İklim Politikaları: 1 Ekolojik Denge

Biliyor musunuz?

Her sene bir diğer seneyi aratacak bize ve artık bahar diye bir mevsim olmayacak. Ne ilk ne de son olan.  Ekimin son sıcak bakışları baharın hırçın ve bir o kadar da nazlı kızına Nisan’a aşık olamayacak her bahar yine yine yeniden.

ekolojik denge
Yeşil Yol Çapulcusu Havva Ana

Kimden izin aldık bir sevdayı sonlandırmak için?  Kimden cesaret aldık yakıp yıkıp yok etmek için?

***

Dediklerinizi duyar gibiyim bu sorular sonrası! İnsanlar birbirlerine kıyıyorlar en utanç verici şekillerde, bir ağaç, bir avuç toprak mı görür kana susamış gözler.

Yerden göğe kadar haklısınız!

Ama bu feryat figanlar da boşuna değil!

Üzerinde yaşadığımız toprak parçası;  yağan yağmurlarla derin derin içimize çektiğimiz kokunun ilk sahibi, dalından koparıp aç karnımızı doyurduğumuz binbir bereketin adı…

Sırtımızı yasladığımız ağaçlar; belki bir piknikte dallarının arasından güneşle göz kırpıştığımız bir hamağın, bir salıncağın kolları…

Kime verirseniz verin yüzünde güller açtıran papatyalar, çiçekler…

Seyretmeye doyum olmayan huzur veren uçsuz bucaksız denizler. Hani canımız sıkıldığında avuçlarımızın arasında soğuk gazete parçası ile seyre daldığımız. Ya da yaz gelse de sere serpe o kayadan bu kayaya yüzmeye can attığımız…

Koca koca gözlerle bize ne olduğunu anlamaya çalışan, biz ağlarken ne yapacağını şaşıran, neşeli iken daha da neşe katan adına Şeker dediğimiz köpeğimiz, adına Zeytin dediğimiz kedimiz, adına Dost dediğimiz kuşlarımız ve daha birçokları…

Ve onların, denizlerimizin, topraklarımızın, ormanlarımızın koynunda barınan koca koca dünyalar…

Hepimizin içinde canlandırdığı duygular aynı… Bilmem farkında mısınız?  Bu bir tesadüf değil, bu bir döngü, olması gereken ve olması beklenen bir lütuf, bu bir mucize alışveriş göremesek de.

Kendi içinde mükemmel tasarlanmış, aksamadan devam edegelmiş ve üstelik karşılıksız yapılagelmiş milyarlarca yıl öncesinden ilahi bir sistem.

Yani en basitinden bir örnek; güzel enerjiyi paylaşan kötü enerjiyi yok eden ve parçalayan ve adeta her daim deşarj olmamız için verilen bir hizmet.

Toprağa ayak basarken, bir canlıyı severken, bir çiçeği koklarken….

Ve fakat doğa artık tılsımını kaybediyor her gece üzerimize yağdırdığı, doğa şifasını paylaşamıyor, doğa yorgun, doğa pis, doğa aç, doğa yarım, doğa ölüyor…

Ağzı yok dili yok diye hesap sormayacak, can havliyle can yakmayacak mı sandık.

***

Ekolojik dengeye ne oldu?

Ve her birimiz farkındayız karakter değiştiren doğanın ve doğaya ait tüm canlıların. Daha hırçın, daha acımasız, daha bereketsiz ve insanoğlu gibi dengesiz artık…

Çünkü ekolojik dengenin altını üstüne getirdik ama bu Şems-i Tebriz’in bahsettiği çözümlerden biri değil, hayatın altının üstüne gelmesi belki de iyidir diyebilmekten çok çok uzak.

Ekolojik  bozulmanın sebep olduğu teknolojik ilerlemeler, bilinçsizce yapılan doğa ve doğal yaşam tahribatı, kontrolü kaybedilmiş ve aşırı boyutta olan kimyasal kirlilik vb. nedenlerle küresel sıcaklığın giderek artması, karşı karşıya gelinecek olan sıkıntıların ön görülmesi tehlikenin boyutlarının tahminimizden de büyük olduğunu gösteriyor bize.

 Tam bu noktada Dünya Bankası Başkanı Jim Yong Kim bir açıklama yapıyor:

Bozulduğunu ve yok olduğunu iyiden iyiye hissettiğimiz ekolojik sistemin tekrar kendisine gelmemesi durumunda 5-10 yıl içerisinde gıda ve su savaşlarının başlamasına yol açacağından bahsediyor.

Ve ekliyor:

‘Dünyada hayvan ve bitki çeşitleri yok olma tehdidiyle karşı karşıya özellikle kurbağa ve diğer amfibilerin (hem karada hem de suda yaşayanlar) yok olma riskindeki grubun başında geliyor, mercan kayaları en hızlı yok olan tür ve tüm bitki türlerinin neredeyse dörtte biri yok olma tehdidiyle karşı karşıya ve ayrıca Amazon yağmur ormanları ve tatlı su gölleri hızla azalmakta’…

Ve bir de çağrı yapıyor:

‘Dünya Bilim insanlarının, HİV virüsüne karşı önlem almak ve çözüm bulmak için, bir araya gelip disiplinli ve çözümcü yollar üreterek nasıl 15 yıllık başarılı bir çalışmaya imza attılar ise bu tehdit karşısında da aynı istikrar ve azimle tüm dünya yöneticileri ve sosyal sorumluluk taşıyan her bir birey ile uygulama noktasında birlikte hareket edilmeli’ notunu iletiyor.

Ve sonrasında iki yılda bir yapılan paneller ve görüşmeler daha da sıklaştırılıyor ve acil önlem sistemleri oluşturuluyor.

Dünya bu girişim ve eylemlerde bulunurken, bizim bu istikametin yine ters tarafına doğru yol almamız düşündürücü değil mi?

***

Yanlış ‘Çevre Politikası’  sonucuna bir örnek vererek yazıya son noktayı ekleyelim.

Haiti; Güney Amerika da bir ülke!

Verimli bir coğrafyada bereketli topraklar kısırlaştırılıyor, ormanlar yok ediliyor doğal yaşam ve ekolojik denge yok oluyor, bir zamanlar pek çok ürünü yetiştirebiliyorken artık ithalat yapamayan ülke, ihracat için de ekonomik yönden güçsüz kalıyor, pahalı yaşam şartları, kaos ortamı yanlış kararlar derken su ve topraktan oluşan ekmeğe talim eden halk.

Hayır yanlış okumadınız su ve topraktan yapılan EKMEK!

Birde bu açıdan baksak… durum gerçekten vahim

Konunun devamı niteliğindeki diğer yazılarda dünyadan ve Türkiye’den alınan önlemlerle alakalı örnekler sunacağım elbet, yazı bu kadarla kalmayacak ama önce hayati  duygusal yanımızı harekete geçirirsek Havva Ana gibi elimizden çalınan yaşamlarımıza sahip çıkarsak birlikten kuvvet doğacak.

Sana ait olana sahip çık, mevzu bahis olan minik bir fidan dahi olsa!

Üstü örtülü konuların üstünü açmak için yazının  devamında görüşmek üzere…

İlgili yazılar

İklim Politikaları (2) Dünyadan Önlemler

İklim Politikaları (3) Türkiye’den Önlemler