Yaz geldi kilo verin saklayacak hiçbir şeyiniz olmasın!

Yaz geldi, güneş daha bir inatla, daha bir uzun süre gökyüzünde kendini göstermeye başladıkça bir telaştır alıyor hepimizi… Kilo vermek lazım! Aşağıda bulacaklarınız sadece kişisel deneyimlerdir ki kişisel deneyimler bana göre her şey demektir. Lütfen tüm bunlara ciddi ciddi kulak asmadan önce doktorunuza danışınız. Çünkü siz bizim için önemlisiniz. Aralarından seçtiklerinizi, içinize ferahlık ve neşe verenleri, varsa alın ve aynı neşeyle kullanın…

Yaz geldi kilo verin saklayacak hiçbir şeyiniz olmasın!

Kilo almanın enerjisel nedenleri

Kilo almanın temelde her şeyde olduğu gibi enerjisel düzeyde nedenleri olduğuna dikkat çekmek istiyorum öncelikle. Yani asıl suçlu o tatlıları, çikolataları mideye indiren siz değil, sizi buna iten kayıtlar, duygular dolayısıyla nedenler…

Tabi işin bir de tüm bunların en temel nedeninin her şeyde, her zaman siz olduğunuz yönü var ki onu şu an için göz ardı edebiliriz (daha derin bir konu, bana inanın) Kilo almak bir savunmadır, korunma içgüdüsüdür, hayatta kalma savaşıdır, yeterince olmadığına inançtır, doyurulmayan duygulardır, değişime dirençtir, dengesizliğin baş gösterdiği noktaya dikkat çekme isteğidir, kısacası aslında kendi kendinize bir şeyler yanlış gidiyor diyorsunuz. (Benim sözlüğümde doğru/yanlış, iyi/kötü vs gibi kavramlar yoktur. Yalnız her doğrunun doğru, her iyinin iyi olduğuna inanırım kalpten. Herkes için, ikilik düzleminde, tüm bu zıttına sahip olduğumuz kavramlar uygundur. Yani doğru kişiye mahsustur ve doğrudur gerçekte de. Dolayısıyla ben bu zıttı olan sıfatları her kullanışımda, sadece kendi deneyimimin gerçeğine bakarak “doğru/yanlış” derim. Belirteyim istedim.

Kilo almanın ve kilo vermenin nedenleri

Dolayısıyla enerjisel düzlemde kilo almak ya da kilo verememek ya da kilo alamamak her bireye özgü nedenlere ve kayıtlara (bireysel ya da aileden gelen) bağlıdır. Kişinin hayatıyla (hayatlarıyla) ve geçmişiyle, şimdisiyle ilgilidir. İlk önce kökteki enerjisel neden bulunmalıdır. Acaba zayıf olduğunuzda güzel olduğunuzu düşünüyorsunuz da güzel olduğunuzda biri hayatınıza girer de sizi üzer kırar mı? O kadar çok varyasyon var ki şimdiye kadar her bireye özgü bulduğumuz, çözdüğümüz. Siz neden olarak kayıtlarınıza işlediklerinizi temizlemez, öpüp koklayıp uğurlamazsanız, bir yerde, bir şekilde, farklı bir maskeyle tekrar karşınıza çıkarlar emin olun 🙂 O zaman ilk yapacağımız, enerji alanımızı (her şeyimizi bir temizlemek, toparlamak, enerji kaçaklarımızı bulmak, oraları tıkamak, yepyeni bir yaşam enerjisiyle tamir etmek…

Bu en temel çalışmadan sonra dikkat edilecek bazı pratik çalışmalar olabilir yaşamımıza katacağımız. Bunlardan bazıları:

Sabah kalktığınızda, gözlerinizi açıp yataktan çıkmak ve çıkmamak arasında gidip geldiğiniz o ilk anlarda, burnunuzdan derin bir nefes alın. Sonra bu nefesi burnunuzdan yavaşça verin. Burnunuzdan her nefes aldığınızda, yaşamı içinize doldurduğunuzu, yaşamın tüm hücrelerinize aktığını düşünün, imgeleyin ya da hissedin. Sonra nefesinizi verin. Birkaç kez bu nefesi çalıştıktan sonra, şimdi nefesinizi alırken yaşamın taç çakranızdan (başınızın tepesinden) tüm bedeninize dolduğunu düşünün, imgeleyin ya da hissedin. Başınızın tepesinden giren yaşam (enerjisi) tüm bedeninize yayılmasına izin verin. Sonra nefes verin, rahatlayın. Bir süre bu şekilde nefes çalışması yapın. İlk seferlerde başınız biraz dönebilir, olsun.

Şimdi tercihinize göre kalkıp hafif mesela ilk başta 5 dakikalık egzersizler yapabilir ya da dans edebilirsiniz. Daha sonra bu egzersizlerin sürelerini isteğinize bağlı olarak değiştirebilirsiniz. Egzersiz yapmadan evden çıkabilir, işe giderken bir süre yürüyebilirsiniz. Önemli olan yataktan kalktıktan hemen sonra, bir şeyler yemeden önce biraz hareket etmeniz. Bu günün tamamında metabolizma hızınızı arttıracaktır. Bu arada bir bardak ılık su içmenizi tavsiye edebilirim. Sabah uyanır uyanmaz midenize giren ilk şeyin su olması organlarınıza bir ziyafet gibi gelecektir. Bunu içsel bir duş olarak da görebilirsiniz. Gece boyunca uykuda olan tüm organlarınız, siz daha uyanmadan çalışmaya başlarlar. Bu çalışma sırasında ortaya çıkan atıkların dışarı rahat bir biçimde atılmasını “İlk iş bir kocaman bardak su!” sloganıyla içtiğiniz su kolaylaştıracaktır.

