Özel Röportaj: Okay Temiz ile retroya dönüş

İsveç’te 23 yıl kaldı. Stockholm Radyo Senfoni Orkestrasının perküsyoncusu olarak Dexter Gordon, Clark  Terry, Art Farmer, Johnny Griffin, Albert Heath gibi dev isimlerle aynı sahneyi paylaştı. 1967 yılında Word Music Stockholm’de başlayarak müziğin evrenselliğinde farklı kültürlerle Türk ve onun olduğu Orient ritimlerini cazz müziğine uygulamış dünyadaki ilk kişidir ritim sanatçısı Okay Temiz…

Özel Röportaj: Okay Temiz ile retroya dönüş

Bu ay İndigo Dergisi’ne yıllarca özlemini çektiği çocukluk hayalinin, bugün nasıl 1950 model Massey Ferguson marka bir traktör macerasına dönüştüğünü, deyim yerindeyse artık bir retro olan bu yeni antika traktörünün çocukluğuna uzanan hikayesini anlattı bizlere. Şimdi o keyifli röportaj sizlerle…

Röportaj | Okay Temiz

Çok renkli ve ahenkli olan ritim atölyenize bir de 1950 model antika bir traktörü dahil ettiniz.  Bu bir retro mu yoksa?

Okay Temiz: Çiftçiliğe babam, dedem, ben, annem, kardeşlerim hep birlikte başladık ama traktörü kimseye vermedim. Onu görür görmez sahiplendim. Okula traktörle gidiyor, kapısına park ediyor ve pencerenin kenarından onu izliyordum. Dersi dinlediğim yoktu. Aşıktım traktörüme. Emsalleri arasında iyi de bir traktördür Ferguson’un 1950 modeli.

Tam on iki sene çiftçilik yaptık ama büyük bir aile olmadığımız için sonunda “yeter” dedik ve Ankara’ya göçtük. Elbette tüm o hayat bende büyük bir iz bıraktı. Seneler sonra tekrar bir traktör almak istedim ama iyisini bulamadım. Hepsi ya hor kullanılmış ya da hurdaya kalmıştı. Birkaç tane sağı solu toparlanmış vardı ama orijinalinden çok uzaktı ve kabaydı. Çünkü o toplama kültürü yok bizde. En sonunda zar zor bir tane buldum ve işte şimdi burada.

okay temiz fergüson ferguson traktör

“Tarım öldü, ölecek ülkemizde”

Yakın zamanda traktörünüzle Galata sokaklarında yaşadığınız bir macera var. Onu bizimle paylaşabilir misiniz?

Okay Temiz: Traktörün tüm tamir işlerini Burhaniye’de yaptım. Orada bir çöp arabası durdu ve içinden 3 temizlik görevlisi inip yanıma geldi. Hepsi köylü çocuğu. Hayret içinde “Ağabey çok büyük adamsın sen,” deyip traktörün hikayesini dinlemek istediler. Şimdi burada da çok meraklıları var. Sonuçta çoğu insan anlamasa da ben bunun kutsal bir uğraş olduğuna inanıyorum. Çünkü bu toprağı sevmekle ilgili bir şey. Ne yazık ki, tarım öldü, ölecek ülkemizde. Buğdayı dışarıdan alan bir ülkeye dönüştük. Köylü çocuklarının çoğu büyük şehirlere göç ediyor. Köy hayatı, çiftçilik maalesef bitti.

Dolayısıyla ben bir örnek oluşturmak istedim. Müzisyenliğim de traktörün ön plana çıkmasını kolaylaştırdı. Mesela siz geldiniz bugün. Okay Temiz olmasaydım ben, bu röportajı yapmazdınız benimle. Ben bir köylü çocuğu olsaydım, nereden bilecektiniz?

Okay Temiz ritim atölyesinin ileride müze olmasını istiyormuşsunuz. Kültür Bakanlığı ile de sanırım iletişime geçmişsiniz bu projeniz için.

Okay Temiz:  Hayatım boyunca dünyanın her tarafından müzelik olabilecek özellikte müzik aletleri topladım. Bu aletlerin büyük bir enerjisi ve geçmişi var. Çoğunu sahnede çaldım. Şimdi atölyedeki arkadaşlarıma da çıkartıyorum, çalıyoruz hep beraber. Hindistan’dan olsun, Afrika’dan olsun topladığım en kıymetli aletleri özellikle çocuklara çaldırıyorum. Kültürel zenginliği paylaşmak istiyorum. Aslında burası toptan müze olsun demiyorum. Özel aletlerim bir müzede değerlendirilsin istiyorum. Dünyada kimsede olmayan icatlarım, kendi yaptığım elektronik aletlerim de var.

Okay Temiz ve Gizem Serra Sözen
Okay Temiz ve Gizem Serra Sözen

“Çocuklara çok önem veriyorum, onlar için TV’de bir program yapmak istiyorum. Programlarda gördüklerimiz gibi değil, daha derinliği olan ve çocuklara ritim duygusunu veren bir program düşünüyorum” demişsiniz bir röportajınızda. Gelecekteki planlarınızda öncelikleriniz arasında mı bu projeniz?

Okay Temiz: Çocuk programı deyince hemen akla “kah kah, kih kih” eğlence geliyor ve çocuklar bana göre çok da ciddiye alınmıyor. Ben İsveç’te ve Finlandiya’da çocuklarla yarımşar saatlik çok güzel programlar yaptım. Müziği anlatıyordum, nasıl dikkatle bakıp nasıl dinliyorlardı. Burada da olsun istiyorum ama bunu anlayan yok maalesef.

