Tamah, hırs ve açgözlülükle dolu bir yaşam nereye kadar?

Bütün çağlarda insanlar tamahı, açgözlülüğü tanımışlardır ama başka hiçbir çağda bugün olduğu kadar ciğer sökücü bir hırs halinde kendini açığa vurmamıştı…

Tamah, hırs ve açgözlülükle dolu bir yaşam nereye kadar?

Artık bazı şeyleri yapmasak!

Sabah kalktığımda düşündüğüm şeylerin listesi;

Köprü yapmasak, tüp geçit yapmasak,

Otoyol yapmasak, havalimanı yapmasak,

Otel yapmasak, metro yapmasak,

Nükleer santral yapmasak,

Madenler açmasak,

Gökdelenler yapmasak,

Fabrikalar kurmasak,

Kapitalizme bulaşmasak,

Siyasete ile hiç uğraşmasak,

Silahlar üretmesek,

Telefonlar, tabletler, laptoplar icat etmesek,

Ne olur yani modern olmasak?

Kendi yağımızda kavrulsak… Vesaire… Vesaire…

Ne kaybederdik?

Keşke hepimiz fakir olsak teknoloji parmağımızın ucunda olmasa ama öğretmenlerimiz, doktorlarımız, insanlarımız hep iyi kalpli, ahlaklı olsa.

Sıradan evlerde sıradan hayatlar yaşayabilseydik de insanlarımız bombalar yüzünden ölmese…

Afrika, Brezilya, Amerika, Asya, Avustralya da ki yerli halklar, kabileler gibi yaşasak. Birçoğu daha uçak görmemiş! Sorsan, hepsi halinden memnun. Hayatları harika. Yeter ki başkaları haklarına, yaşamlarına, hayatlarına tecavüz etmesin. Müdahalede bulunmasın.

Atalarımız gibi aza tamah etsek!

Açgözlü olmasak. İnsanlara, hayvanlara, doğaya saygı duysak.

Bütün çağlarda insanlar tamahı, açgözlülüğü tanımışlardır ama tamah ve açgözlülük başka hiçbir çağda bugün olduğu kadar… ciğer sökücü bir hırs halinde kendini açığa vurmamıştı… İnsanların boynuna binmişti ifrit; kamçısını tam yüreklerinin başına indiriyor ve uzaklarda alayla göz kırpan yalancı hedeflere dehliyordu onları… Ne kadar hikmetli olursa olsun bir insan, yirminci yüzyıla özgü bu acılı koşuyu kendiliğinden bilemez. Böylesine hakim bir perdeden, böylesine apaçık bir üslupla dile getiremezdi. Hayır, Kur’an’da konuşan, Muhammed (s)’in sesinden daha güçlü, daha yüksek bir sesti ve bütün zamanları aşarak ulaşıyordu insan kulağına…(Muhammed Esed-Kur’an Mesajı-Meal-Tefsir)

Birbirimizi öldürmesek. Terör denen vahşeti hiç birimiz yaşamasak…

“Kim bir mümini kasten öldürürse, onun cezası, içinde devamlı kalacağı cehennemdir. Allah ona gazap etmiş, lânetlemiş ve büyük bir azap hazırlamıştır.” (Nisâ: 93)

O yüzden bence en güzeli;


Her şeyden elini eteğini çekip, geldiğimiz bakir bozkırlara geri dönmek. Atalarımızın yaşadığı gibi yaşamak. Tahta kaşıkla yemek, yemek. Buğdayı değirmende öğütmek. Çamaşırı derede yıkamak…

Televizyonu, teknolojisi, akıllı telefonu hepsi yerin dibine batsın.

Vesselam…


Kibir Senin Katilindir