Aşuresine izin verilmeyen Aleviler…

Daha bir hafta olmadı yazalı… Ankara Valiliği’ne teşekkür ediyorum; Aleviler’in aşure yapmasına izin vermeyerek yazdığımıza kanıt oluşturdu!..

Alevi olan Barış Aybek şehit oldu, cenazesi cemevinden kalkmadı! Özkan Ateşli İzmir Foça’da PKK’nın bombalı saldırısında şehit oldu cenazesi camiden kalktı; o da bir Alevi’ydi! Cenazenin cemevinden kalkmasını istemeyen devlet aşure yapılmasını istememiş, çok mu?

Aşuresine izin verilmeyen Aleviler…

Aşuresine izin verilmeyen Aleviler…

Daha bir hafta olmadı yazalı…

Ankara Valiliği’ne teşekkür ediyorum; Alevilerin aşure yapmasına izin vermeyerek yazdığımıza kanıt oluşturdu!..

Ankara Valiliği güvenlik sebebi ile cemevlerinde aşure yapılmasına izin vermemiş, keyifleri öyle istemiş; aslında cemevlerine girişlerini yasaklasa niyetlerini daha net olarak ortaya koyabilirlerdi!..

Yazılarımızda bizi, toplumu kışkırtmaya yönelik yazdığımızı ifade edenler olabiliyor…

Kesinlikle hayır! Ezilen hangi kesim varsa naçizane onun için kalem oynatmaya çalışıyoruz…

Alevi, Sünni, Kürt ayırt etmeden; yoksul kesimin burjuvaya karşı verdiği bir mücadele gibi…

Bu devlete güven yoktur!

Bugün yapılan araştırmalar devletin kurumlarına olan güvenin ne noktada olduğunu göstermektedir. Artık ne yargıya, ne ÖSYM’ye, ne polise, ne de TSK’ya olan güven eskisi gibi…

Devletin çivisi çıkmış derler ya öyle bir şey…

Vatandaş önce devletine güvenmek ister…

Ankara Valiliği çözüm olarak cemevinde aşureyi yasaklamış! Neden yasaklıyor, yasaklamak yerine neden oranın güvenliğini sağlamaya çalışmıyor?

“Ne güzel işte, adam güvenliği sağlamaya çalışmış?”

Sorgulamayan, sorgulamaktan yoksun insanlara bu normal gibi gelebilir ama sorgulayanlar için bu böyle değildir!..

Devlet istediğine ağam diyor, istediğini parya yerine koyuyor!

1 Mayıs için yıllarca Taksim yasaklandı! Neden? Devletin gerekçesi her zaman güvenlik oldu! “İstanbul’da bizim istediğimiz yerde yapacaksınız” dedi.

15 Temmuz darbe girişiminin ardından insanlar Taksim’i hınca hınç doldurdu ve devlet vatandaşının güvenliğini düşünmedi. İstenildiğinde bazı şeyler yapılabiliyor…

Aleviler için “ezilenler” tabirini kullanmak yanlış olmaz!

Gerek kitlesel, gerekse bireysel sıkıntılar yaşamışlardır. Bunu yok saymak için kör olmak gerekir!

Aleviler için yapılan bu ötekileştirme politikası toplum nezdinde kabul görmediği gibi bireyin devletten uzaklaşmasına sebebiyet veriyor ve bu kesimlerde derin yaralar açıyor…

Alevilerin tarihinde zaten açılmış derin yaralar var; devlet de buna tuz basarsa bu yara hiçbir zaman kapanmaz!

Nasıl ki İran için bir Şii devlet diyorsak, Irak için bir Şii devlet diyorsak ya da Katar, Suudi Arabistan için Sünni bir devlet diyorsak Türkiye için de Sünni bir devlet diyebiliriz, çünkü devlet Sünni bir geleneği sürdürmekte ve o yüzden toplumda ayrışmalar yaşanıyor…

Devlet tam bir laik devlet yapılanması içinde olmadığı için bu tür durumlarla karşılaşmamız her dönemde mümkündür.

Onurlu bir asker olan, Yarbay Mehmet Alkan kardeşi şehit olduğunda insani bir eylemde bulunmuş sitemini sesli olarak ortaya koyunca Aktrol’cükler tarafından Alevi olduğuna yönelik dedikodular ortaya koyulmuştu ki Alevi de değildi. Görüldüğü üzere bir insanı yok etmek için ortaya atılan ilk önemli noktası (Alevi olmasa da) “Alevi” kimliği oluyor.

2015 yılında Hakkari’de şehit olan Kenan Ceylan’ın cenazesi cemevinden kalktı; devlet erkanı cenazeye katılmadı!

Özkan Ateşli İzmir Foça’da PKK’nın bombalı saldırısında şehit oldu, Haramidere Cemevi’nde tören yapıldı, daha sonra cenazesi Ataköy Camii’ne götürüldü.

Neden?

Çünkü asker, “Devlet cenazesi camide olur!” dedi.

Barış Aybek, 2015 yılının Ağustos ayında Şırnak’ta şehit oldu, Aleviydi; cenazesi yine devlet adamlarının cemevine gitmemesinden dolayı camiden kaldırıldı!

Daha bunun gibi nice örnek verilebilir…

Türkiye’de ikinci sınıf vatandaş olma statüsünü daima yerine getiren Aleviler, eşit yurttaşlık kavramının olmadığı bir ülkede din ve vicdan özgürlüğünün yaşamasını da bekleyemezler!..

Devlet bugün, Alevi cenazesini cem evinden kaldırmıyor, aşure yapmasına izin vermiyor; ya yarın, yarın neye izin vermeyecek, neyin karşısında olacak?!..

Atatürk’ün 15 Ekim 1927’de okuduğu Nutuk neden önemli?

“Süslenen kadın erkekle zina yapmış gibidir” diyen müdür vekiline ödül

Kişioğlu, zıt düşüncelere sahip kişilerle tartışmayı seven ve her olaya bilimsel olarak yaklaşıp, olaylara septik yaklaşmaktan kaçınmayan biridir. Olayları derinlemesine incelemeyi ve yanlışın ortaya çıkarılıp doğruya nasıl ulaşılacağı konusunda fikir üretilip bunun üzerinden felsefe yapılmasını arzulayan biridir. Etik, ahlaki ve hukuki sınırları aşmadan herkesin, her ortamda eleştirilmesi taraftarıdır. Dogmatik düşüncelerden uzak; sormayı, sorgulamayı kendisine görev edinmiş ve bunun çabası içerisindedir… Her türlü bilgi alışverişine açık; farklı görüşlerin çarpıştıkça büyüyebileceğine ve kolektif düşünsel ürünlerin ikamesinin de olabileceğine inanmakta; halk için, halk yararına olan her şeyin de yanındadır…