Nuh : Büyük Tufan

Tarihi ve dini filmler her zaman izleyicinin ilgisini çekmiştir. Bu film, Nuh Tufanı gibi çok merak uyandıran bir olayı konu alıyorsa ve bir de Russell Crowe imzası taşıyorsa izlemek için gün sayılmalı demektir. Gerçekten de uzun bir süredir merakla beklenen Nuh: Büyük Tufan, 3 Nisan tarihinde ülkemizde vizyona girdi. 

Nuh

Öncelikle insanlığın kendisine karşı büyük bir özeleştirisini temeline alıyor film. İnsanoğlunun yaşadığı bu dünyanın kıymetini bilmediği, hakkını vermediği ve dahası onu yozlaştırıp, bozduğuna dem vuruyor. İnsanoğlu bu dünyadaki varlık amacını hep savaşlar yapmak olarak sandı. İnsan insana, kardeş kardeşe vurdu. Hz. Âdem’in oğullarından olan Kabil, kardeşi Habil’i kıskançlık nedeniyle öldürerek, insanlık tarihindeki ilk katil olmuştur.

Felsefesi ziyadesiyle güçlü ve kutsal kitaplarda geçen bu mistik olayın beyazperdeye nasıl aktarılacağı da, sinemaseverler için bir merak konusuydu. Aslına bakarsanız film de, konuya hemen giriyor ve derdini başta ortaya koyuyor. Yoldan çıkan insanlar gelecek büyük bir tufanla helak olacaklar ve yaşam, ancak Nuh’un tüm hayvanlardan gemisine aldığı birer çiftle ve kendi ailesiyle devam edecektir. Gerçi Nuh, kendi ailesinin yaşamının son bulmasıyla insanlığın soyunun kesileceğini sanmaktadır, ancak bir mucize olacak ve kısır olan gelini ikiz bebek dünyaya getirecektir.

Semavi dinlerde peygamber olarak görülen Hz. Nuh karakteri ile ilgili tartışmalarsa daha film çekilirken başlamıştı. Yaradan’ın mesajını alarak, bir gemi inşa eden ve kutsal bir göreve soyunan Nuh’un filmin sonlarına doğru biraz gaddar bir profile dönüştürülmesi ve bir zafer kazandığı hissiyatını beklerken çelişkilere sokulması ise tartışmaya açık konular olmuş.

Hz. Nuh’un filmin sonundaki düşmüş ve kendisini sarhoşluğa vermiş hali ise İslami anlayışa tezat olmuş. Bu nedenlerle daha önce Katar, Birleşik Arap Emirlikleri, Bahreyn ve Malezya gibi ülkelerde yasaklanmıştı.

[quote]Film, Nuh diyor ama Peygamber demiyor. [/quote]

Filmin en olumsuz yanıysa gereğinden fazla uzun süresi ve uzatılmış hissi vermesi. Bunun yanı sıra filmin görsel boyutuysa fena sayılmaz.


Russell Crowe ise bu rolüyle de her zamanki gibi oldukça başarılı. Ancak tutarlı ve güçlü bir kimlikle başlayan karakterinin sonlara doğru yalpalamasını o da kurtaramamış.

Son söz olaraksa şöyle söyleyelim. Filmden önce beklentimiz, filmden sonraysa hayal kırıklığımız büyük oldu…