Karne hediyesi mi ödülü mü veriliyor?

Karnelerin alınmasına sayılı saatler kala en çok gündemde olan konuya değinmek istedim. Karne hediyesi diye bir şey var mı yoksa ödül mü sunuluyor? Ne kadar doğru yapılıyor bu hediye sistemi?

Karne hediyesi mi ödülü mü veriliyor?

Karne demek okul içinde alınan derslerin notlara döşenmiş ve başarıyı (!) gösteren bir kağıt olarak nitelendirilebilir.

Peki bu karne notları kime ait? Sadece çocukların mı? Yoksa eğitim sistemi, bakanlık, öğretmen, anne baba, toplum da bu karnenin oluşmasında etkili mi?

Bir diğer taraftan da bu karne notlarının gerçek zekayı ve başarıyı gösterdiğine gerçekten emin miyiz?

İlk olarak hediye mi ödül mü vurgusuna değinmeden önce karnelerin gerçek zekayı tanımlamadığını hatırlamak ile işe başlayalım.

Ders notları şekillenirken;
• Öğretmenlerin o öğrenciye ne kadar aktarım yapıldığı önemlidir.
• Öğrencinin ruhsal olarak bilgiye ne kadar merak uyandırabildiği mühimdir.
• Eğitim sisteminin yaş gruplarına göre ağır ya da fazla konu yükleyip yüklemediğine bakılmalıdır.
• Her çocuğun ilgi alanları iyi bilinmeli ve odaklanmak için mizacının tanınması gereklidir.
• Okul ortamı ve öğretmen – öğrenci ilişkisi incelenmelidir. Unutulmamalıdır ki bir öğrenci öğretmeni ile ne kadar iyi bir aidiyet kurabilirse derse de o kadar çok ilgisi artacak ve doğru orantılı olarak dersteki başarı da yükselecektir.
• Her şeyin ötesinde her çocuğun yani her öğrencinin tek, özel ve farklı olduğu unutulmamalıdır. Herkes aynı dersten ya da her dersten başarılı olamayabilir.

Karne hediyesi mi ödülü mü veriliyor?

Karne Notları Nasıl İncelenmeli?

• Başarılı olan dersler için çocuklar taktir edilmelidir. Bunun yanındaki başarısız olarak görülen derslerin neden başarısız olduğu yani sebepleri incelenmelidir. Mesela öğretmen ile öğrenci arasındaki bağa bakılmalıdır.
• Başarısız dersler sebebi ile kesinlikle aşağılama, cezalandırma, mahrum bırakma gibi yöntemlere başvurulmamalıdır. Sebepler incelenmeli ve çocuklar ile karşılıklı olarak konuşularak anlaşılmalıdır.
• Yaz tatil sürecinin bir dinlenme süreci olduğu unutulmamalı ve bu karneler sebebi ile ne ödül ne de ceza olarak aşırıya kaçan eylemlerde bulunulmamalıdır. Örneğin; iyi karne için tüm yaz boyunca çocukları teknoloji karşısında serbest bırakmak uygun değildir, kötü karne için de çocukları mahrum etmek uygun değildir.
• Karnedeki iyi derslere odaklanılmalı ve ilgi alanları ortaya çıkarılmalıdır. Geleceğe dair çocukların kendine göre ilgi alanların uygun meslek seçebilmelerine destek olunmalıdır.

Yaz tatilinin bir dinlenme aralığı olduğu unutulmamalıdır

Karne hediyesi mi ödülü mü veriliyor?

Yaz tatili geldiğinde çocukların en çok beklediği ve yapmak istediği planlardan biri aile ile eğlenceli bir tatil geçirmektir. Bunun aksine ebeveynlerin düşüncesi ile daha çok kurs, aktivite, ders planı çıkarmak olur. Halbuki bu çok yanlış bir uygulamadır. Her şey kararında güzeldir ve fazla planlı yaşamak gelişim açısından tehlikeli olabilir. Tatil sürecinde her şeyden belli oranlarda alınmalıdır. Çocuk ile karşılıklı olarak konuşmalı ve onun istekleri doğrultusunda bir çizgi çekilmelidir.

Ailecek geçirilecek olan zamanın çocukların hem psikolojik hem de fizyolojik gelişimleri için önemli olduğunu bir kere daha hatırlatalım ve karne hediyesi sunulmak istendiği zamanlarda maddiyata değil maneviyata önem verilmelidir.

İyi karne kötü karne yoktur!

Karnelere iyilik ya da kötülük etiketi koymak, çocukların kimliklerine de aynı etiketi yapıştırmak anlamına gelir. Mühim olan karnedeki notların yüksekliği ya da düşüşlüğü değildir. Önemli olan çocukların o eğitim yılında bilgileri ne kadar edinerek öğrendiğidir. Buradan yola çıkarak bir karnenin sorumluluğunun sadece çocuğa ait olmadığını hatırlayabiliriz.


