Odaklanma ile İlişkilerin Güçlensin

Odaklanma – konsantrasyon, odaklanana karşı bir keşif sürecidir. Farkındalığın artmasını ve gözlemleyen bilinç seviyesine ulaşılmasını sağlar. Farkındalık ve gözlemleyen bilinç seviyesine ulaşmak ise sağlıklı ilişkiler (iletişim) kurmak için yolun başlangıcıdır.

odaklanmak

[quote] Odaklanma – konsantrasyon, odaklanana karşı bir keşif sürecidir. Farkındalığın artmasını ve gözlemleyen bilinç seviyesine ulaşılmasını sağlar. [/quote]

Farkındalık ve gözlemleyen bilinç seviyesine ulaşmak ise sağlıklı ilişkiler (iletişim) kurmak için yolun başlangıcıdır. Hem içsel iletişiminizde hem de insanlarla, hayvanlarla, doğayla, evrenle olan ilişkilerinizde önemi büyüktür.

Önce içsel iletişimi ele alalım. Çünkü sağlıklı ilişkilerin (iletişimin) temeli bireyin kendisiyle olan ilişkisinin (içsel iletişim) kalitesine bağlıdır. İçsel iletişimin sağlıklı olması ise kendini tanımak demektir. Kendimi tanıma-bilgeliğe erişme yolculuğum yani kendimle olan ilişkim diğer tüm ilişkilerimi etkilediğine göre öyleyse öncelikle kendimle olan ilişkimi düzeltmem gerekir ve bunun için de kendimi anlamaya ihtiyacım vardır ve yapmam gereken de konsantrasyonumu kendime yöneltmem olacaktır. Bunu siz de uyguladığınızda odaklanma gücünüz kadar farkındalığınız artacak ve kazanacağınız yeni bir bilinç (gözlemleyen bilinç), her daim aydınlanmanızı sağlayacaktır.

Birçok odaklanma egzersizi olsa da içsel ilişkinin sağlıklı olmasında en etkili sonuç verenlerden biri de kişinin kendi bedenindeki mesajlara odaklanarak duygularına ulaşması ve duyguların altında yatan düşünce ile inançlarının farkına varmasına dayalı kendini bilme yöntemidir. Bununla ilgili uygulamaya geçmeden önce odaklanma gücünüzü yükseltecek şu egzersizi belli aralıklarla başarıya ulaşıncaya kadar yapmayı sürdürün.

Neden önce bu uygulama? Çünkü bedeninizle ilgili verilen uygulama öncelikle odaklanma gücü isteyen bir egzersizdir.

“ Ortadaki kırmızı noktaya odaklanın, yalnızca kırmızıyı inceleyip ona bakın. Kısa süre içinde mavi çember yok oluyorsa odaklanma (konsantrasyon) gücünüz yüksek demektir. Olmuyorsa pratik yapın. ”

odak

Bu egzersiz ile odaklanma gücünüzü test ettikten sonra bedeninizle ilgili verilen uygulamaya geçebilirsiniz:

Egzersiz: Bedeniniz Ne Diyor?

Uygulamayı yaparken gözleriniz kapalı olacağından dolayı uygulamaya dair açıklamayı size okuyacak birini bulmanız veya sesinizi kaydedip uygulamanız size kolaylık sağlayacaktır.

Hazırlık:
1) Öncelikle kendinize rahat bir oturma düzeni sağlayın, rahat edebileceğiniz bir yere oturun.

2) Oturduğunuz yerin, ortamın loş ışık olmasını sağlayın.

3) Gözlerinizi kapayın. ( Göz, baskın bir duyu organımız olduğu için, açık olduğu sürece diğer duyu organlarından gelen uyarıların farkına varmamız güçleşir.)

Gözleriniz kapalıyken, bedeninizle başlayan bir farkındalık yolculuğuna çıkacaksınız. Bu yolculuk sırasında odaklandığınız durumu; eleştirmeden, sorgulamadan, herhangi bir değerlendirme yapmadan yalnızca gözlemleyin. Nasıl bir durumdasınız, neler hissediyorsunuz, bunların farkına varmaya çalışın. (Üç noktayla (…) belirtilmiş yerlerde 5 saniye kadar durun, sonra uygulamanın açıklamasını dinlemeye devam edin.)

