Dünya’dan gelen acı mesaj!

Ne mavilerimin engin güzelliği, ne sınırsız yeşillerimin tazeliği, ne de şekilden şekle giren bulutlarımın akça pakça hali anlatamadı beni size. Benim adım Dünya!

Dünya'dan gelen acı mesaj!

Tüm mutluklarımın da acılarımın da çevresinde usanmadan sabırla dolandım durdum. Kimi zaman maviydim, kimi zaman kirli sislerle griye boyandım durdum.

Bir yanım aydınlanırken diğer yanımı karanlığa koydum.

Bir yanım ısınırken diğer yanımı buz gibi soğukta buldum.

Benim adım Dünya!

d1

Ahhh içim ah!

Benim, doğanın her rengine bulamaç olmuş için var ya içim, her şeyi kabule verip de sükûta yatırdığım içim… Bakmayın sükût dediğime, ben öylesine sessiz çığlıklarla vurdum ki kendimi size, duymak size kalmış beklemek yine bendenize…

Dünyadan gelen acı mesaj!

Benim adım Dünya!

En acı çığlık sessiz atılırmış…

Az mı vurdum her saniye başı tüm dalgalarımı kıyılarıma?

Çektiğim acılar yüzünden titreyen topraklarım yarılıp, çatlaklar oluşturmadı mı gövdemde?

Neredesiniz siz, nerede?

Yıkılmadı mı sevgisizlikten, duyarsızlıktan eriyen kıtalar boyundaki buzlarım?

Patlamadı mı içime atıp atıp da dağlardan coşturduğum kızgın lavlarım?

Peki ya yırtılmadı mı, umarsızca harcadığınız kimyasallardan ozon tabakalarım?

Benim adım Dünya!

d4

Ne mavilerimin engin güzelliği, ne sınırsız yeşillerimin tazeliği, ne de şekilden şekle giren bulutlarımın akça pakça hali anlatamadı beni size.

Ne yüzümdeki yıldızlar, ne de derinde sakladığım inci mercanlar anlatamadı beni size.

Güneşimin sarısı da, gökyüzümün kuşağı da, tenim dediğim toprağımda anlatamadı sizlere.

Oysa tüm rüzgârlarımla bile fısıldadım her renkteki tenlerinize.

Oysa tüm ağlamalarımla değdim her renkteki ellerinize.

Benim adım Dünya!

Dönüyorum!

Ben yine de ısrarla üstümde barındığınız tüm benliğinizle sizlere dönüyorum.

Ben sizler için durmadan dolanıp dönüyorum da, sizin bana sırt döndüğünüzü de görüyorum.

d2

Ve şimdi, siz insanoğluna sesleniyorum!

Bu sabah gözlerinizi yine bana açacaksınız.

Bu kez sadece gözlerinizi değil, beni duyup yüreğinizi de açmanızı diliyorum.

Benim adım Dünya!

Belki de genelimiz Dünya’da yaşayan insanlar üzerindeki dönüşüme odaklanıyoruz. Bir birimizi dinliyor, bir birimizden yakınıyor ve kim bilir nerelere doğru yol alıyoruz. Evet değişiyor, dönüşüyoruz- değiştiriyor, dönüştürüyoruz.  Dışlarımız bir yerdeyken içlerimiz çoğu zaman çok uzaklarda, belki de çoğu zaman her ikisi de kayıp ya da kaybolma arzusunda olabiliyor. Duygularımızın çoğuna takılıyor, takılı kaldığımız duygulara azapları yüklüyor  ve ömür tüketebiliyoruz.

Ama işte gördüğünüz gibi Dünya bu okuduklarımızın isyanında. Her neye dönüşüyorsak dönüşelim umarım iyi bir şeylerdir

Kendi içsel dönüşümlerimizi yaşarken Dünya’nın içsel dönüşümünü de artık görmeli ve sessiz çığlıklarını duymaya başlamalıyız.

Neden bu dünyaya ait değilsiniz?

Önceki yazıDeğişim için dönüşüm başladı mı?
Sonraki yazıOrtak Alan Karşılıkları
1973 İstanbul doğumluyum. Çalışma ve ilgi alanlarımı sınırlamam pek mümkün değildir. Kimi zaman kalemim bana sırdaş olmuş, kimi zaman toplumun faydasına olan cümleleri dökmüş, kimi zaman da toplumun yaralarına dokunarak dile gelmiştir. Kalemi kullanırken en keyif aldığım taraf ise "sessizin sesi" olabilmektir. Yeri geldiğinde bir taşın sesi, yeri geldiğinde bir kedinin serzenişi, yeri geldiğinde konuşamayan engelli bir çocuğun dili, yeri geldiğinde ise bir saç örgüsünü dile getirebilmek en keyif aldığım şeylerden biridir. Hayatın her alanında gönüllü olarak faaliyet göstermekteyim. Bağımlılık ile mücadele, kadın ve çocuk istismarına karşı destek, eğitime katkı amaçlı kütüphanaler kurulması, yardımlaşma derneklerinde faaliyetler, tüketicinin her tür hakkı (sağlık, hukuk...) üzerine destek çalışmaları, kültür sanat projelerine koçluk, danışmanlık, tutuklu çocukların topluma kazandırılması amaçlı eğitim organizasyonları, kan bağısı, organ bağışı, ilik bağışı üzerine organizasyonlarda koordinatörlük, özel eğitim öğretmeni olmam sebebiyle engelli çocuklarımızın ailelerine danışmanlık, okullarda çocuklarımızın yardımlaşma güdüsünü pekiştirme amaçlı seminerler ve sayamayacağım daha pek çok alanda, neredeyse hiç durmadan yıllardır gönüllü olarak faaliyet göstermekteyim. Bu alanlarda hakkıyla faaliyet gösteren kurumların yanında bulunmanın yanısıra, mağdurların şahsen yanında istikrarla olabilmenin de güzelligini yaşayabilenlerdenim. Yönetiminde ya da genel kurulunda faaliyet gösterdiğim derneklerde doğru ekip çalışması ile "olmaz" denilenin aslında ne kadar kolaylıkla olabileceğini yaşayanlardanım. "Şunun uzmanıyım, bunun uzmanıyım" demek elbet güzel, ben direkt sahaya dalarak takım çalışmasına hızla uyum sağlayarak, iş ve zihin gücünü sergileyerek faydalı olmaktan keyif duyanlardanım. 1998 doğumlu dünya tatlısı, mutlu mu mutlu, sevimli mi sevimli, şamatacının teki olan zihinsel engelli Cansın adında bir oğulun annesiyim. Onun bana öğrettiklerinin arasında "sessizliği dinleyebilmek" en değerlilerinden biridir diyebilirim. İnsanoğlunun değer biçilemeyecek kadar değerli olan, ne kadar çok şeye sahip olduğunu unutmadan yaşamak ve bunu unutanlara da hatırlatabilmenin gururunu yıllardır şahsen yaşayanlardanım. Ailem olan İndigo'ya duyduğum sevgi, saygı ve sadakat 1 Ağustos 2011'de başladığım andan itibaren hiç bitmeden devam etmektedir. İndigo aileme ve siz okuyucularıma sonsuz sevgi, saygı ve teşekkürlerimi gönderiyorum. Ben 1 Ağustos 2011'den beri: Yazdım, yazıyorum ve yazacağım! Çocukluğumdan beri insanlık için çalışmalar: Yaptım, yapıyorum ve yapacağım! Daima huzurla kalmanız dileğimle...