Bir karne 3 kişiye aittir. Anne – baba, öğretmen ve öğrenci. Bunların yanında ek olarak eğitim sistemi, kaynaklar, imkanlar ve hatta çevre de karnelerin şekillenmesinde etkilidir. Bunun için iyi karne ya da kötü karne yoktur, edinilememiş bilgi bütünlüğü vardır. Sonuçtan öte bu notların oluşmasındaki sebeplere odaklanmak gerekir.

Karne hediyesi mi ödülü mü veriliyor?

Tatilin tadını çıkarın

Karneyi incelenmeden ve çocuklara karşı ödül ya da ceza sistemine başvurmadan önce çocuklara en içten duygularınız ile kocaman sarılın ve bu yaz aranızdaki bağları daha da kuvvetlendirin. Eğer bir karne hediyesi vermek istiyorsanız onlara bu yaz daha çok zaman ayırın. Sevin, aşağılamayın. Kucaklayın, kendinizden uzaklaştırmayın. İyi karne ya da kötü karne olsun, onların kendileri olduğu için değerli olduklarını unutmayın. Onlara zarar vermek istemiyorsanız karneleri için ne ceza ne de ödül verin. Onlara en samimi hediye olarak kendinizi verin.

Herkesin farklı yeteneklerinin olduğunu unutmadan, matematik ya da türkçe düşük diye başarısız ve aşağılayıcı etiketler ile onları yargılamayın. Çünkü herkesin doktor mühendis olmayacağını ve kendine özel ilgileri olduğunu unutmayın. Matematiği düşük olabilir, sanata ilgisi vardır. Türkçesi düşük olabilir, spora ilgisi vardır. Neredeyse her dersi düşük olan çocuklarda ise merak dürtüsünün yok edildiğini ve tekrardan öğrenme hevesinin ortaya çıkarılması gerektiğini unutmayalım. Artık karne ödülü değil, karne hediyesi olarak çocuklarınız ile bu yaz bol bol zaman geçirme zamanı gelmedi mi?


Karne hediyesi seçerken nelere dikkat edilmeli?

PAYLAŞ
Önceki yazıAsıl mesaj ne? İletişimde yapılan hatalar neler?
Sonraki yazıBaşbakan Yıldırım’ın yazım kuralları ile imtihanı
Çocuk Gelişim Uzmanı Betül Rumeysa Demirörs, 26 Aralık 1994 tarihinde İstanbul Fatih’te dünyaya geldi. İlkokul sıralarından başarılı bir öğrencilik dönemi geçiren Rumeysa, lise zamanında İngilizce dersine olan ilgisi ve sevgisinden dolayı yabancı dil bölümünde okumaya karar verdi ve 3 yıl yoğun bir dil eğitimi aldı. Bu eğitim yıllarında kompozisyon ve münazara yarışmalarına katılarak önemli başarılara imza attı ve o yıllarda içindeki yazarlık sevgisini yakaladı. Üniversite sıralarında ilk olarak İngilizce Öğretmenliği bölümüne başlangıç yaparak pedagoji, eğitim ve kişisel gelişim merakını keşfetti. Bunun yanında pedagoji üzerine merakını bu alanda bir uzman olarak insanlığa fayda sağlamak amacıyla kullanmaya karar verdi. Çift Anadal Programı ile bir taraftan da ek olarak Çocuk Gelişimi ve Eğitimi bölümünü başarı ile tamamladı. Bu zaman zarfı içinde sürekli olarak kitap okuma hevesine devam etti ve kitaplığını her geçen gün zenginleştirmeyi aklına koydu. En çok okumaktan zevk aldığı kitap ve yazı türlerini ise eğitim, pedagoji, kişisel gelişim, psikoloji olarak belirtiyor. Bunun yanında eğitim hayatına devam ederken çalışma hayatına da başlangıç yaparak öğretmenliğe başladı. İçindeki yazarlık aşkını daha fazla bastıramadan en son atılımını ise makale yazarlığı serüveni ile devam ettirdi. Bir firmaya bağlı olarak makale yazarlığı yapmaya başladı. Sürekli olarak yazmak, insanlara faydalı olabilmek, denemeleri ile gündemi herkese tekrar hatırlatmak en büyük hobisi. Gelecek yıllardaki hedefleri arasında bir de yazar olmak var. Halen hem çalışma hem de okuma hayatını devam ettiriyor. Şu an eğitim olarak yüksek lisans eğitimini sürdürmektedir. Eğitim ve kişisel gelişim konusunda sınırların olmadığını belirten Rumeysa Demirörs, imkansız diye bir şey olmadığını savunuyor.