Uygulama:
4) Gözlerinizi kapayın. (…) Şimdi dikkatinizi ayaklarınıza toplayın. (…) Ayaklarınız nasıl hissediyor? (…) Rahat mı yoksa acıyan bir yer var mı? (…) Ayak parmaklarınız birbirine yapışmış şekilde mi duruyor? (…) Ayakkabınız rahat bir şekilde ayağınıza uymuş mu yoksa biraz sıkıyor mu? (…) Ayaklarınız soğuk mu? (…)

Şimdi dikkatinizi bacaklarınıza verin. Bacaklarınız gergin mi yoksa gevşek bir şekilde mi duruyor? (…) Bacağınızdaki her bir kasın farkına varmaya çalışın. Her bir kasın gergin ya da gevşek olduğuna dikkat edin. (…) Ayak ayak üstüne atmış durumda mısınız? Biri diğerinin üzerine atılmışsa, üstteki bacağınızın ağırlığını diğerinin üstünde hissedebiliyor musunuz? (…) Bu oturuş durumunuz rahat mı yoksa biraz rahatsız mı hissediyorsunuz? (…)

Şimdi bacağın üst kısımlarına, kalçaya doğru çıkalım. (…) Biraz daha yukarı bacaklarınızla kuyruk sokumunuzun birleştiği bölgeye dikkatinizi verin. Bu bölgede dikkatinizi topladığınız zaman biraz kendinizi gergin hissediyor musunuz? (…)

Şimdi üzerinde oturduğunuz kısmın bedeninizin ağırlığını nasıl taşıdığına dikkat edin. (…)

Şimdi yavaş yavaş gövdeye doğru çıkalım. Karın bölgeniz nasıl hissediyor? (…) Bu bölgede ne gibi duyumlar hissediyorsunuz? (…) Hareket eden bir şey var mı? (…) Soluk alışınıza dikkat edin. Ciğerinizin üst bölümüyle mi soluk alıyorsunuz yoksa bütün ciğerinizi doldurarak derin ve rahat mı nefes alıyorsunuz? Hava burun deliklerinizden mi girip çıkıyor yoksa ağzınızla mı soluk alıp veriyorsunuz? (…) Göğsünüz rahat ve gevşek mi yoksa gergin ve sıkışık bir durumu var mı? (…)

Şimdi dikkatinizi el ve kollarınıza verin. Parmaklarınızın farkına varın. (…) Avucunuz kapalı mı, açık mı? Parmaklarınız birbirine bitişik mi? (…)

Bileklerinizle omzunuz arasında kalan kaslarınızı gözleyin. Gergin mi yoksa gevşek mi? (…) Kolunuzun duruş biçimi nasıl? Sarkıyor mu? Bükük mü? Bir el diğerinin üzerine konmuş mu? (…)

Omzunuza verin dikkatinizi. Dik mi yoksa çökük mü? Öne ya da arkaya düşmüş mü? (…)

Soluk alışınızı kontrol ederken büyük bir olasılıkla gırtlak veya boyun kısmınızın farkına vardınız. Gırtlağınız rahat mı yoksa sürekli yutkunma duygusu veren bir yumak mı var orada? (…) Boynunuz nasıl? (…) Boynunuzun başınızın ağırlığını taşıdığını hissedebiliyor musunuz? (…) Belki de başınızı yavaş yavaş bir yandan öbür yana hafifçe kıpırdatarak boynunuzdaki kasların farkına daha çabuk varabilirsiniz. (…) Boynunuz ve omuzlarınızda bir gerginlik hissedebiliyor musunuz? (…)

Şimdi yüzünüze geçelim. Yüzünüzde ne gibi bir ifade taşıyorsunuz? (…) Yüzünüzün kasları gergin mi yoksa rahat ve gevşemiş bir durumda mı? Hangi kaslar? Ağzınız, kaşınız, çeneniz, şakaklarınız? (…) Dikkatinizi yüzünüzün bu kısımları üzerinde toplayın ve farkına varmaya çalışın. (…)

Şimdi yolculuğunuz içeriye doğru yöneliyor. Zihninizde ne olup bittiğini gözleyin. (…) Sakin ve karanlık mı yoksa bazı olaylar oluyor mu? (…) Ne gibi olaylar? (…) Zihninizden geçenler hoş mu? (…) Yoksa sizi rahatsız eden şeyler var mı? (…)  

Şimdi vücudunuzun bir başka önemli yerine dikkatinizi çevirelim. Üzüntülü veya mutlu olduğunuz ya da korktuğunuz zamanlarda vücudunuzun belli bir bölgesinde, duyguların bedensel belirtilerini hissedersiniz. (Bazı kimselerde bu karın, bazı kimselerde gırtlak, daha başkalarında ise göğüs olabilir. Herkese göre değişen bu bölge, belirgin ya da belirsiz her insanda vardır.) Bir süre bu noktayı bulmaya çalışın. (…) Şimdi orası nasıl hissediyor? (…) “Şimdi nasılım, şimdi ne hissediyorum?” sorusunu sorduğunuzda ne oluyor, onu gözlemeye çalışın. (…)

Şimdi de son zamanlarda sizin canınızı sıkan bir kişisel sorununuzu düşünün ve bunu düşünürken o duyarlı yerde ne olup bittiğini gözlemeye çalışın. Düşündüğünüz sorunun, bugün yaşamınızda önemli bir yeri olması gerekir. (…) Bu sorunu bütün ağırlığıyla, duygularıyla bir noktada hissedebiliyor musunuz? (…) Bu duyguyu tümüyle yaşamaya çalışın, değiştirmeye kalkmayın. (…) Eğer siz dikkatinizi verince duygunuz değişiyorsa bırakın değişsin siz sadece olup bitenleri gözleyin. (…) Olup bitenlerle birlikte seyahat edin, onları yönlendirmeden beraber olun. (…) Duygularınızda şimdi yeni bir şey keşfettiniz mi? Bir fark var mı? (…) Bu farkın ne olduğunu hissedebiliyor musunuz? (…)

