Beyin bedava değil mi? Geliştirmesi gereken kas değil, beyindir!

Bazı cümleler beyin için kesinlikle sihirlidir. “Seni seviyorum, inanıyorum ve güveniyorum.”

Beyin bedava değil mi?

İnsanın yaşı ilerdikçe bakış açısını genişletebiliyor olması gereklilik, hatta sorumluluktur. Belli bir yaşı devirdikten sonra başa dönüyor olması bile görülebilir bir gerçektir. Alanında uzmanlaşmış olan birçok bilim adamı bu konuda tezleri ortaya koyup kabul görmüşler. Mütemadiyen her bireyin, beynini canlı tutmak için açıklanmış yol ve yöntemleri kullanmasını yaygınlaştırmak sağlık açısından şarttır.

Herhangi bir bireyin zihnini canlı tutması, hayata tutunacağı zamanı da genişletebilir. Beyin kullanıldıkça canlılığını ve fonksiyonunu artıran bir organdır. Bunu başarabilmek ise bilinçli olarak egzersizleri uygulamaktan, bunları kontrol etmekten ve yönetmekten oluşmaktadır.
Bir kişinin grip olmamak için ıhlamur içtiği gibi, zihnini açık tutmak için yeşil çay kullanıyor olması faydalı olabilir.

Beyne verilen önem

Beyin bedava değil mi?

Beyine verilen önem, belki bir kadının zayıflamak veya zayıf kalmak için uğraştığının binde biri kadar olsa bile yeterlidir.

Meditasyon hakkında pek bilgisi olmayan buna ek olarak birkaç kolay yöntemi uygulamaya çalışan sıradan bir birey olarak yazıyorum. O ufak tefek birkaç yöntem dahi beynim için birkaç saniye kaçamak yapmama müsaade etmektedir.

Ben yapabiliyorsam siz de başarabilirsiniz

Beyin bedava değil mi?

Bazı cümleler beyin için kesinlikle sihirlidir:

“Seni seviyorum.”
“İnanıyorum.”
“Güveniyorum.”

Bu cümleler sizin için çok soyut, hatta kalple yapılan hisler olarak anlam veriyor olabilir. Halbuki kalbin hisle ilgili bir görevi hiç olmamıştır. Tamamen sistemsel olarak tanımlanmıştır.
Hisler, yine beyin tarafından geliştirilmesi gereken bir bölgedir.

Allah muhafaza herhangi bir kimsenin sevgisiz hatta hissiz hayatına devam ediyor olması toplum için bir katliamdır.

Örneğin bir canlı bomba, önce belli bir topluma, arkasından geniş topluma nasıl zarar verir ise işte hissiz bir beyin de önce kendine sonra herkese zarar verebilir.

Canlı bomba denilince beyninizde çağrışımda bulunan sızı, belki acı, belki nefret oluşuyor ise sizin için hala çok umut var demektir. Öyle ki ardı sıra duyulan bu korkunç haberler, aynı zamanda duyarsız bir toplum sonucunu ortaya çıkarmaktadır.

Bugünlerde birçoğumuzun farklı konularda yazılara başvurmasının sebepleri arasında da beynin bu konuya olan duyarlılığından başka bir mana yoktur. Bir yazar olarak gördüğüm tablo, gerçek üstü tiyatrodan başka bir oyun değildir. Yorum katmak ise kargaşayı çözümlemekten daha çok kaosa sürüklemektedir.

Beyin; bir görüntüyü, en karmaşık dizilimi olan görüntüyü dahi 13 mili-saniye kadar kısa bir sürede çözebilmektedir. Bu demek oluyor ki siz, bir haber kanalında ne demek istenildiğini, tam belli olmayan bir konuşmacı bile olsa onu dinlerken, konuyu 13 mili-saniyede anlıyorsunuz. Gerçi bunun aksi, yapılan araştırmalara göre imkansız…

“Geliştirmesi gereken kas değil, beyindir”

Beyin bedava değil mi?

Toplumların refah düzeyini artırmak; ekonominin büyümesini sağlamak, büyüyen ekonomiyi devam ettirebilmek tamamen bir temele dayalı olması gerekmektedir. Bu temel ise birey ile başlamak zorundadır. Birey olarak geliştirmesi gereken ise kas değil, beyindir.

Türkiye olarak AR-GE alanına verilen önem ufak tefek dahi olsa artış göstermeye başladı. Bu en azından fiil ehliyeti olan kişiler için umut veriyor.

Toplum olarak talebimiz, umut dolu bir yarına bakabilmemiz için gerekli argümanların sağlanmasıdır.

Beynimizi kullanarak açılan bir savaşa karşı savunma kalkanını daha az kan dökecek yollar geliştirmek ile başlamak, toplumun takdirini toplamak için en güzel yöntemdir.

Toplum olarak istihdam sağlanması gereken alanlar ise taşımacılıktan daha çok kalitesi üst seviyede olan üretim ile olmak zorundadır.

Siyasetçiler için işin kolay kısmı, düşünmeyen bir toplumu yönetmektir. Unutulan gerçek ise düşünmeyen toplumun uyutulmasıdır. Türkiye olarak izlenmesi gereken yol, ancak bireylerin eğitim kalitesini üst seviyelere çıkarmak ve üst seviyede olan gençleri oyalamayacak bir taban hazırlamaktır.

Ergen bir beyin için gerekli olan uygun yaş 25 ise en olgun olduğu dönemlere kadar eğitim yılını uzatmak değildir. Beyin için en verimli zamanlarında, üretime fayda sağlayacak alanları yine onlara sunmak, dahil etmek tek çözümdür.

Toplumun sizinle aynı adımları atmadığı düşünülür ise yine o toplum sizi geriye çekecek ya da alabora edecek demektir. Önemli olan yine tek hareket etmek için komut vermek değildir, aynı fikre sahip olmak için gelişime izin vermek, hatta alanları genişletmektir. Nasıl olsa “beyin bedava” değil midir?

‘Sağ ve Sol Beyin’ Testi: Beyninizde hangi lobu daha iyi kullanıyorsunuz?