Astroloji: Balık burcunda Dolunay ve Ay tutulması

Balık burcundaki dolunay aynı zamanda bir ay tutulması. Etkisi 15 gün daha hissedilir olmak üzere 3 aya yayılacak. Dolunayları anlamak için bir önceki yeniaya geri dönüp 1 Eylül’de ne yaptığımıza, neyin başladığına bakmak gerek.

Astroloji: Balık gibi tutuluyoruz

Ay, balık gibi tutuluyor

Ankara’ya göre çıkartılmış tutulma anı haritasında İkizler burcu yükseliyor. İletişim, eğitim konuları gündemde bu tutulmada. Satürn karşıdan Yay’dan bize bir ok atıyor. Bu ok ile korku, yetersizlik duygusunu hissedebiliriz. Neptün kariyer alanını, toplumsal statümüzü net görmemize engel oluyor, belki de ideallerimizden vazgeçmemize, hayal kırıklığı yaşamamıza sebep olan olaylar yaşayabiliriz.

İkizler’in yöneticisi Merkür 5. evde, yanık, retro. Parayı, maddi, manevi değerlerimizi ve aşk, çocuk, sanat, sahne işlerini, riskleri, komisyon işlerini, sporu konuşuyor olacağız.

Merkür’ün durumu yok n’apsın. 🙂 Kendi evinde ama zor durumda. Aile, kökler, bugüne dek öğrendiğimiz hayat bilgisi, otorite figürleri ve sosyal çevremiz eleştirileriyle bizi cayır cayır yakıyor.

Jose Martin Pulido
Çizim: Jose Martin Pulido

Merkür kuzeydüğüm ile kavuşumda. Çocuğumuza, ürettiklerimize, spora, sanata para harcayabiliriz. Ya da bu alanlarda kendi değerimizi sorgulayabiliriz. Bu, kaderin gidilmesi gereken yönü.

Merkür’ün açılarını mercek altına alırsak; retro olduğundan Güneş kavuşumundan başlayıp geriye doğru sayalım. Önce Ay’a karşıt açının etkisinde. Tutulmada duygular ile mantığı birlemek, dengeye getirmekte zorluk var. Yakın çevre ve bilinçaltımızı ifade eden Ay sosyal çevremiz aracılığı ile, bize iyi ihtimalle destek verir ve güzel besteler yaptırır, yazılar yazdırır. Kötü ihtimalle arkadaşlarımızın gazına gelip boyumuzu aşan risklere girmemizi sağlar. Aşk için ölmeli aşk o zaman aşk dedirtir.

İkili ilişkiler alanından Mars bizi gerip, öfke oklarını kalbimize saplar. Bu bizim inisiyatif almamız gereken konularla ilgili olabilir. Kimine çalışma ortamından, kimine hastalık şeklinde, kimine hayat felsefesinde, kimine bilinçaltından saplanan bir oktur.

Uranüs 150’lik açısı da korkularımızın bizi huzursuz edeceği bir açıdır. Hep diyoruz ya bir özgürleşmedir dilimizden düşmedi. Uranüs uzun süredir önemli rollerden birinde.Cool karakter oyuncuları gibi bizi derinden etkiliyor, Bukowski modunda her şeyi sert ve fütursuzca eleştiriyor.

Kiron karşıtı sosyal çevreden yaralara sebep oluyor, özveriyi artık kendimize göstermemiz gerektiğini belirtiyor. Pluto başkalarıyla ortak kaynaklar alanından, çalışma ortamından ve sağlık alanından bize güç veriyor. Ya da bu alanlardan öldürmeyip güçlendiren bir kriz.

Ardından Ay düğümleri devreye giriyor. Biri çocuğunla, aşkınla ilişkinde mantığını kullan. Üretiminde sistemli ol. Diğeri sosyal çevrene fedakarlığı abart hatta ben buradan sana bir kayıp vereyim de kurban psikolojisi içinde uyuş diyor. Neptün karşıtı da sosyal çevrende vazgeçmen gereken durumlar yaratabilirim. Sislerimin ardından bunu anlaman zor olabilir diyor. İdealize ettiğimiz, fedakarlık yaparken kendimizi paraladığımız ne varsa bize karnımıza yumruk yemiş hissi yaratabilir. Son darbe de Satürn’den. İkili ilişkiler aracılığı ile hayat felsefemizi, kariyerimizi, toplumsal statümüzü sorgulayacağımız bir gerilim yaratıyor. Derinleşemediğimiz, yüzeysel kaldığımız konu başlıklarını düşünürsek onlar yine karşımıza çıkıyor.