Şimdi kendinizi serbest bırakın ve zihniniz sizi nereye götürürse oraya gidin. (…) İki dakika kadar gözleriniz kapalıyken zihninizi serbest bırakın, aklınıza ne gelirse onu gözleyin. Bu iki dakikanın sonunda yavaş yavaş gözlerinizi açın.

Bedeninize odaklanma temelli olan bu egzersiz ile kendiniz hakkında yeni bilgiler öğrenirsiniz. Bedenin gergin veya rahat olması, bedenin tepkileri, duygularınız hakkında ipucu verir. Bedeniniz ile dost olduğunuzda kendinizi tanır ve aynı durumu çevreniz içinde uygularsınız. Hangi durumlarda, hangi ortamlarda bedeniniz bir bütün olarak veya hangi bölümü rahat veya gergin, bunu anladığınızda o ortama, insana veya duruma ilişkin duygunuzu da anlarsınız.

Yalnızca kendinizi keşfetmekle kalmaz, insanlar duygularını en iyi beden dilleri (jestler, mimikler, duruş, gözler vs.)  ile anlattıklarından, bedeninizi iyi tanıyıp verdiği mesajları anladığınızda karşınızdaki insanın da beden dilini okuyabilir duruma gelirsiniz. Böylece karşınızdakini anlar ve anlaşıldığını hisseden de size karşı olan savunma mekanizmalarını teker teker söker ve bu yaklaşım aranızda sağlıklı bir ilişkinin başlamasını sağlar.

Bedene odaklanma dışındaki odaklanma egzersizleri de örneğin; belli bir cisme odaklanma, ayrıntılara odaklanma gibi uygulamalarda farkındalığınızı arttıracağından dolayı sizi her türlü yargılamadan kurtarıp olanı olduğu hali ile görmenizi sağlar. Yargılamadan, eleştirmeden, suçlamadan kurtaran odaklanma gücünüz ile ilişkilerinize karşı da farkındalıkla hareket etmeye başlarsınız.

Odaklanma, odaklanana karşı bir keşif sürecidir dedik ve bunun doğruluğunu da yaptığınız egzersizler ile de görmüş olursunuz. Böylelikle diyebiliriz ki odaklanma gücü yüksek olan biri; baktığı, gördüğü, duyduğu, algıladığı her şeyi anlamaya yönelir, anlar. Anlamak da anlaşmanın temelidir. Anlaşmak da bir ilişkinin sağlıklı olduğunu gösteren belge gibidir. Öyleyse;

Odaklan ve farkına var ki ilişkilerin güçlensin.
……………………………….

“Bedeniniz Ne Diyor?” egzersizi; 4. madde (uygulama kısmı), Doğan Cüceloğlu’nun Yeniden İnsan İnsana adlı kitabından alınmıştır.

PAYLAŞ
Önceki yazıPlazamın Katları Vah Paralar Paralar!
Sonraki yazıAğaçların Bilgesi: Zeytin
Her canlı gibi aslıma doğru bir yolculuktayım ve bu yolculukta hem öğretmen hem öğrenciyim. Esnekliği seviyor olmam, yaratıcılık düşüncesinin sınırlar olmadan daha iyi gelişeceğine inandığımdan ve her ne olursa olsun insanın kendi yeteneği doğrultusunda sevdiği işi yapmasının gerekliliğini savunduğumdan serbest olarak kendi hedeflerim doğrultusunda yürüyorum. İletişim benim yeteneğim diyorum, neden? Çünkü içsel ve dışsal gözlemleyen benliğimin baskın olması karşımdakinin vücut dilini ve altında yatan duyguları ve algılamaları sezgisel olarak çözmemi sağlıyor. Bunların doğruluğunun da ortaya çıkması ve iletişim hatalarını hemen fark ediyor olmam benim en baskın yeteneğimin bu olduğunu keşfetmemi sağladı. Ayrıca iletişim üzerine aldığım eğitimlerle de bunun doğruluğunu bir kez daha kendi kendime kanıtlamış oldum. Öncelikle bunu kendime kanıtlamam gerekiyordu çünkü uzun bir zaman bu yeteneğimi görmezden geldim ve hep bastırdım. 2002 yılından beri iletişim ve algılama psikolojisi üzerine araştırmalar yapmaktayım ve son 3 yıldır da buna ağırlık vermekteyim ve ayrıca iletişim üzerine olan eğitimimi bu alanda daha verimli olabilmek için hem öğreticiliğimle hem öğrenciliğimle ilerletme çabası içerisindeyim.