Türkleri kandırma el kitabı: Din

Türkler kandırılabilir mi? Bugün ortaya çıkan Türkiye’deki sosyo-politik yaşam Türklerin kandırılabilir, inandırılabilir olduğunu ortaya koyuyor. Sadece bugün mü? Hayır… Türkleri dün kandırdılar, bugün de kandırıyorlar; böyle giderse yarın da kandıracaklar. Nasıl mı?

türkleri kandırma el kitabı din köktendinci radikal kapitalizm amerika

Türkleri kandırma el kitabı: Din

Şimdi biri çıkar ve der ki: “Sen kimsin ki Türkler için böyle bir şey söylüyorsun! Türkler kandırılabilir mi ulan?!”

Kanarsın güzel kardeşim, kanarsın… Hem de öyle böyle değil!

Adamlar tereyağından kıl çeker gibi seni de kandırıyor, dolaylı olarak sen kandırıldığın için veya kandığın için beni de kandırıyor.

Peki ben bu durumda ne yapabilirim? Kusura bakma sevgili kardeşim, ben hiçbir şey yapamam; çünkü anlatmaya çalışanlar bundan 44 sene önce, hayatlarını hiçe sayarak ipi boyunlarına sarıp ve “Kahrolsun emperyalizm!” diyerek gerçek bir devrimci gibi, Türk Che Guevara’sı oldular!..

Üç kişi ipi boyunlarına sararken, birileri de ipe un sermekle meşguldü tam 44 yıl önce!..

Benim yapacağım ancak ve ancak anlatmak, konuşmak, söylemek, kral çıplak demek… Benden daha fazla bir şey beklemeyin! Biraz da siz yapın, siz söyleyin, siz anlatın! Biraz da siz cesaret verin bu topluma! Siz öğretin biraz da kralın çıplak olduğunu!..

Anlattıklarım ilgi görür mü? Görmez! Neden görmez? Çünkü ben doğayı anlatırım, insan sevgisini, barışı anlatırım… Yani bunlar beklentiyi karşılamaz! Çünkü ilgi görmesi için bir “nü resim” gerekir; ancak o zaman belki ihtiyacı karşılar!

Türk toplumu ayrıntılara bakmayı sever; ancak görmeyi sevmez. Aslında şeytan da ayrıntıda gizli değil midir? O zaman güzel kardeşim sen de ayrıntıda gizli olanı görüp anlatacaksın!..

44 yıl önce “Tam bağımsız Türkiye!” diyerek ölenler, vakti saatinde “6. Filo Defol!” da dediler! Kim duydu peki? Kimse…

Kusura bakma güzel kardeşim! Bu ölsün, şu ölsün, o ölsün; ya sen?

“Ben önüme gelirse yerim!”

Onu bekleme; bugüne kadar zaten hep böyle oldu…

6. Filo’ya “Go Home” diyenleri, bu millet Taksim meydanında taşla, sopayla, kovaladı. “Bağımsızlık” diyenler o meydanlarda öldürüldü.

Müslüman olduğunu zannedenler, Müslüman kardeşlerini “Kızıl Komünistler!” diyerek öldürürken, kendileri İstanbul’un boğazında bu ABD gemilerini kıble yapıp namaz kılarken, emperyalist ABD askerleri Yankee’lere selam durdular.

6cd5d6bee1f2bd22c9c4b6aeb2163a61_1292457272

Sonra da bu insanlara destek olanların bugün hangi noktada oldukları malum!..

“Üç fidan” asılacak, öldürülecek; ben halkı düşünüp bir şeyler yazıp çizdiğimden dolayı cezaevine konup çürütüleceğim. Ya sen, sen ne yapacaksın? Ülke yangın yerine dönmüşken, sen de “Kutumu açayım mı açmayayım mı?” programlarını izleyeceksin, “Cicişler”in ne yaptığına bakıp uyku saatinin gelmesini bekleyeceksin!..

Eyvallah, zaten uzun yıllardır uyuyorsun!

