Başkanlık sistemi Osmanlı Devleti’ne dönüş mü?

AKP iktidarının MHP ile yapmak istediği bu anayasa değişikliği ile AKP’nin her fırsatta dile getirdiği II. Abdülhamit dönemine götürmek istediği aşikar. Yani hazırlanan başkanlık sistemi ile dönüş bir Osmanlı Devleti’dir…

Başkanlık sistemi, Osmanlı Devleti’ne dönüştür.

Bu işte “şucu”, “bucu” olmaz! AKP’lisi, MHP’lisi, CHP’lisi olmaz, hepimiz aynı gemide yol alıyoruz. Hep beraber böyle bir yol alırken de parti siyaseti yapılmaz…

Bireysel çıkarlardan öte, ulusal çıkarların söz konusu olması temel esastır; ancak şu anki iktidar, bu duygulardan yoksun hareket ediyor.

İktidar için hiçbir kurum, kuruluşun fikri düşüncelerin önemi yok. Anayasa değişiyor ama halkın bu değişiklikten hiç ama hiç bilgisi yok. Baktığınız zaman üniversitelerin sesi sedası çıkmıyor. Sivil toplum kuruluşlarının, vakıfların, derneklerin haberi yok…

80 milyonu ilgilendiren değişiklik yapılıyor bir ülkede, sadece iki parti kafa kafaya veriyor ve anayasa değişikliği için adım atıyor ama ülkenin yarısına yakınını ilgilendiren partilerle hiçbir şekilde diyalog kurulmuyor.

O kadar okumamıza, araştırmamıza rağmen bizler dahi bu anayasanın ne getireceğini bilmiyoruz; ancak Kılıçdaroğlu’nun Meclis Grup Konuşması’nı biraz dinleyince “Bu kadar da olmaz!” diyebileceğimiz bir yasayı halkın önüne getirecekler…

Deniz Baykal CHP adına mecliste müthiş bir konuşma yaptı ve Baykal’a cevap veren ise AKP’nin Adalet Bakanı Bekir Bozdağ oldu. Hani önceki yıllarda televizyon ekranlarında spiker “Efendim devletin kademelerine Gülen örgütünün sirayet ettiği belirtiliyor, buna katılıyor musunuz?” sorusuna “Efendim öyle bir şey olabilir mi?” diyen bakan…

Yani “kandırılmış kişiler”den biri…

Şu an Bekir Bozdağ’ın “Öyle bir şey olabilir mi?” diyen bakanın Adalet Bakanlığı bünyesinde bakın birkaç tane demiyorum, binlerce hakim ve savcı şu an tutuklandı. Kendi bünyesindeki Fetöcülerden haberi olmayan bakan mecliste Baykal’a şöyle cevap veriyor: “Biz Atatürk’ün anayasasına; 1921, 1924 anayasasına gidiyoruz” diyor.

Yok öyle bir şey! Atatürk dahi bu kadar yetki almamıştır!

Bu anayasa değişikliği bizi Osmanlı Devleti’nin ta I. Meşrutiyet’ine, AKP’nin her fırsatta dile getirdiği II. Abdülhamid dönemine götürmektedir. I. Meşrutiyet ile Padişah Abdülhamid, sadrazam ve vekilleri (bakanları) görevden alabiliyordu. Savaş ve barış yapma sırasında meclisi kapatma ve seçimlere götürme fırsatı veriyordu…

II. Abdülhamid de zaten 1877 – 1878 Osmanlı – Rus Savaşı‘ndaki yenilgiyi bahane ederek Meclisi 1878’de kapatmıştır…

CHP lideri Kılıçdaroğlu Meclis Grup Konuşması‘nda yapılacak bu anayasa değişikliği ile Cumhurbaşkanı’nın “istediği zaman” meclisi fesih etme yetkisine sahip olduğunu belirtti.


Bunun yanında bakanları atama şansı, milletvekilini değiştirme şansı var; zaten o yüzden dikkat ederseniz ‘yedek milletvekilliği’ gündeme geldi.

Bunun dışında 15 Anayasa Mahkemesi üyesinin 12’sini partili Cumhurbaşkanı atayacak. Böyle bir Anayasa Mahkemesi’inden tarafsızlık bekleyebilir misiniz, yargının nasıl bağımsız olacağını düşünebilirsiniz?

O yüzden milletin önüne gelecek olan anayasa bize şunu gösteriyor: Bu yasa ile ilerici, demokratik, çoğulcu, özgürlükçü bir anayasa olmaktan daha çok; baskıcı, totaliter, özgürlüklerin daha çok kısıtlandığı bir üçüncü dünya ülkesi olmak demektir…


Anayasa değişikliği teklifi ilk tur oylaması sonuçları