İlişkilerin gezegeni Venüs’ün, Uranüs ile karşıt açısı ilişkilerde kopma riskini vurguluyor.

Kimimiz çalışma ortamında özgürleşmek isteyecek, isyan bayrağını çekip ardına dönüp bakmadan gidecek. Kimimiz korkularından özgürleşecek. Bu arınma bir hastalık yoluyla da gerçekleşebilir.

Venüs Rigel ile paralel. Bu olaylarda bizi yükseltecek bir bilgi gizli, bunu gözden kaçırmayalım. Mars bu karşıtlığa köprü kuracak. Çalışma ortamımızda inandığımız değerler, hayat felsefemiz bizi biraz dengeye getirebilir.

Bir başımıza kalıp düşünerek bu üç kollu gerilimden çıkma yolunu bulabiliriz.

Balık gibi tutuluyoruz

Bu tutulmada güzel olan şeylerden biri Ay’ın hem burç hem de yücelme yöneticisi Jüpiter ve Venüs güçlü olduğu Terazi burcunda.

Terazi enerjisini nasıl kullandığımıza dikkat edelim. Gölge özelliği olan fazla uzlaşmacı olma halimiz Uranüs’ün teknolojik silahlarına maruz kalabilir. Huzur bozulmasın diye halı altına süpürdüklerimiz farklı biçimlerde karşımıza çıkabilir, dikkat!

Tutulma öncesi Ay Mars karesi, Kiron kavuşumu ve Uranüs 30’luğu var. Neden bunlara bakıyoruz? Çünkü Ay’ın önünde başkaca bir açı yok. Bu gerginlikle boşluğa doğru sürükleniyor balık şeklinde Ay. Sosyal çevremizden yaralanmış olabiliriz. Onca empatiyi niye yaptık ki biz bu değmeyen insanlara?

Çalışma ortamımızdaki gerginlik, ikili ilişkilerimize yansımış olabilir. Sosyal medyadan gerginlik çıkmış olabilir. Davalarda karşı taraf bizi öfkelendirmiş olabilir. Yabancılarla işler yolunda gitmemiş, ortağımızla papaz olmuş olabiliriz. Bir sürü olasılık var. Bugüne dek yuttuklarımız ikili ilişkilerde yol, su, elektrik olarak patlamamıza yol açmış olabilir. Uranüs bize ‘en azından içini döktün, özgürleştin’ konulu minik bir mutluluk yaşatmış olabilir.

Tutulmada bu duygular tavan yapıyor, maksimum seviyelerde seyrediyor. Ay burç dışından dispozitörü Jüpiter ile karşıt açıda. Duygularımızı abartılı kullanmamız – karşılıklı ağırlamaya rağmen – söz konusu. Balık ve Terazi burcunun başkalarının onayına bağımlı ortak özelliği devrede olacak, dikkat! Üstelik Güneş Jüpiter’i yakıyor.

Jüpiter 5. evde Arachne ile kavuşumda

Sosyal çevremizde, iletişimimizde, ikili ilişkilerimizde, aşkımızda kibirden uzak durmazsak örümceğe çevrilebiliriz. Jüpiter’in yanık olduğunu da unutmayalım, dengeli kullanımda Terazi’deki hoşgörülü, mütevazi doğasını sergilemekte zorlanacak.

Sappho da Jüpiter ile kavuşumda

Terazi’deki yanık Jüpiter ilişkilerde huzur, uyum ve hoşgörüyü dengeli bir şekilde göstermemize engel olurken, Sappho örneğin aşkta beklentilerimizi karşılamakta zorlanacağımızı ifade edebilir.

Venüs Hebe ile kavuşumda

Arkadaşlarımızı, çalışma arkadaşlarımızı özellikle kariyer konularında desteklerken perde arkasında kalmamız söz konusu olabilir.

Güneş ile Pandora paralel

Pandora’nın kutusu aşk, çocuk, ürettiklerimiz gibi konularda açılıp şeytanlarını salıyor. Başak burcundaki Güneş, ailemiz, hayat bilgimiz, bilinçaltımız, otorite figürleri tarafından eleştirilme hatta didiklenme sonucu akla gelmeyen kötü sonuçları getirebilir.

