Ekin Aşılıpınar ile “Ağız ve Diş sağlığı” üzerine

Ağzımızın afiyette ve dişlerimizin de emniyette olabilmesi için önce ağız ve diş sağlığı! Bundan önce diğerlerine bir bakalım sonra asıl konumuza döneceğiz! Bakalım ki tek yanlış burada mı yapılıyor yoksa insan türünün kronik bir önem ve değer sorunu mu var?

Ekin Aşılıpınar ile "Ağız ve Diş sağlığı" üzerine

Zaman algısı; sonsuzluğun sonunu bulma çabası ve akıl, her şeyi parçalayıp bölen ve o şekilde idrak edebilen. Ve bilinç, öncelikle fark edebildiği fark edebilen melekelerimizdir. Hafıza ise zeka zannedildiği günden beri ve akıl, günlük işleri yönetmekteki kudret olduğu inancı belirdiğinden bugüne her şeyi her şeyle karıştırmakta ustalaştı insanoğulları ve insan kızları ve başladı serüven ve karıştı her şey!

Bugünlere geldik ve tamamen insanın kendisi tarafından rayından çıkarılmış dış ve iç dünyalarımız arasında yaşama gayreti veriyoruz. Çabalarımız aslında hiçbir şeyi anlamadığımızdan ve çabalarımız aslında gerçekten anlamak istemediğimizden ve çabalarımız aslında çaba değil! Çabalıyormuşuz görüntüsü vermek ve her şeyi rölantisinde idare etmekten ibaret! Aslında asıl olan kimsenin umurunda değil ve aslında asıl olan gözlerimizin önünde! Gören gözler geliştikçe bakışlar da değişecek ve insanlığın huzuruna yepyeni bir dünya serilecek!

Giriş paragrafında bahsettiğim gibi göremediğimiz ve gördüğümüzü zannettiğimiz ve aslında önemli olan bir konu daha.

Ağız ve diş sağlığı konusunda toplumuzda yeterli düzeyde bilinç oluşmadığını düşünüyoruz ve biz de merak ettiklerimizi Eğitmen Diş Hekimi Ekin Aşılıpınar’a sorduk ve değerli yanıtları için kendisine çok teşekkür ederiz.

Ekin Aşılıpınar ile "Ağız ve Diş sağlığı" üzerine

Röportaj: Ekin Aşılıpınar

Öncelikle çocukların ve gençlerin ağız ve diş sağlığı konusuna yaklaşımları, bu konudaki tutumları ve konu ilgili bilinç düzeyleri ne seviyededir ya da bu konuda bir bilinç oluşmuş durumda mıdır?

Ülkemizde diş sağlığı ile ilgili yeterli bilinç düzeyi oluşmamıştır. Bu noktada ailelere ve eğitimcilere, özellikle ilköğretim seviyesindeki öğretmenlerimize büyük görevler düşmektedir. Eğer ebeveynler bilinçliyse çocuğa diş fırçalama ve ağız hijyeni alışkanlıklarını kazandırmaktadır.

Ülkemizde ailelerin sosyal ve ekonomik koşulları, çocuk ve gençlerimizin diş sağlığı ile ilgili yeterli bilgi ve alışkanlık kazanmalarında olumlu ya da olumsuz bir şekilde etkili olmaktadır. Türk Diş Hekimleri Birliğinin çocuk ve gençleri bilgilendirme kapsamında okullara yönelik yaptığı çalışmaları da bu konuya katkı sağlamaktadır.

Toplum olarak ağız ve diş sağlığı konusunda doğru bildiğimiz yanlışlar ya da yanlış zannettiğimiz doğrular var mıdır ve eğer varsa bunlar nelerdir?

 Maalesef doğru bildiğimiz yanlışlar oldukça fazla; Yirmi iki yıllık meslek hayatım boyunca sık sık rastladığım birkaçından bahsedeyim: mesela diş taşlarının temizlenmesinin dişlere zarar verdiği ve diş taşlarının daha çok oluşmasına yol açtığı bilgisi, dişi uyuşturmak için kullandığımız anestezik maddelerin dişlere zarar verdiği inancı en sık rastladığım yanlış inançlardan.  Ayrıca diş ağrılarını gidermek için halk arasında ağrı kesici ilacı içmek yerine ağrıyan dişin üzerine koymak ve neticesinde yanak bölgesinde tahrişlere yol açması bir diğer yanlış uygulama. Diş ağrısını dindirmek için diş hekimine danışmadan antibiyotik ilaçların kullanımı genel sağlığa da zarar veren bir uygulamadır.