Sabah uyanınca neler yapılabilir?

Kısacası sabah uyandığımda bu nefes çalışmasından sonra yaptığım ilk iş, bir kocaman bardak su içmek ve sonra da ya yürüyüş bandında yarım saat yürümek ya da yoga yapmak. Sonrasında ofise giderken psikolojime bağlı olarak da yaklaşık 15 dakika yürüyorum. En nihayet, benim metabolizmam kahvaltı yapmaya (ki en sevdiğim öğündür) ofise vardığımdan yaklaşık bir saat sonra hazır oluyor. Kahvaltımı genellikle protein destekli (Aşağı yukarı doğuştan vejetaryen olduğumdan, protein ihtiyacımı hayvansal ürünler ya da bakliyatlardan karşılıyorum, bir kahvaltı yapıyorum. Gramajın hiçbir önemi yok, peynir ve bol yeşillik dolu bir kahvaltı bu. Bazen yine psikolojime bağlı olarak yoğurt, kuru kayısı ve elmadan oluşan bir karışımla kahvaltı da edebiliyorum. Şeker kullanmayı da hep gereksiz buldum. Şekersiz çayın eşlik ettiği bu kahvaltı, benim için fazlasıyla yeterli oluyor.  Bunun yerine siz de protein destekli ve proteinle karbonhidratı karıştırtmadığınız bir kahvaltı menüsü hazırlayabilirsiniz. Güçlü ama çok fazla hamallık ettirmeyecek bir kahvaltı: “Ben güne hazırım ve kıtlıkta değilim ve her şey yeterince var!” haykırışı oluyor, bunu unutmayın.

Ara öğünlerin önemi

Öğün aralarında bol bol kuru ya da yaş meyve atıştırabilirsiniz. Su, bitki çayı sınırsız içebilirsiniz. (Tabi sınırsız içebilmeniz için şekersiz de içiyor olmanız gerekiyor. Normal çay ve kahveyi de azıcık sınırlayıverin artık.

Öğle yemeği açlık durumunuza bağlı olarak 12.00 – 15.00 arası ve yoğun olabilir. Benim tercihim 15.00 :)Bedenim ancak o zaman acıkıyor. O zaman yemek yediğimde de akşam daha hafif yemek yiyorum çünkü zaten acıkmıyorum! Öğle yemeğiniz desteğiniz unutmayın. Sebze – protein, sebze – karbonhidrat, sadece sebze, sadece meyve vs vs .. . Seçim sizin, sınır yok. Sadece midenizin kapasitesini zorlamayın lütfen, hafif bir boşluk olsun.

Tüm bu yemek aralarında, sıkılıp bunaldığınızda, “yaşam nefesi” çalışmasını yapın. Sevdiğiniz bir şarkıyı dinleyin ya da arada “özel” yerinize kaçın! (Bir yer yaratın gözlerinizi kapatıp. O hep, çok sevdikleriniz olsun orada. İsterseniz sadece siz; bir deniz kenarında ya da bir bulutun tepesinde olun. Ama kalbinize neşe, huzur, özgürlük veren, yalnızca size ait o yeri yaratın lütfen. Hadi biraz çocuk olun, nasıl da yaratırdınız eskiden.

Akşam yemeğini erken yemek

Akşam yemeğiniz mümkün olan en hafif yemek olsun. Eğer acil kilo vermek gibi bir isteğiniz varsa, saat 19.00’dan sonra yemek yemeyin. 19.00’dan sonra mümkün olduğunca sıvı ve kolay sindirilir besinlerle beslenin. Meyve ya da yoğurt ya da bir “cafe latte” vb… olabilir. Su ve adaçayı en güzel içecek aslında.

Bu sırada “diyettesiniz” ya, kendinizi de biraz şımartın. Ne yapmaktan ya da neden hoşlanıyorsanız, gün sonunda onunla ödüllendirin kendinizi.

Uykunuza dikkat edin. Uyku bir yenilenme sürecidir. Kendinize ve bedeninize dinlenmek için izin verin ve bunu sevgiyle, farkındalıkla yapın.

Yatmadan önce bedeninize bir bardak uyku öncesi partisi verin; su için…

Yatarken önce kendinize, sonra da tüm yaşamınıza şükredin; teşekkür edin her şey için…


Ertesi sabaha enerjik, neşeyle ve mutlu olarak kalkacağınızı kendinize teyit edin; bunun için kendinize ait birkaç onaylama yaratın.

Uyumadan önce derin derin nefes alıp verin. Gülümseyinnn…

Bedeninizi de yaşamınız gibi siz seçtiniz. Bedeninizi ve kendinizi onurlandırın; sevin… Bedeninizin bilgeliğine kulak verin. Nasıl yapacağınızı bilmiyorsanız yardım isteyin, yardım gelecektir binbir şekilde. Size en uygun olan yolu seçin ve yaşamı, gerçekten yaşamla birlikte yaşamaya başlayın.