Minerva Güneş ile kavuşumda

Babamızdan ne kadar onay aldığımıza bağlı olarak iyi ilişkiler de kurabiliriz, kişilik bütünlüğümüzü kaybedip ödün vermeyi abartabiliriz de.

Minerva Merkür ile de paralel, Merkür retrosu bizi çocukluğumuza döndürebilir.

Siva Mc ile kontraparalel. Kariyerimizde, toplumsal statümüzde yıkılıp yeni bir şekle dönüşebiliriz. Bilgiyle daha ılımlı bir hale gelebiliriz. Köklü değişiklik, işimizde, statü olarak tanımladıklarımızda özgürleşerek ve adil olarak mümkün olabilir.

Proserpina MC ile karşıt

Kariyerimiz, toplumsal statümüz hakkında yaşadığımız ayrılık korkusunu, duygusal güvenceden uzak kalıp deneyimlememiz gerekenler için belki de işimizden zorla koparılacağız.

Astraea Uranüs ile karşıt

İlişkilerde ısrarla uzlaşmacı davranıp bitirmemiz gereken şeyleri sürüncemede bırakabiliriz ve bunun sonu da meşhur kötü son olabilir.

Bu tutulmada ilginç olan şu ki, şans noktası ikili ilişkiler, ortaklık alanında. Sorumluluk ve inisiyatifi Yay burcu doğasında alanlar için maddi manevi kazançlar var. Şans noktası yöneticisi Jüpiter’den de sekstil açı ile destek alıyor. Enkarnasyonun sebebi noktası ile karşıt açıda. Bu belki de bize ‘ucuz kurtulmuşum’ dedirtecek türden olaylar deneyimlememize neden olacak.

Duygusal kayıplar getirmesi olası tutulma ve sonrasında kendimizi mutlu etmenin yollarını aramalıyız.


MC yani kariyer alanı Sirius ile paralel. Olumlu anlamda işimizdeki küçük eylemlerimiz büyük sonuçlar doğurabilir, dikkat çekebiliriz. Sorunları, gerginlikleri ikinci planda tutup azimle çalışıp başarıya odaklananların karlı çıkabileceği bir tutulma bu.

Süslü olsun tutulmanız.

**


Astroloji: Merkür retrorusunda hangi tarihler önemli?

Astroloji: 9 Eylül 2016 – 10 Ekim 2017 Jüpiter Terazi burcunda

PAYLAŞ
Önceki yazıÇocukların travmaları atlatmasında okula dönüşün önemi
Sonraki yazıGlokom riski şeker ve damar hastalığı olanlarda artıyor
5 Nisan 1979 Bursa doğumluyum. Astrolojiye ilgim ortaokuldan beri popüler düzeyde vardı, ne zaman ki 2012 yılında bir arkadaşımdan astrolojik danışmanlık aldım, o zaman gökyüzünün hayatımdaki yansımasına, anlayamadıklarımı aydınlatmasına hayranlıkla tanık oldum ve eğitimini almaya karar verdim. 2012'den bu yana AstroArt Astroloji Okulu'nda Sevgili Hocam Öner Döşer'den eğitim alıp geçtiğimiz yaz başarıyla mezun oldum ve Uluslararası Profesyonel Astrologlar Derneği (APAI) üyeliğine hak kazandım. Üniversiteyi Eskişehir'de okudum. Anadolu Üniversitesi İletişim Bilimleri Fakültesi Sinema - Televizyon bölümü mezunuyum. Televizyon programcılığı, reklam ajansında müşteri temsilciliği, sosyal medya yöneticiliği gibi medya sektörü ağırlıklı işlerde görev aldım. Şimdi ise özgürce ve severek yaptığım astroloji danışmanlığıyla her danışmanlıkta gökyüzünün ve yeryüzünün eşzamanlılığına şahit olmanın mutluluğunu yaşıyorum. 2011 yılından beri reiki, nefes, mandala, sema, radyestezi gibi çeşitli şifa çalışmalarının atölyelerine, eğitimlerine katıldım. En çok Access'i sevdim, Access danışmanlığı da yapmaktayım. Astrolojinin rehberliğini ve Access'te soruların gücünü kullanarak hayatımda büyük farklar yarattım. Astroloji ile ilgili önemli gökyüzü olaylarını renkli bir dille yazmaya çalışacağım.