Şimdi İstanbul kurtarılıyor sen kuru ekmek ye!

Zonguldak’ta madenciler 11 gün sonra açlık grevini bıraktılar… Değer mi be kardeşim; bak o kadar para döküp İstanbul’un fethini kutluyoruz, ne var yani sen de kuru ekmek yesen?

Zonguldak'ta madenciler 11 gün sonra açlık grevini bıraktılar... Değer mi be kardeşim; bak o kadar para döküp İstanbul'un fethini kutluyoruz, ne var yani sen de kuru ekmek yesen?

Şimdi İstanbul kurtarılıyor sen kuru ekmek ye!

Zonguldak…

18 Mayıs…


85…

4…

Evet, tam 85 maden emekçisi haksızlığa karşı direniş verdi ve tepkisini gösterdi!

18 Mayıs‘ta Zonguldak’taki madenciler direnişini güçlendirdi ve açlık grevine başladı…

Yukarıdaki 4 mü?

Hiç canım sadece 4 aydır maaş alamadılar!

Yahu ben bu madencileri anlamıyorum! Sen kime, ne için tepki gösteriyorsun kardeşim?

Sadece 4 ay’cık (!) maaş alamadınız diye yaygara koparıyorsunuz! Ne var yani ayda 1.300 TL maaş alsanız, 4 ayda 5.200 TL para eder…

Sadece 5.200 TL için bu kadar açlığa, susuzluğa değer mi be kardeşim!

“Ekmek” mi dedin?!

Ben de sana “Qu’ils mangent de la brioche” diyorum…

Anlayamazsın tabi, “Sen işçisin, işçi kal!”…

“Ekmek bulamıyorsanız pasta yeyin!” dedim.

Çocuklarım mı dedin?

Boş versene! Senin çocuğun da aç kalsın, işsiz kalsın!

Hayatım mı dedin?!

Ne yani herkes madende ölüyor, Soma’da 301 bir kişi öldü, bak! Hem “bu işin fıtratında bu var!” Cumhurbaşkanı vakti saatinde böyle demedi mi? Aynen böyle dedi!

Ona karşı mı geliyorsunuz?

Hiç tavsiye etmem sevgili madenci! Sonra Soma’daki gibi adamın biri gelir tekmeyi koyar kı*ına!..

Sen bu ülkede sömürülmelisin, sömürüleceksin!


“Ama saraya 5 milyar lira harcandı!”

Sus, kapa çeneni! Senin haddine mi onu sorgulamak; sen zurnanın bilmem kaçıncı deliğisin! Sen önce madende “yaşam odaları” olmadan yaşamayı, yerin bilmem kaç yüz metre altında aç, susuz kalmasını, gazdan etkilenmeden, boğulmadan yaşamasını öğren!

Adamlar Survivor’da nasıl yaşıyorlar görmüyor musun? Garipler gittikleri adada Acun Bey’in müthiş oyunu (!) ile nasıl yaşamda kalıyorlar! Adamlar ekmek bulamıyor be!.. Sen de gidip 1.300 TL ile nasıl yaşayacağım diyorsun, ayıp sana be!..

Senin aklın ermez; 1.300 TL alıp 5 milyarlık sarayı mı sorguluyorsun?

Haddine mi?! Hem o saray hepimiz için yapıldı! Bak, 1.150 tanecik odası var. Her şey bizim için unutma!

Bak, Beyaz Saray’ın 132 odası var da ne oluyor?

Senin aklın ermez madenci kardeşim; sonuçta yurtdışından gelen biri, sarayı görünce ne diyor? “Ne gelişmiş bir ülke burası” diyor.

Yurtdışından gelen adam bakmaz (!) demokrasiye, özgürlüklere, insan haklarına…

Sen boşver, yani 4 ay evine pirzola, pastırma götürme ya da 4 ay karides götürme ne olacak?!

Pardon ya madenci kardeşim; bunu artık senin maaşının 15 katı olan ve 15 bin TL alan milletvekilleri dahi yiyemiyor. Baksana kırmızı etin fiyatı altınla yarışıyor. Sen de yemesen ne olacak, anamızın karnından pirzola, pastırma ile mi doğduk?

Sen büyük düşün; çünkü sen, “Yeni Türkiye”nin yeni sömürülenisin!

Hem madenin bilmem kaç yüz metre altında değer mi 1.300 TL gibi bir paraya;

“Ama çocuğum?”

Hala çocuğum diyorsun! Bırak be kardeşim çocuğu mocuğu! Bak elin çocuğuna, Fatih gibi karadan denize gemisini yürütmese de, denizde bilmem kaçıncı gemiciğini yürütüyor.

Yürütmesin de ne yapsın, onlar hep yürütür zaten…

Bu arada Fatih demişken, sana müjdeli bir haberim var! Sen 11 gün yerin dibinde zehir soluyorken İstanbul’da artık ne kadar para harcanıp yapıldıysa İstanbul’un fethi kutlamaları yapılıyor…

Gözümüz aydın olsun! İstanbul 563 yıl önce kurtarılmışken sen de bak bugün Zonguldak’ta kurtarıldın!

Karnım aç, karım aç, çocuğum aç mı diyorsun?

Olsun be kardeşim, bak İstanbul kurtarılmış sen kuru ekmek yesen ne olur?!

Zonguldak’ta maden direnişi açlık grevi eylemi sona erdi

Yılbaşı Özel: Büyük ikramiye Size Çıktı Farkında mısınız?


İstanbul’un fethinin 563. yılı: Fatih ne ise Atatürk de o olmalıdır


Erdal Kişioğlu
Kişioğlu, zıt düşüncelere sahip kişilerle tartışmayı seven ve her olaya bilimsel olarak yaklaşıp, olaylara septik yaklaşmaktan kaçınmayan biridir. Olayları derinlemesine incelemeyi ve yanlışın ortaya çıkarılıp doğruya nasıl ulaşılacağı konusunda fikir üretilip bunun üzerinden felsefe yapılmasını arzulayan biridir. Etik, ahlaki ve hukuki sınırları aşmadan herkesin, her ortamda eleştirilmesi taraftarıdır. Dogmatik düşüncelerden uzak; sormayı, sorgulamayı kendisine görev edinmiş ve bunun çabası içerisindedir… Her türlü bilgi alışverişine açık; farklı görüşlerin çarpıştıkça büyüyebileceğine ve kolektif düşünsel ürünlerin ikamesinin de olabileceğine inanmakta; halk için, halk yararına olan her şeyin de yanındadır…