Sağlık sektörü: Hastalar müşteriye, hastaneler ticarethaneye dönüştü!

Bu ülkede sağlık sektörü öyle bir hale geldi ki, bazı hastaneler ticarethane; bazı hastane sahipleri / doktorlar tüccar; bazı hastalar da hasta değil, “müşteri” haline dönüştü!

Sağlık sektörü: Hastalar müşteriye, hastaneler ticarethaneye dönüştü!

Türkiye’de sağlık sektörü: Hastalar müşteriye, hastaneler ticarethaneye dönüştü

Olay Tekirdağ‘da yaşanıyor…

Hastanın karaciğerinde üçüncü evrede olan bir kitle tespit ediliyor. Tekirdağ Namık Kemal Üniversitesi‘ne gidiliyor. Üniversite, bu hastalıkla ilgili altyapı yetersizliğinden dolayı hastayı, Cerrahpaşa veya Çapa Tıp Fakültesi‘ne gitmesi gerektiği yönünde bilgilendiriyor. Cerrahpaşa’dan bir doktorla görüşülüyor. Doktor, ameliyat ağır bir ameliyat olacak ve riskli bir ameliyat diyerek (iddiaya göre) 70 bin lira para talebinde bulunuyor. Hasta yakınları tarafından bu para çok bulunarak doktorun odasından çıkıyorlar. Birkaç saniye sonra hocanın asistanı, hasta yakınlarının yanına gelerek (buraya dikkat) “eğer ameliyatı yaptırma konusunda kararlı iseniz maddi konuda ‘bir şeyler’ yapılabilir” deniyor.


Hasta ve yakınları kısa bir araştırma sonrasında Tekirdağ’da özel bir hastanede doktor buluyorlar. Doktor, çok büyük oranda risk arz eden böyle önemli bir ameliyatı başarılı bir şekilde çözüme kavuşturuyor. Hasta yakınları da kendisine teşekkür ediyor…

Buraya kadar sorun yok. Hastanede görev yapan bir doktor araya sokularak hastane yönetimi ile ameliyat için 6 bin liraya anlaşmaya varılmıştır. Ameliyata göre hastanın, safra kesesi de alınabilirdi. Bunun için de artı olarak bin lira daha alınacak ve eğer ameliyat sonrasında safra kesesi alınmaz ise o, bin lira hasta yakınlarına iade edilecekti.

Toplamda 7 bin liraya anlaşılmıştır. Sonrasında ise, ameliyat başarılı sonuçlanır ve doktor safra kesesini almaz. Daha sonra ise bu, bin lira çeşitli gerekçelerle hasta yakınlarına geri iade edilmez! Bunun için hastane yönetimine ulaşmak isteyen hasta yakınlarının yaşadığı bu soruna benzer ve yine aynı bu hastanede ameliyat olmuş başka bir hastayla da karşılaşılır…

Burada iki önemli konu var:

Birincisi, Cerrahpaşa’daki doktorun 70 bin lira istemesi ve eğer ameliyat konusunda kararlı iseler asistanını göndererek “bir şeyler” yapılabileceğini söylemesi. İkincisi ise, özel hastanede iade edilmeyen bin lira…


Madem fiyat konusunda “bir şeyler” yapılabilecek neden en başta yapılmıyor da daha sonrasında böyle bir şey isteniyor. Yani ‘ne koparırsak kar’ mıdır diye düşünülüyor?!

70 bin liraya yapılacak bir ameliyat sadece 6 bin liraya yapılıyor ise yani %10‘u fiyatına yapılıyor ise bu ülkenin sağlık sektörünün sorgulanması gerekmiyor mu?

İkinci durumda ise ortaya çıkan bir “güven” sorunu… Hastanelerde o zaman pek tabi şöyle yapılabilir: Alırım önceden peşin peşin ücreti, duruma göre de bu ücret geri iade edilir veya edilmez!

Biz biliyoruz ki, bazı özel hastanelerde hiç gereği yokken tetkikler yapılıyor ve “müşteriler”den böylece paralar koparılıyor! Devlet hastaneleri bu özel hastanelerden aşağı mı kalır? Devlet hastanelerinde de (bazı) doktorlarımızın bıçak parası adı altında para alması veyahut bir zamanlar devlet hastanelerindeki yine bazı doktorlarımızdan o duyduğumuz bilindik cümle “Senin, benim özel muayenehaneme gelmen gerekiyor”

Soruyorum, hastaneler ticarethane midir; doktorlar tüccar mıdır ve hastalar da müşteri midir?

Bu arada sorun sadece doktor veya hastane sorunu değil! Sorun aynı zamanda “devlet” sorunu da! Eğer siz, devlet olarak şehir hastanelerinde %70 doluluk oranı ararsanız bu ülkede hastalık, sağlık sorunu olmaktan çıkar ve kapitalist sistemin “para sorunu” haline dönüşür!


Büyüklerimizin dediği gibi, “Allah hastanelere düşürmesin!”…

AKP iktidarında doktorluk


Erdal Kişioğlu
Kişioğlu, zıt düşüncelere sahip kişilerle tartışmayı seven ve her olaya bilimsel olarak yaklaşıp, olaylara septik yaklaşmaktan kaçınmayan biridir. Olayları derinlemesine incelemeyi ve yanlışın ortaya çıkarılıp doğruya nasıl ulaşılacağı konusunda fikir üretilip bunun üzerinden felsefe yapılmasını arzulayan biridir. Etik, ahlaki ve hukuki sınırları aşmadan herkesin, her ortamda eleştirilmesi taraftarıdır. Dogmatik düşüncelerden uzak; sormayı, sorgulamayı kendisine görev edinmiş ve bunun çabası içerisindedir… Her türlü bilgi alışverişine açık; farklı görüşlerin çarpıştıkça büyüyebileceğine ve kolektif düşünsel ürünlerin ikamesinin de olabileceğine inanmakta; halk için, halk yararına olan her şeyin de yanındadır…