Ağız ve diş sağlığı ile genel vücut sağlığı arasında ilişki nedir? Ağız ve diş sağlığının vücudun diğer bölümleri üzerindeki etkileri ya da vücut bölümlerinin ağız ve diş sağlığı üzerindeki etkileri nelerdir?

 Kendi alanlarında tedavi edilemeyen birçok enfeksiyon ve hastalıklarının kökeninde;  yapılan araştırmalar sonucunda kronikleşmiş diş problemlerinin yattığı tespit edilmiştir. Sonuçta vücudumuz bir bütün ve ağız sağlığımızın bozulması diğer organlarımızı da olumsuz etkiler. Diş çürüklerine neden olan bakteriler böbrek, kalp gibi hayati organlarımıza yerleşip hastalıklara sebep olur. Ağız içi enfeksiyonlarının bir diğer etkisi de vücudumuzun bağışıklık sistemini olumsuz etkilemesidir. Ayrıca ağızda eksik diş sayısı fazla olduğunda yiyecekler yeteri kadar öğütülemediğinden  mide ve bağırsak hastalıklarının başlıca sebeplerindendir.

Diş sağlığı ile psikolojik sağlığımız arasında bir bağlantı var mıdır ve varsa eğer ne düzeyde bir etkileşim söz konusudur?

 İnsanlar istedikleri bir yiyeceği rahat bir şekilde çiğneyemediklerinde mutsuz olurlar. Elleriyle ağızlarını kapatarak gülen insan çok görmüşsünüzdür. Ağız kokusu problemi de toplum içinde kişiyi ve çevresini rahatsız eden bir diğer sorun. Gördüğüz gibi dişlerimiz sadece besinleri çiğnenemeye değil aynı zamanda düzgün konuşabilmeye ve güzel bir gülüşü de sağlamaya yarar. Ağızdaki eksik diş sayısı arttıkça daha yaşlı bir görünüm ortaya çıkar. Çarpık görünümlü dişler de estetik açıdan kötü göründüğünden, insanlarda psikolojik sorunlara sebep olmaktadır.

Estetik Diş Hekimliği nedir ve yapılan uygulamalar nelerdir ve hangi yöntemler kullanılmaktadır?

 Estetik diş hekimliğinin ana teması; kişiye özel bir gülüş tasarımı için ağız ve diş bölgesinin yeniden tasarlanmasıdır. Bunu yaparken hem sağlık hem de estetik açıdan yeniden düzenlenme yapılmaktadır. Gelişen bilgisayar teknolojileri sayesinde dijital gülüş tasarımı ile hastanın önceki ve sonraki görüntülerini elde etmekteyiz. Uygulamalar ve yöntemleri sayacak olursak;

1) Laminate veener: Dişlerin arasındaki açıklıkları kapatmak, görüntü bozukluklarını gidermek amacıyla kullanılır. Yaprak porselen diye de adlandırılmaktadır.

2) Porselen Kuron: Kırık dişler, diş eksiklikleri, diş eğrilikleri vb. durumlarda vakaya göre metal destekli, zirkonyum destekli ve Tam porselen kron uygulamaları yapılmaktadır.

3) Kompozit uygulamalar: Diş renginde ve eskisinden daha dayanıklı hale getirilmiş kompozit dolgular kullanılarak ön dişlerdeki açıklıklar kapatılmakta ve estetik ve doğal bir görünüm sağlanmaktadır.

4) Diş beyazlatma: Kimyasal yolla diş renginin 3-4 ton açılmasını sağlamak amacıyla kullanılır.

Günümüzde diş tedavisi ve estetiğinde yöntem ve metot olarak ulaşılan son nokta nedir ve diş tedavisi teknolojisinde durumumuz nedir?

1) Dental teknolojide gelinen son noktada bilgisayara dayalı bir yöntem olan “Cerec sistemi” kullanılmaktadır. Bu uygulamayla insan hatalarının en aza indirilmesi, tedavi süresinin kısaltılması ve laboratuara duyulan ihtiyacın ortadan kaldırılması sağlanmaktadır.

2) Dental implantlar: Eksik dişin yerini kalıcı olarak tamamlamak amacıyla kemik içine yapılan bir uygulamadır.

3) Dijital X-Ray: 10 kat daha az radyasyonla üç boyutlu ve renkli görüntüler de elde edilmektedir.

