Üstüme gelmeyin kaçarım!

Şarkılar mı beni etkiledi? Yoksa ben zaten tükenmiş miydim? Ağlamak mı çareydi içimdeki zifiri boşaltmak için? Yoksa unutmaya çalışmak mı?

Şarkılar mı beni etkiledi? Yoksa ben zaten tükenmiş miydim? Ağlamak mı çareydi içimdeki zifiri boşaltmak için? Üstüme gelmeyin kaçarım!

Üstüme gelmeyin kaçarım!

İçim titrerken, için için ağlarken fark etmedim mi olan biteni? Gözümden gelen yaşlar kan mıydı, ben mi fark etmedim yine? Çelişkiler! Nereden geldiler? Aklımı yitirdim, bitmediler. Öylesine, öylesine yaşamadım hayatı. Manası var sandım, ama tükendim. Kabul etmedim ama, etmiyorum. Evet, etmiyorum çünkü ben yaşıyorum. Nefes alıyorum, veriyorum. Evet, ben yaşıyorum. Yapılacak bir şeyler var o zaman. Ölmedim. Evet, yapacak bir şeyler var. Olmalı. Başka türlüsü nasıl olabilir? Nasıl düşünülebilir? Mümkün değil. Evet, üzgünüm ben, kırgınım. Ama yaşıyorum değil mi?

Boğuluyordum, nefesim kesildi. Altıma bir pantolon geçirdim. Çok pantolonum yok zaten. Ne bulduysam onu giydim. Giydim ve çıktım. Çıktım evden bu saatte, gece yarısında. Nereye mi gidecektim? Bilmiyorum. Gidecek bir yerler elbette vardı. Ama, ben gidemedim. Kaldım olduğum yerde bir süre. Köşedeki büfeye uğradım. İki bira aldım. Birini bir cebime, diğerini öteki cebime koydum ve yürüdüm.

Şimdi, burada, bu kalabalık caddede, ellerim ceplerimde, kafam bir acayip. Ama olsun, hala yürüyebiliyorum. Bakın karşıdan bir çift geliyor, görebiliyorum. Altından geçtiğim ağaçtan saksağanların sesleri geliyor, duyabiliyorum. Evet. Caddeden geçen arabalar, otobüsler, duraklar. İnenler, binenler. Ayakta, tutunacak bir yer arayan çaresizler. Evet, hepsini görebiliyorum. Yürüdüm. Karanlığa doğru yürüdüm. En karanlık yeri aradım, belki saatlerce… Saçlarımı düzelttim. Karanlığın içinde saçlarımı düzelttim. Sanki senle buluşacaktım. Karanlığı bulduğum yerde durdum.


İnsanlığın haline üzülüyordum. Hayat mücadelesi içinde çırpınmalar, sessizce durumu kabullenmeler. Ağlayarak, bir araya gelerek bağırmalar. Kim duydu sesinizi? Duyanlar ne tepki verdi? Ne anladılar dediklerinizden? Kızdılar mı size? Küfür mü ettiler yoksa? Anlayışla mı karşıladılar? Kendilerinin söyleyemediklerini söylediğiniz için gurur mu duydular? Yoksa, acaba ezildiler mi sözcüklerin altında? Düşünceler. Hani nerede? Düşünceler biçimlendirmedi mi bütün hayatı, insanlığı? Hareketleri düşünceler doğurmadı mı? Düşüncesizce hareket ortaya çıktı mı hiç acaba? Arkasında düşünce olmayan bir hareket mümkün müydü? Biz hep hareketleri gördük, hep onları yorumladık, hep onları yargıladık. Hiç düşünceye önem verdik mi? Hiçbir hareket düşünceden bağımsız olarak var olamaz. Benim gözyaşımın arkasındaki gerçeği bilmeden beni yanlış yorumlarsınız. Beni hareketlerimle değerlendirirseniz emin olun yanlış yaparsınız. Yanlış sizin algınızdır. Sizin algınız benim hareketlerimin birleşimidir. Benim düşüncemi bilmezseniz beni hep yanlış anlarsınız.

Yalan söylemeyin kendinize, sakın, asla!

Canınız nasıl istiyorsa öyle algılamayın hayatı. Etrafınızdakileri de sokmayın bu çaresiz çemberinize. Hareket etmeden önce düşünün. Yaptığınız her hareketin bir düşüncesi olmalı. Yoksa, siz insan değilsiniz, olamazsınız. Hayvanlar düşünmeden, düşüncelerine hakim olmadan hareket ederler. Düşünce. Bir kelime. Ne kadar basit değil mi? Düşünce, düşünce…

Sen yoktun o karanlıkta. Ben kendimi de bulamadım aslında. Sessizce oturdum çınar ağacının altına. Çakmağımı çıkardım, paketten bir sigara aldım. Karanlığı gündüze çevirircesine çaktım çakmağımı, yaktım sigaramı. Sonra, yeniden karanlık çöktü. Uzaktan, çok uzaktan bile görünen bir kızıl nokta oldum. Gördün mü beni uzaktan? Elimi cebime attığımı gördün mü? Buz gibi soğuk birayı cebimden aldığı mı? Onunla konuştuğu mu? Sessizce, karanlığın içinde onu yudumladığı mı gördün mü? Soğuktu, gerçekten. Titrediği mi gördün mü? Karanlığın içindeki bir sığınak oldu genç çınar ağacı benim için. Sırtımı dayadım. Gözlerim ileriye bakarken, karanlıktan başka bir şey göremedim. Ağaçlar, ağaçlar. Sırtımı dayadığım dostlar, canlar. Üstüme gelmeyin lütfen! Gelmeyin, lütfen! Buradan da kaçarım, kaçarım.


Organize kaçış planı