Uzun yolda yapılabilecek 5 öneri

Bir insanın yaşadığını söylemesi hayatındaki hareket miktarına bağlı bana göre. Eğer bahsettiğimiz hareket bir yolculuksa yolculuk hareketinin bir hazine olduğunu hatırlamanız gerekiyor. Uzun yolda yapılabilecek 5 öneri…

Uzun yolda yapılabilecek 5 öneri

Bu günlerde gerekirse sıcağı sıcağına yaşadığım uzun yolculuklarla ilgili tavsiyelerde bulunabilirim. Öyle ki bir dönem bavulumu hiç toplamadım ve mekân algım uçtu gitti. Bu durumun neresinden baktığınıza bağlı olarak iyi ve kötü yanları olduğunu söyleyebilirim. Şu an bütün yolculukların dışında kalabilip yorumlayabildiğim için geneli ile ilgili olarak şunu söyleyebilirim: müthiş keyifliydi.

Bir insanın yaşadığını söylemesi hayatındaki hareket miktarına bağlı bana göre. Eğer bahsettiğimiz hareket bir yolculuksa yolculuk hareketinin bir hazine olduğunu hatırlamanız gerekiyor. Tabi ki tek başınıza bir otobüs koltuğunda dizlerinizde ön koltuğun deseni çıkmış bir şekilde on altı saatlik bir yolculuktaysanız “şu an deli bir hazine içindeyim” demek pek mümkün olmuyor. İlla ki böyle düşünmelisiniz gibi bir şey demek elbette saçmalık olur ama en azından zamanınızı oflayarak geçirmekten daha iyi seçenekleriniz olduğunu hatırlamak iyi gelecektir.

Uzun yolda yapılabilecek 5 öneri

1- Müzik dinlemek

Sokakta çevirip “uzun yolda ne yaparsınız” sorusunu yönelteceğiniz on gençten on beşinin cevabı “müzik dinlemek” olacaktır. O gençler ki hayatlarının bir döneminde filmlerdeki müzik ve yol ikilisine hayran olmuşlardır. Kulağında hareketli, mümkünse bir davul solosunun olduğu müziği ile hafif “kuul” hareketler yaparak seyahat etmek bir rüyadır, amaçtır.

2- Yemek yemek

İşte bu benim için uzak bir ihtimal. Yaşadığım mide bulantısı sıkıntısının beni zorladığı ikinci aktivite. Birincisi kitap okumak. Ama son yolculuğumda yanımdaki sevimli teyzeden anladığım kadarıyla parmaklarınızın arasındaki kraker parçalarının fısıltısı andan kopmak ve düşüncelere dalmak için bulunmaz bir fırsat. Bir kere teyze molaya geldiğimizi fark etmeyince kendimi çok suçlu hissederek tuvalete gitmek için izin isteyip daldığı hülyalardan kopardım onu. Buradan özür diliyorum.

3- Çevreyi izlemek

Hadi canım asla aklınıza gelmemişti, iyi ki dedim! Bundan sonra hep izlersiniz artık! Bu şekilde sinirlenmelere hiç gerek yok. Demek istediğim: dirseğinizi cama dayayıp uyuklamak suretiyle yanınızdan geçip giden o tarlaları izlemek, bu şekilde birçok hayata şahit olmak ama bunların hiçbirisine dokunamamak… Yaşamda aslında dikkatimizi çekmesi gereken ama umurumuzda bile olmayan ayrıntılardan yalnızca birisi. Gözlerinizin önünden akan hayatlar bir su misali düşüncelerinizi de temizliyorsa işte o zaman bu “çevreyi izlemek” işe yarıyor demektir.

4- Uyumak

Bu maddenin benim açımdan çok kolay olduğunu düşünürdüm. Her zaman kolay uyuduğum için övünürdüm. Ama bahsi geçen yolun uzunluğu, yalnızlık, rahatsız koltuklar bir araya gelince siz de patlayabiliyorsunuz. Bazen öyle bir uyuyordum ki uyanınca “heh sonunda iyi uyudum geçti bir iki saat” diyordum ve saate bakıp yıkılmam çok kısa sürüyordu çünkü benim iki saat dediğim uyku ancak yarım saat sürmüş. Ama pes etmeyip o yarım saatleri biriktirince hiç de fena olmayan bir şekilde yolculuğu eritebiliyorsunuz. Tabi her defasında değişik pozisyonlar denemek yaratıcılığı da destekliyor.

5- Konuşmak

İşte benim için en güzel maddedeyiz. Konuşmak bana göre insanların sahip olduğu en özel yetenek. Hele de benim gibi geveze bir insansanız konuşmak, zamanı akıtan, yok eden, darmaduman eden bir aktivite. Ama ya yalnızsanız bu uzun yolculukta? İşte bu en gözyaşı içeren kısım oluyor çünkü en zor konuşmayı yapıyorsunuz: kendinizle konuşuyorsunuz. Kararlar veriyor, acımasızlaşıyor, kendinizi beğeniyorsunuz, eleştiriyorsunuz ve çok korkuyorsunuz. Korkuyu hissedince bir başkasını isteyip kimseyi bulamayıp yine kendinize sığınıyorsunuz. Bu döngünün verdiği yorgunluksa sizi dördüncü maddeye götürüyor.

Yolculuklar güzeldir. Uzun yolculuklarda zihninizi bir mola yerinde boşaltıp, dertlerinizi kusarsınız. Sonra da üzerine sifonu çekip otobüsünüze yetişirsiniz, artık daha hafif daha huzurlusunuzdur.

**

Organize kaçış planı

Tatile gidemedim neler yapabilirim?

İlişkileri tüketirken ruhumuzu tükettiğimizin farkında mıyız?

Nefes almanın ağır geldiği anlar

Önceki yazıFırat Kalkanı operasyonu: TSK’nın Cerablus harekatı başladı
Sonraki yazıSan’at hadi kuyuya bir taş da sen at
1997 yılında temmuz ayının yirmi ikisinde İstanbul’da doğdum. Hatta babam tarafından İstanbulluyum bile ama neyse ki Şile’den. Annem tarafından Rizeliyim. İki çocuklu ailemin ikinci çocuğuyum. Eğitim hayatım Türkiye’de okuyan bir genç olmama rağmen şansım sayesinde olacak hep iyi yerlerde geçti. Mahallemdeki ilkokulum Cenap Şahabettin’den sonra yine mahallemdeki Hüseyin Avni Sözen Anadolu Lisesi’ni bitirdim. Şimdi Boğaziçi Üniversitesi’nde psikoloji bölümündeyim. Hayatımda bir şekilde sanatı bulundurmayı sevdiğim için olacak flüt çalıp tiyatro yapmayı ve birkaç kelimeyi bir araya getirerek bir şeyler yazmayı denemeyi seviyorum. Bunların hepsini yeteneklerimden değil de sevgimden yaptığım için olacak uzun yıllardır devam ettiriyorum. Bu nedenle de olmayan yeteneklerime ve olan kocaman sevgime teşekkür ediyorum.