4) Dijital Görüntüleme: Ağız içi tarayıcısıyla hem dental veriler elde edilmekte hem de porselen kuron ve implant gibi uygulamaların yapımında da kullanılmaktadır.

5) Ağıziçi kamera sistemi: Göz ile görülmesi zor olan bölgelerde bile net görüntü elde ederek hem teşhis kolaylığı sağlar hem de eğitici amaçla kullanılır.

6) Ultrasonik Dental Temizleme: Ultrasonik titreşimler kullanılarak ağızdaki tartar ve plak temizliği sağlanır.

7) Invisalign: Ortodontik tedavide dişlere tel takılmadan hareket sağlamaya yarar.

8) Waterlase: Dental tedavilerde lazer teknolojisinin kullanılmasıdır.

9) Velscope: Ağız içi kanser vakalarında erken teşhis ile  tedavide başarı oranını artırmaktadır.

Okullarda verdiğiniz ağız ve diş sağlığı seminerlerinizde ne tür gözlemleriniz oldu ve öğrencilerin ağız ve diş sağlığına yaklaşımlarını nasıl değerlendiriyorsunuz?

 Yanlış beslenme alışkanlıkları ve ağız içi hijyeninin sağlanamaması nedeniyle çürük yaşı çok alt seviyelere üç yaşa kadar düşmüştür. Bu tip çalışmalarda çocuklara fırçalama teknikleri, diş çürüklerinin önlenmesi ve tedavi yöntemleri ile ilgili bilgiler verilmektedir. Yeni neslin internet aracılığıyla diş tedavileriyle ilgili yetişkinlere göre daha bilgili,  bilinçli ve cesaretli olduğunu gördüm.

Diş hekimliğinde botoks ve PRP ile tedavi nedir? Bu konuda bizleri aydınlatır mısınız?

Botoks: Estetik amaçla kullanılmakta olan botokstan biz diş hekimleri de yararlanmaktayız. Örneğin; Çene eklemi problemleri, Gülme sırasında üst dudağın yukarı çekilmesi ile diş etlerinin gözükmesi durumlarında, bruksizm ( diş gıcırdatma) ve tükrük bezlerinin tedavisinde oldukça başarılı sonuçlar alınmaktadır.

PRP: Hastadan alınan bir miktar kanın santrifüj edilerek trombosit yönünden elde edilen zengin plazmanın, hastaya geri verilerek cerrahi uygulamalarda onarıcı etkisinden yararlanılması yöntemidir.

Gerek çocuklarda ve gençlerde gerekse yetişkinlerde oldukça sık görülen diş hekimi korkusu kısaca halk arasındaki tabiri ile dişçi koltuğu korkusunu aşmaya yönelik olarak neler söyleyebilirsiniz?

Çocuklukta ya da yetişkinlik döneminde yaşanmış olan olumsuz deneyimler, diş tedavisinde kullanılan tıbbi cihazların çıkardıkları sesler, halk arasında söylenen yanlış inançlar, çocukken “yaramazlık yaparsan seni dişçiye götürürüm” gibi söylemler, dişçi koltuğu korkusuna neden olmaktadır. Bu tarz korkuları olan hastalara güven telkin etmek, tam bir uyuşma sağlamak, daha geniş zaman ayırıp hastayla daha esprili bir dille iletişim kurmak oldukça etkili yöntemlerdir.

Günümüzde sahip olduğumuz teknik donanım sayesinde ağız içi kameraları, görüntüleme ve endodontik cihazlar sayesinde çok daha konforlu ve ağrısız tedaviler yapmak mümkün hale gelmiştir. Bütün bunlara rağmen hasta korkusunu yenemediği durumlarda Hipnoz ile diş tedavisi yapmak da bir diğer yöntemdir.

Dünya ülkelerinin, ağız ve diş sağlığı tedavileri konusunda ulaştığı son noktayı göz önüne aldığımızda ülkemizin bu noktaya göre durumu nedir ve yeni ve farklı tedavi yöntemleri konusunda ülkemizde araştırmalar yapılmakta mıdır?

Ülkemizde diş hekimliği her geçen gün hızlı bir şekilde dünya teknolojilerine uyumlanmaktadır. Üniversite hastanelerinde araştırmalar yapılmaktadır. Özellikle “Kök hücre tedavisi” öne çıkmaktadır.

