Vezneciler, Bağdat’ın neresine düşer?

Söylenecek söz yok! İstanbul’un orta yerinde Vezneciler’de patlayan bomba yüklü araç… Buna da alışmalı mıyız yada çoktan alıştık mı?

İstanbul'un orta yerinde Vezneciler'de patlayan bomba yüklü araç...

Bültenler geçiyor; 3 şehit, 5 şehit, patlama, ölüm, feryad, acı… Sonra? Sonrasında unutuluyor her şey! Peki ya tüm bunları yaşayanların gözünden bakabildiniz mi hiç hayata? Ya da tüm bunlara sizden daha çok yakın biriyle aynı anda izlediniz mi haberleri? Ben izledim!

Patlama olduktan 1 – 2 saat sonra karakoldaydım. Tüm bunların yanında önemsiz sayılabilecek bir iş için. Sıradan bir tutanak alabilmek için. Karakol amirinin odasında misafir ettiler. Birkaç hoşbeşten sonra takılıp kaldı gözümüz ekrana. Yukarıda son dakika yazısı aşağıda şehitler, yaralılar ve onların sayıları.. “Başınız sağ olsun” derken geldik göz göze ve bir daha göz göze gelmek bile istemedim. O kadar yersizdi çünkü kelimeler. O kadar anlamsız…

Karakolun önünde bir tane çevik kuvvet otobüsü, sırf biraz konuşabilmek için bile bile zırhını sorguladım. Cevap, açık, net ve bir o kadar da acı: “İşte görüyorsun. O da çevik kuvvet otobüsü, sadece taşı engeller…”

Ardından büyük bir yutkunuş, boğaza oturan düğümler…. Ardından sessizce bir bekleyiş. Konuşma orada biter. Ne denir ki üstüne? Neden bahsedilir ki?

Aklına tarih düşer: 7 Haziran 2015. Tam bir sene evveldi beğenilmeyen seçimler yapıldığında ve söylenen tek şey vardı: İstikrar! İstikrar sürsün, yoksa terörün önü arkası kesilmez!

Bugün 7 Haziran 2016; İstanbul’un göbeğinde Vezneciler’de 7’si polis, 4’ü sivil 11 şehidimiz var! Öncesinde; Taksim var, Sultanahmet var, Ankara var, Suruç var… İki gün arayla düşen (!) bombalarıyla Kilis var! Peki sokakta ne var? Mesela bağırıyor mu insanlar avazı çıktığı kadar ” Yaşamak istiyoruz!” diye? Sıyrılıp parti kimliklerinden yeter artık diyorlar mı?

Herkesin ortak özelliği: Korku!..

Sahi söz sahipleri; onlar ne yapıyorlar? Onlar hep suskun. Onlar “Seçtik ya kardeşim vekilimizi” deyip, kaderini bir başkasının eline bırakmış durumda. Koskoca bir milletin üzerinde bir ölü toprağı!.. Herkes bırakmış yaşamını, herkes bir başkasından bir şeyler bekliyor. Herkesin ortak özelliği: Korku!..

Konuşmaktan, ses çıkarmaktan, eleştirmekten korkan insanlar…

Korkuyorlar, çünkü biliyorlar ki biraz konuşan oldu mu hemen damgayı yiyor! Darbeci, çapulcu, marjinal liste uzayıp gider böyle… Bunu bilen de doğal olarak susar. Daha da vahimi susmakla kalmaz biat eder. Biat arttıkça, yönetim kolaylaşır. Arada gaz alınır. Yeni yeni gündemler oluşturulur. Kadına saldırılır, gence saldırılır, çevreye aklına ne gelirse… Yetmez; gençlik yeni anayasa ister! Bir ileri bir geri! Bir damarına bas, bir geri adım at! At ki gazı alınsın, alınsın ki her şey olup bittiğinde yadırgamasın! Bunun en güzel kanıtıdır toplum içindeki şu diyalog:

— Vezneciler’de patlama olmuş.

— Ölen var mı?

— Varmış

— Kaç tane?

— 11

— İnşallah artmaz.

İşte böyle alışılır. Artık hiç kimse; “İstanbul kardeşim burası, Bağdat mı? Ne demek bombalı araç patlıyor?” demez, diyemez. Çünkü artık olağandır. Aynı olağanlıkla “kaç tane?” diye sorulur! Yitenin can olduğu unutula unutula!..

Ertesi akşam haber programları, eğer yeni şehitler, yeni ölümler olmaz ise, yeni anayasayı tartışır, başkanlık övülür, kadın üzerine erkekler uzun uzadıya konuşur. Tane hesabı yaptığın ocaklarda gözyaşı kurumaz, acı dinmez! Oysa onlar ne rejimin değişikliğini ister, ne de fellik fellik Avrupa gezmek! Onlar da biz de sadece yaşamak istiyoruz! Yaşamak; Edirne’den Kars’a, Sinop’tan Hatay’a… Yaşamak; özgürce, insanca ve onurluca!

7 Haziran’dan beri verdiğimiz şehit sayısı 500’ü geçti

Şehit Yakını Olmayı İster miydiniz?

Salâlar ülkesi: Ruhun şâd olsun şehidim!