Melankoli (Melancholia): Meteor mu metafor mu?

Yine dünyaya bir meteor çarpıyor.  Fakat bu meteorun dikkat çekici bir ismi var: “Melancholia”.  Dilimize ‘Melankoli’ olarak çevrilen, 2011 Danimarka yapımı olan filmin yönetmeni Lars Von Trier.

melancholia melankoli filmi

Kıyamet filmleri vardır bilirsiniz. Dünyanın sonunun geldiği, insan ve diğer canlı türlerinin yok olduğu olayları konu alırlar. Kıyametin sebepleri farklı farklıdır bu filmlerde. Çevresel ve doğal faktörler sonucu oluşanlar, nükleer silahların yol açtığı durumlar, salgın hastalıklar ve biyolojik silahlar sonucu meydana gelenler ve bir de uzaydan gelen yaratıkların ya da dünyaya çarpacak meteorların yarattığı kıyamet… Deep İmpact (derin darbe) ve Armageddon’u bilmeyenimiz yoktur zaten.

Dünyaya bir kuyruklu yıldızın ya da meteorun çarpmasıyla ilgili kıyamet senaryoları şimdilerde de sıcaklığını korumaktadır. İşin kurmaca tarafını bir tarafa bıraktığımızda gerçekten de böyle bir tehlike vardır ve geçmişte de yaşanmıştır. Bundan 65 milyon yıl önce dinazorların ve birçok türün yok olmasının sebebi olarak da büyük bir meteorun dünyaya çarpması gösterilir. Geçmiş yıllarda Halley kuyruklu yıldızının dünyamıza çarpmasından korkulurdu. Hatırlayanlar bilir. Bu yıldız o kadar çok popüler oldu ki üzerine romanlar yazıldı, filmler yapıldı,  hatta bir çikolata markasının da ismi oldu. Yakın zamanlarda Rusya’nın Çelyabinsk kentine düşen meteorlar hepimizi bayağı korkutmuştu. Bilim insanları, tehlikeli bir meteorun dünyaya çarpma olasılığının otuz yılda bir olduğunu söylerler.

Lars von Trier melankoli filmi
Lars Von Trier

Son zamanlarda böylelerine benzer bir film daha yapıldı. Yine dünyaya bir meteor çarpıyor.  Fakat bu meteorun dikkat çekici bir ismi var: “Melancholia”.  Dilimize ‘Melankoli’ olarak çevrilen, 2011 Danimarka yapımı olan filmin yönetmeni, Dücane Cündioğlu’nun deyimiyle “sinemanın delisi” Lars Von Trier’dir. Bundan önceki Anti-christ (deccal)  ve Nymphomaniac (itiraf) filmleriyle adından çokça söz ettiren Trier, acaba neden dünyaya çarpan meteorun ismini ‘Melankoli’ koymuştur?

Trier, sıradan bir yönetmen değil kuşkusuz. Onun yaptığı filmler akıl doludur ve anlaşılması da o derece akıl ister, üstüne ciddi bir kültür birikimi gerektirir. Çoğu filmleri de sembollerle doludur. Meteoru da burada sembol olarak kullanmıştır. Ama ondan önce anlaşılması gereken bir kadın vardır. Adı Justine. Trier, Melankoli’yi bu kadın üzerinden anlatır.  Zaten tarih boyunca da melankoli ve kadın arasında ilişki kurulmuştur. Quattuor Humeros’a göre insan karakterini insanın bedeninde bulunan dört sıvı belirler: ‘Kan, sarı safra, kara safra ve balgam’. Bu bedensel sıvı dörtlüsü, aynı zamanda doğada bulunan dört elemente (hava, ateş, toprak ve su) karşılık gelir. Sağlıklı bir kişilik için dört sıvının vücutta dengeli miktarda bulunması gerekir. Bu sıvılardan biri diğerine göre fazla olursa ruhsal hastalık ortaya çıkar. Kadında ‘kara safra’ denilen sıvı çokça bulunur.  Ve kara safranın sonbahar mevsiminde daha da artarak kadınlara rahatsızlık verdiği söylenir. Ne tesadüftür ki melankoli kelimesinin diğer adı da ‘kara safra’ anlamına gelir. Adet kanıyla da ilişkilendirilir. Hipokrat’a göre kara safra sıvısı artarsa, insanın ruh hali altüst olur, uykusuzluk, korku nöbetleri, dalgınlıklar, yalnız kalma isteği, öfke krizleri, hüzün görülür. Böyle durumlarda hava ve ateşin bulantıyı artırıcı etkisinden, toprak ve suyun sakinleştirici dünyasına kaçmak en iyisidir. Başta da dedik ya dört sıvıyla dört element arasında sıkı bir ilişki vardır.  Zaten film boyunca Justin’in kalabalıktan, ışıklı ortamlardan kaçıp su ve toprakla buluşmak istediğini görürsünüz. Ama bütün bunların meteorla ne ilgisi var?

melancholia movie melankoli filmi

Meteor burada çift anlama sahiptir. Birincisi gerçekten bir kıyametin sebebi olabilecek somut bir nesnedir. Dünyaya çarpıp onu yok edebilir. İkinci olarak Melankoli artık bir kadın hastalığı değil hepimizi tehdit eden hatta dünyanın sonunu getirebilecek olan soyut bir duygu durumudur. Yönetmen çok ince bir teknikle bu iki anlamı tek bir nesnede zekice birleştirerek farklı bir metafor yaratmıştır.

Postmodern dünyada, adına ister melankoli deyin, ister karamsarlık, ister umutsuzluk artık hayatı tehdit eder hale gelmiştir. Önceki çağlarda sadece bir kadın hastalığı olarak görülen Melankoli, hayatın her alanına yayılmış, insan yaşamını tehdit edecek boyuta ulaşmıştır. Tarihin garip bir cilvesi olarak yıllarca, Melankoli’nin kaynağı gibi görülen ve filmde ‘Justine’ karakteriyle temsil edilen melankolik tabiatlı kadınlar, belki de böyle bir meteorun çarpma tehlikesi karşısında erkeklere ve diğer kadınlara oranla daha cesur olacaklar. Neden mi? Çünkü onlar zaten kıyameti yaşıyorlar.

Ha bir de şunu söyleyeyim. Yönetmenin şakası yok. Filmin sonundan açık ve net bir şekilde belli oluyor!

İlgili yazılar

Kübizm ve Sinemadaki Çarpıcı Örneği: Rashomon

Yapımlab ve !f İstanbul’dan kısa film yapmak isteyenlere müjde!

Gişe Memuru: Bağımsız sinemanın güçlü bir örneği