Birileri, birilerini “Ben daha Müslümanım!” oyunları ile yıllardır uyutuyor! “Müslümancılık” ya da “İslamcılık” oyunları çok oynandı bu ülkede. Büyüklerimizin kimi oturdu, seyretti; sen de otur seyret güzel kardeşim sen de!..

1400 yıl önce Muaviye’nin oğlu Yezid, “Biz daha Müslümanız!” diyerek Hz. Hüseyin’i katletti. 1400 yıl sonra da Yezid’in torunları Türkiye’de “Allah’ım bu senin ateşin!” diyerek Madımak’ı yaktılar!..

Ortadoğu’da bugünlerde Müslümanlar (!) din adına kafa keserken, biz de gittik Müslüman olarak insan yaktık.

Dün Alevi – Sünni, sağcı – solcu diye kandırıldın, bugün Türk – Kürt diye kandırılıyorsun; bakalım yarın ne diye kandırılacaksın!?

Dünyayı yöneten ABD’li Yahudi Rockefeller’in ailesinin üyesi David Rockefeller 2013 yılındaki itirafında Türkiye için şu cümleleri kurmuştu:

“Ülkeye gönderilen provokatörlerimiz için bu halkı kışkırtmak hiç zor olmadı. Ülke halkı sağcı ve solcu olarak iyiye bölündü ve çatışmaya başladılar. Olaylar öyle bir dereceye geldi ki, hergün elli-altmış kişi sokak çatışmalarında ölmeye başlamıştı. Bütün ülke terör korkusu altında eziliyordu. İnsanlar akşamları sokağa çıkamaz olmuştu. Her an bir serseri kurşuna hedef olmak vardı. Binlerce Türk genci uydurma ideolojiler uğruna can vermişti.”

Türkler kanmaz deme! Öyle bir kanar ki… Bal gibi kanar güzel kardeşim bal gibi! Bu yüzden Türkleri kandırma el kitabı çıksa, onun adı da “din” olurdu herhalde…

Türkiye’de yıllarca ‘din elden gidiyor’ siyaseti, toplumu düşünemez, sorgulayamaz hale getirdi.

İşte bu yüzden bugün Kuran, miting meydanlarında; siyaset, camilerde siyasetçiler tarafından yapılırsa Diyanet’e iş kalmaz; onlar da bugün ne yapacaklarını bilmeden Cuma günleri verdikleri “İsraf haram!” vaazları ile zırhlı son model araçlarına biner, yeri geldiğinde de babası ile kızı arasındaki masumane ilişkinin sınırlarını çizmeye çalışırlar!

Türkleri dün kandırdılar, bugün de kandırıyorlar ve ne yazık ki okumazsak, araştırmazsak, görmezsek ya da görmek istemezsek yarın da kandıracaklar!..

İlgili yazılar

Allah diyen rezidans: İslami duyarlılık nereye?

Kırmızı çizgiler ve Diyanet: Genç imamlar rahatsız!

Diyanet’in rotasındaki kurum: TÜBİTAK

İyi Uykular Türkiye!

Bir fasit daire: Değişmeyen Cadı Avı

Önceki yazıDoğum korkusu (tokofobi) niye var? Nasıl kurtulunur?
Sonraki yazıRuhsal coğrafyanıza yolculuğa çıkmaya ne dersiniz?
Kişioğlu, zıt düşüncelere sahip kişilerle tartışmayı seven ve her olaya bilimsel olarak yaklaşıp, olaylara septik yaklaşmaktan kaçınmayan biridir. Olayları derinlemesine incelemeyi ve yanlışın ortaya çıkarılıp doğruya nasıl ulaşılacağı konusunda fikir üretilip bunun üzerinden felsefe yapılmasını arzulayan biridir. Etik, ahlaki ve hukuki sınırları aşmadan herkesin, her ortamda eleştirilmesi taraftarıdır. Dogmatik düşüncelerden uzak; sormayı, sorgulamayı kendisine görev edinmiş ve bunun çabası içerisindedir… Her türlü bilgi alışverişine açık; farklı görüşlerin çarpıştıkça büyüyebileceğine ve kolektif düşünsel ürünlerin ikamesinin de olabileceğine inanmakta; halk için, halk yararına olan her şeyin de yanındadır…