Ülkemizde diş hekimlerinin ve genel olarak hekimlerin çalışma ortamlarında karşılaştığı sorunlar nelerdir ve bu konularda ne tür çözüm önerileri ileri sürebilirsiniz?

Diş hekimliği çok yönlü olmayı gerektiren bir meslek gurubudur. Örneğin hastaların ağız ve diş sağlığı tedavilerini yaparken hem bir sanatçı, yeri geldiğinde bir psikolog, aynı zamanda bir zanaatkar gibi davranması gerekmektedir. Uzun süre ayakta kalarak bedensel güç kullanımı gerektiren bir branştır. Bulaşıcı hastalıklarda en riskli gurup diş hekimleridir. Ve ülkemiz koşullarında ne yazık ki gerek kamu gerekse özel muayenehanelerde çalışan meslektaşlarım birçok zorlukla mücadele etmektedir. Diş hekimliği çok özveri gerektiren bir meslektir.

Son olarak diş hekimi olmak isteyen ve diş sağlığı fakültelerinde okuyan gençlere önerileriniz nelerdir?

Öncelikle diş hekimi olmaya karar vermeden önce; el becerisine sahip olup olmadığınızı bilmelisiniz. Diş hekimliği üç boyutlu görme becerisi ve renk algısı gerektirir. Aynı zamanda insanları seven, iletişime açık, sabırlı, hoşgörülü ve yaratıcı olmayı da gerektirir. Bedenen efor gerektiren bir meslek olduğunu akıldan çıkarılmaması gerekir. Diğer Fakültelere göre eğitim süreci daha masraflı ve yorucudur. Sosyal faaliyetlere zaman ayırmak zor olmaktadır. Diş hekimi olmak isteyen gençlerimize bahsettiğim konuları göz önünde bulundurarak seçim yapmalarını öneririm.

Diş hekimi olmak isteyenlerin; Normalin üstünde genel yeteneğe sahip, Fizik, kimya özellikle biyoloji konularına ilgili ve bu alanda başarılı, el ve parmaklarını ustalıkla kullanabilme yeteneğine sahip, Ellerini ve gözlerini eşgüdümle kullanabilen, Üç boyutlu görebilme becerisine sahip, Renk algısı ve iletişim kurma becerisi olan, Yaratıcı, Şekil ve uzay ilişkilerini görebilen, İnsanlarla uğraşmaktan sıkılmayan, insanları anlayabilen, hoşgörülü, sabırlı, dikkatli ve sorumluluk sahibi, Estetik anlayışı yüksek kimseler olmaları gerekmektedir. El-parmak becerisi meslekte başarıyı artırıcı etmendir. Diş hekimliği mesleği bedenen efor gerektirmekte olup, çeşitli meslek hastalıklarına yakalanma riski de oldukça yüksektir.

Diş Hekimi Ekin Aşılıpınar Hanımefendiye İndigo Dergisi okurlarına bu harika bilgileri verdiği için çok teşekkür eder, çalışmalarında başarılar ve kolaylıklar dileriz.

Biyografi: Diş Hekimi Ekin Aşılıpınar

Ekin Aşılıpınar ile "Ağız ve Diş sağlığı" üzerine1972 Ankara doğumluyum. İlk ve orta öğrenim hayatımı Ankara’da tamamladıktan sonra Gazi Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi’nden 1994 yılında mezun oldu. Aynı yıl kendi muayenehanesinde diş hekimi olarak çalışmaya başladı. 1996-2007 yılları arasında muayenehaneciliğin yanı sıra Niğde Üniversitesi Mediko Sosyal bünyesinde de Diş Hekimi olarak görev yaptı. Halen Ankara’da kendine ait Özel Yenimahalle Diş polikliniğin de çalışmaya devam ediyor…

Muayenehanecilik pratiğinde özellikle estetik diş hekimliği ve implant uygulamaları yapıyor. Diş hekimliğinde botoks ve PRP ile tedavi de ilgilendiği diğer alanlar. Sağlık Bakanlığının düzenlediği Hasta Hakları üzerine düzenlediği eğitime katıldıktan sonra Hasta İletişim Birim Sorumlusu olarak da çalışıyor. Bunların yanı sıra Türkiye Acil Tıp Derneği ve Ankara Diş Hekimleri Odasının diş hekimleri için acil durum yönetimi eğitimini aldı. Yine TDB’nin Eğitmen Diş Hekimi sertifikasını aldıktan sonra da okullarda öğrencilere ağız ve diş sağlığı üzerine seminerler veriyor.