kuş gibi belki kesin başarıya ulaşamayacağız fakat en azından rengimizi belli etmiş olacağız.

Bu yazı vesilesiyle tüm İslam âleminin bayramını kutlarım. Kinin olmadığı ve kapalı kapılar ardında hesapların yapılmadığı ulvi bir üç gün geçirmemizi diliyorum. Kafkaslardan Ortadoğu’ya kadar, Balkanlardan Anadolu’ya dek Müslümanlar huzur için dua ediyorlar. Yeniyle münakaşayı bırakıp politik ve (sözde) entelektüel tavırlardan uzaklaşarak bu duaya âmin demeye var mısınız?



Önceki yazıTeknolojinin insan aklıyla oynadığı oyun
Sonraki yazıHer Erkek Var Ettiği Tanrıça’ya Tapınmak İster
Mürsel Ferhat Sağlam, 17 Nisan 1989 İstanbul doğumludur. Namık Kemal Üniversitesi Halkla İlişkiler & Tanıtım Bölümü, Beykent Üniversitesi Tarih Bölümü ve Anadolu Üniversitesi İşletme Bölümü mezunudur. Beykent Üniversitesi’nde Tarih alanında yüksek lisans yapmıştır. Akademik kariyerine Marmara Üniversitesi’nde Halkla İlişkiler ve Reklamcılık bölümünde doktora seviyesinde devam etmektedir. Kişi ve kurumlara stratejik marka yönetimi, dijital pazarlama, sosyal medya pazarlama, içerik pazarlaması ve online itibar yönetimi odaklı çözümler sunan Ajans Paradise (2012), edebiyat, kültür, sanat ve kitap odaklı yayın yapan yeni nesil edebiyat – sanat mecrası olarak faaliyet gösteren Şilep Dergi (Şubat), akademik ve sektörel bilinç düzeyindeki profesyoneller tarafından yazılan reklam, pazarlama, iletişim ve marka odaklı makalelerin yer aldığı ve iş dünyasına dair gelişmelere yer veren dijital bir mecra olan Branding Türkiye (2017) Mürsel Ferhat Sağlam’ın girişimleri arasında yer almaktadır. Mürsel Ferhat Sağlam’ın hikâye, roman, deneme, pazarlama olmak üzere farklı türlerde yayınlanmış 5 kitabı bulunmaktadır. BrandMap Dergisi, Pazarlamasyon, İndigo Dergisi, Fikir Çok Net, Satınalma Dergisi, CEOtudent, Branding Türkiye gibi mecralarda uzmanlık alanlarıyla ilgili makaleler yazan Sağlam, kamu ve özel sektördeki kurumlara dijital pazarlama, sosyal medya, içerik pazarlaması, stratejik marka yönetimi, girişimcilik, zaman yönetimi, itibar yönetimi, kriz yönetimi konularında eğitim ve konferans vermektedir. Kitapları • Günübirlik Sonsuzluk (Hikâye - 2011) • Var Say (Roman 2013) • Raygan (Roman - 2014) • Aşkzade (Hikâye / Deneme - 2016) • Stratejik Marka Yönetimi (Pazarlama / Marka - 2017)