“Burası Asya ile Avrupa’yı birleştiren bir kültür köprüsü”

Duyup da çok etkilendiğim bir projeniz var ki paylaşmadan edemeyeceğim, İskandinav ülkelerine uzanan bir yelpazedeki tüm insanlar ile ilişkilerimi sürdüreceğim. Günün birinde onların da katkısı ile doğu ile batının en güzel şekilde buluştuğu İstanbul’da Ortadoğu’nun en büyük vurgulu çalgılar kolejini açmak istiyorum” demişsiniz. Nasıl bir proje, biraz açar mısınız?

Okay Temiz: Burası Asya ile Avrupa’yı birleştiren bir kültür köprüsü. Ben dünyayı dolaştım, İsveç’te senelerce yaşadım ve birçok büyük müzisyenle tanıştım. Cazcısından, vurmalı sazlar ustasına kadar böyle bir okul olsa, beni tanıdıkları için hepsi gelir. Burası gerçek bir kültür merkezine dönüşür. Ben buna ismimle ve şahsiyetimle gönül verirsem elbette birilerinin de kapital olarak bu projeyi desteklemesi gerekir.

Bakın şimdi önümüzdeki ay Akbank Caz Festivali’nde çalacağım. İKSV de yapıyor ama buradaki festivallerin hep bir ayağı eksik, okul gibi değil. Senelerdir söylüyorum, o müzisyenler çalmaya geldiklerinde ders versin, seminerler yapsın diye. Çünkü ben festivallere gittiğim zaman; Yugoslavya, Fransa, Almanya olsun, Danimarka ya da Finlandiya olsun hepsinde hem konserde çalıyorum, hem ders veriyor, atölyeler yapıyorum. Çünkü oradayım zaten. Bunu Avrupa festivalleri yapıyor ama Türkiye’de maalesef bu alışkanlık yok. Neyse ki şimdi biraz biraz başladılar.

Sizce İstanbul dünyadaki en mistik şehir mi? 

Okay Temiz: Mistikliği pek kalmadı. Bir kaos var. Eski binalarımız ve eserlerimiz korunamadı. “Eski şehir” kavramı İstanbul için geçerliliğini yitirdi. Atölyemin olduğu bu cadde “eski şehir” kavramı içinde yer almalı aslında. Mesela Almanya’da tarihi bir şehre gittiğimizde “Altstadt nerede, hadi “altstadt”a gidelim,” deriz. Çünkü orası bozulmamıştır. Eskiyi, kültürü, bozulmayanı görürsünüz orada.

Yani İstanbul kötüye gidiyor. Mistik yer istiyorsanız Hindistan’a, Yunanistan’a, Bulgaristan’a, Mısır’a gidin. Hepsi korunmuştur. Yeni bina, yeni şehir başkadır, eski şehir başkadır. Yan yanadır ama kalkıp eski şehrin içine beton yapmazlar.

okay temiz

“Şimdiki İstanbul kaostur”

Burada yaşayan insan buranın değerini bilmiyor, o yüzden mistikliği kalmadı İstanbul’un. Belki elli sene evvel vardı. Şimdiki İstanbul kaostur. Köprüsünden yoluna kadar son derece saygısızca yapılmış bir mimari vardır. Mimarlar Odası karşı çıkmıştır ama dinlemez kimse kimseyi.

okay temiz perküsyon ritim indigo dergisi

“İndigo Dergisi vizyonu geniş bir dergi”

Son olarak İndigo Dergisi okuyucuları için ne söylemek istersiniz?

Okay Temiz: Müzikte feyz ile çok ilgilenirim. Gökyüzünde yıldızlara bakar müzik yaparım. Gezegenlerin, bu elektriğin, dünyanın, kainatın farkına varmak çok önemlidir… Çünkü tüm bunlar müziğine yansır. Sesleri bulmanda, aletleri yaparken sesleri tahayyül etmende yol gösterir. Ben kendi yaptığım aletlerin içerisinde evrende ender bulunan sesleri ararım. Şimdiye kadar Sufi müziği de çaldım, Derviş ve Zikir diye bir plaklar da yaptım. Bunlar Türkiye için bir ilkti.

İndigo Dergisi’nin bu kadar zengin bir kültürün içerisinde beni konuk seçmesi gurur verici. Fikirlerime önem verip paylaşmama vesile olduğunuz için teşekkür ederim.  Derginizi vizyonu geniş bir dergi olarak görüyorum.

Mesela benim bir “piramit” diye bir enstrüman icadım var. Bilim ve Sanat Dergisi’nde hakkında 2 sayfa yazdılar. Cumhuriyet Gazetesi’nin de benim için ayrıcalığı var. Sanat tarafımı anlayan ve senelerdir takip eden bir yayın. Geçenlerde traktörü konu ettiler. Traktör Hürriyet’te de, Sabah’ta da çıksın, daha çok insan görsün istiyorum.

Belki Ayşe Arman sizinle röportaj yapmak ister. O da Hürriyet’te yazıyor.

Okay Temiz: Gelecek hala yapacak.

Bu güzel söyleşi için sevgili Okay Temiz’e teşekkür ederiz…

**

Boğaziçi Caz Korosu: Masis Aram Gözbek röportajı

Özel Röportaj: Mustafa Ceceli

Röportaj: Tuna Kiremitçi ile Hikayeleştirme Sanatı

Özel Röportaj: Elio D’Anna ile Dreamer ve Sen


Toprak Sergen: Halikarnas Balıkçısı’nın Manevi Torunu

Gencer Savaş ile Müzik Dolu

Özgür Çelik ile Müzik ve ‘Öznağme’