Nerede o eski bayramlar? Özlüyoruz yaşamadığımız o bayramları

Nerede o eski bayramlar? Kim der bu lafı? Tabi ki yaşını almış amcalarımız, teyzelerimiz derler. Tabi ki hakları yaşadıkları güzel gençlik zamanlarına özlem duymak. Her ne kadar onlar gibi şiddetli yaşamasam da eskiye olan özlemi, anlattıkları kadarıyla ben bile özlüyorum yaşamadığım o günleri.

Nerede o eski bayramlar? Özlüyoruz yaşamadığımız o bayramları

Modern zamanın yarattığı canavarlardan birisi olarak tabi ki “keşke biz de margarin üstüne şeker döküp yesek” falan demiyorum. Ama okuyup dinlediğim kadarıyla o günlerin barındırdığı “barış”ı istiyorum hemen şimdi burada. Hem de şımarık bir şekilde bağıra çağıra istiyorum, şiddetle kıskanıyorum onların barışını.

Mesela Aydın Boysan’ın gayrimüslim komşularıyla ilişkisini kıskanıyorum, anneannemin Ermeni komşularıyla bayramlaşmasını kıskanıyorum, o günlerin sahip olduğu bütün değerleri, bütün sevgileri kıskanıyorum. Onları kıskandıkça benim bugünkü “keşke”lerime küfreden, o “keşke”lerimden tiksinen insanlardan nefret ediyorum.

Tabi ki bu dönemde olmaz sokaklarda düğünler… Kim yapar?

Kim sokağı boydan boya fenerlerle ışıtıp, masalar kurar? Bugünkü komşular masalarını yan yana koymaya başlasa inanın konan dördüncü masadaki birisinin birinci masadakiyle bir kavgası çıkar. Ama kavgalar bile eskiyi özletiyor. Bugünün kavgaları ne eski bir aşk yüzünden ne de sirkeyle limon kavgası, bugünkü kavgalar sonu bıçakla kesilen ideolojik ya da mezhepsel kavgalar.

Küfrü selamlaşırken hitap sözü olarak kullanan gençlerle çevrilmiş minibüsler, taksiler, bütün kafeler…

Bir minibüsten inerken teşekkür ederseniz size gülerler. Trafikte yan araçtaki şoför koltuğunda babasının kucağında bir bebek görünce uyarırsanız ne yedi sülaleniz kalır ne de şeref, namus.

Kaldırımda sara nöbeti geçiren birisi potansiyel bir hırsıza dönüşmüş mesela.

Biliyorum ki bunu okuyanlar benim çok eskide kalmış bir geçmişe özlem duyduğumu düşünecekler. Aradığımın ne kadar geri bir takvimde kaldığının farkındayım.

Mesela aradığım on yıl geride değil, otuz yıl geride de değil hatta elli yıl geride bile değil. Aradığımı bulmak için kaç yıl gitmem gerektiğini bilmiyorum. Onu bilmesem bile neye inanmak istediğimi biliyorum.


Ben bu aradıklarımı günlerden dün, mekanlardan kimsenin bilmediği bir kasabada yaşanmış olarak bulmak istiyorum. Anlayacağınız bizim bilmediğimiz bir yerde saklanmış eski günler olduğuna inanmak istiyorum hem de bu tarihte.  Bulduklarımı küçük bir kutuda saklamak istiyorum ve de ileride torunum benim gibi çaresizce etrafında güzellikler ararsa ona koltuğun altında bir kutudan güzellikler vermek istiyorum.

Bu yazı bir rüyaysa uyandığımda aradığım o küçük kutuyu bulsam keşke. Uyandım. Peki, nerede o gizemli kutuya kaçan bayramlar? Harbiden nerede? Koltuğun altında falansa bulalım çıkaralım da bir gülsün yüzümüz. Şimdi yine uyuyalım ve fi tarihinde kaybettiğimiz güzellikleri bir sonraki uyanışımızda bulmak umuduyla yeniden uyanalım.

Nerede O Eski Bayramlar

Osmanlı’da ve günümüzde bayramlar

Kurban Bayramı’nda dengeli beslenme nasıl olmalı?