Paylaşım ekonomisi pazarı ve paylaşımın gücü

Paylaşım ekonomisi, gücünü paradan değil, paylaşımdan alıyor. Bu ekonomide sadece paylaşmak ve bu paylaşımın sonunda insanın yaşam kalitesini tümüyle artıracak faaliyetler söz konusu…

paylaşım ekonomisi pazarı

Paylaşım ekonomisi pazarı

21. yüzyıl itibari ile insanlar herhangi bir problem ile karşılaştıklarında, çözüm için önerilen ilk önermenin para olmasından sıkılmaya başladı. Alternatif çözüm yolları aramaya başlayan insanoğlu, vicdanı ile hareket ederek paylaşmanın gücünü keşfetmeye başladı. Ortaya; parasız, pulsuz, gönüllü insanlardan oluşan bir ordu çıkageldi. Evet parasız pulsuz diyorum yanlış duymadınız, ancak ortaya çıkardığı ekonomik güç, dünyada büyüklüğü 500 milyar dolara ulaşan (Ekonomist Online / 04.01.2015) gücü tartışılmaz ve son derece insanlara faydalı bir ekonomi modeli oluşturdu.

paylaşım ekonomisiYukarıda bahsettiğim bu gücün ekonomik karşılığıdır 500 milyar dolar. Yoksa yanlış anlaşılmasın, bu ekonomiyi yaratmak için 500 milyar dolar harcanmadı. İnsanlar sahip oldukları şeyleri paylaşarak, 500 milyar dolara eşdeğer bir ekonomi oluşturdular.

Dolayısıyla paylaşım ekonomisi, kaynak olarak insanların; israf etmek istemedikleri yemekleri, atıl kapasite kullanılan arabaları, evleri, kullanılmayan eşyaları kullanmıştır. Hatta bireysel becerileri bile paylaşarak, insanların sadece gözle görülen fonksiyonlarını değil, kendilerini de geliştirmelerine imkan sağlamıştır.

Kısaca, insanların arasındaki bu paylaşımlar olmasaydı, insanların bu ihtiyaçlarını karşılamak maksadıyla tam 500 milyar dolar para gerekiyordu bu dünyaya…

Günümüzdeki paylaşım ekonomisi örnekleri nelerdir?

Çok yaygın kullanılan ve paylaşım ekonomisinin bilinirliğini artıran en önemli faaliyet alanlarından birisi, insanların arabalarının benzin masraflarını paylaşmasıdır. Günümüzde insanlar, arabaların en fazla gider kalemi olan benzin masrafını paylaşarak birçok yere seyahat etmektedir. Bu sayede benzin masrafları bölüşülürken, trafikteki araç sayısı da azalmıştır.

Avrupa’da bu o kadar yayılmıştır ki Almanya’da araç sahiplerinin şehir içindeki benzin maliyetini düşürmek amacıyla kurulan paylaşım siteleri hızla artmış, zamanla taksilerin kazançlarının düşmesine sebep olmuştur. Hükumet, paylaşım üzerine kurulu bu internet sitelerinin bazılarına yasaklama getirmek zorunda bile kalmıştır. Şu anda Türkiye’de, şehirler arası benzin masraflarını paylaşarak bir yerden bir yere gitmek isterseniz aktif kullanılan internet siteleri mevcut.

Paylaşım-Ekonomisi 2Gıda ile ilgili de çok fazla paylaşım projesi var. Askıda Ekmek Var bunlardan birisi. Anlaşmalı fırınlara önceden ödeme yapılarak, ihtiyaç sahiplerinin ekmek ihtiyacı karşılanıyor.

Çer Çöp Çorbacısı ise evlerde bulunan atılmaya yüz tutmuş yemek malzemelerini toplayarak, yemek yapan ve gönüllülerden oluşan bir ekip. Bu gönüllüler ihtiyaç sahiplerine yemek dağıtarak, hem israfı önlemiş oluyorlar, hem de yemek ihtiyacının karşılanmasına yoğun emekleri ile katkıda bulunmuş oluyorlar.

Örnekleri çoğaltmak mümkün. İnsanlar evlerini paylaşıyorlar. Evdeki araç gereçleri (matkap, elektrik süpürgesi gibi), arabaları, ofisleri, yemekleri, zenginler bile sosyalleşmek için yatlarını paylaşıyorlar.

Zamanlarını paylaşanlar bile var. Siz yeteneğiniz doğrultusunda bir kişiye bir saatlik bir yardımda bulunuyorsunuz. Sistemde size bunun karşılığında bir saatlik bir yardım alabilme hakkı sağlıyor.

Örneğin ben İngilizce biliyorum. Bir kişiye bir saatlik İngilizce dersi veriyorum. Böylece benim de bir saat başka birinden ders almaya hakkım oluyor. Benim de ebru sanatına ilgim var diyelim, gidip ebru sanatını öğreten birinden bir saatlik ders alıyorum. Yani zaman verip zaman alıyorum.

Şimdi soruyorum sizlere; zaman paylaşarak, herkesin fayda sağlayabileceği bir kişisel gelişim ortamı yaratmanın veya çevremizde israf olabilecek gıda maddelerini toplayarak ihtiyaç sahiplerine yapılacak gıda yardımının neresinde paraya ihtiyaç var?

Artık ben de dahil kendimizi şöyle bir süzgeçten geçirme zamanının geldiğine inanıyorum. Hepimizin mutlaka birçok şeyi var bence paylaşabileceği. Kimimizin arabası, kimimizin yemeği, kimimizin emeği, yeteneği gibi…

Şu an hangi tarafta kalacağımıza bir karar vermemiz gerekiyor. Bir yanda bitmek bilmeyen, sonu olmayan tüketim çılgınlığı, bir yanda gücünü paylaşımdan alan paylaşım ekonomisi... Yıllardır tüketiyoruz, etrafımızda mış gibi yapanları saymazsak, gerçekten huzura tüketerek kavuşan birini henüz göremedik.

Gelin vakit varken elimizde paylaşıma sunabileceğimiz neyimiz varsa, var gücümüzle paylaşalım. Paylaşılan şeylerin, karşı tarafın ihtiyacını karşılamanın yanı sıra, bizi mutluluğa yaklaştıracak bir fırsat olduğunu da gözden kaçırmayalım.

Boşuna dememişler “Mutluluklar paylaştıkça artar” diye. Belki bu paylaşım sayesinde yakalarız, o her zaman aradığımız hiçbir zaman bulamadığımız, özlemini duyduğumuz huzur dolu mutluluğu…

İlgili yazılar

Komün toplumunda yaşamak ister miydiniz?

Ozan Yanar ile Merkür’den Neptün’e Siyaset

1984’ün Gözünden Türkiye’ye Bakmak