Ana Sayfa Sektör Emlak Türkiye’deki toprakların çok büyük kısmı deprem kuşağında!

Türkiye’deki toprakların çok büyük kısmı deprem kuşağında!

Türkiye Müteahhitler Birliği yaptığı açıklamada, Türkiye topraklarının çok büyük kısmının deprem riski altında olduğu hatırlatılarak, deprem odaklı kentsel dönüşümün vazgeçilmez bir zorunluluk olduğu kaydedildi.

Kapadokya vadileri üzerinde sıcak hava balonları

Türkiye Müteahhitler Birliği’nin (TMB), yaptığı açıklamada, “Deprem riskinin çok yüksek olduğu ülkemiz açısından bütünsel bazda sürdürülebilirlik hedefiyle bilimsel olarak planlanarak uygulanacak kentsel dönüşüm hayati önem taşımaktadır. İmar mevzuatı yeniden ele alınmalı, dikey yapılaşma tercihleri tarihi ve çevresel doku gözetilerek değerlendirilmelidir” denildi.

Depremde hayatını kaybeden vatandaşları saygı ve rahmetle anarak başlayan açıklamada, “Türkiye Müteahhitler Birliği Yönetim Kurulu olarak, böyle bir acının ülkemizde ve dünyada bir daha yaşanmamasını diliyor; deprem felaketlerinde kaybettiğimiz binlerce vatandaşımızın acılarını yüreklerimizde taşımayı sürdürüyoruz.

Deprem konusunda çok daha hassas bir sürece giriyor; akılcı bir ilgi, toplumsal farkındalık ve eğitimler ile uygulamada sabırlı bir sürekliliğin sağlanmasına ihtiyaç duyuyoruz” ifadesi yer aldı.

Açıklamada şu noktalara yer verildi:

İklime bağlı afetler artıyor:

Küresel ısınmanın en önemli sonuçlarından biri dünya genelinde iklime bağlı doğal afetlerin sayı ve ölçeğinde meydana gelen artıştır. Dünyada 31 çeşit doğal afetin 28’inin meteorolojik afetlerden oluştuğu gözlenmektedir. Türkiye için ise başlıca afetler deprem, kuraklık, sel, taşkın, heyelan ve yangın olarak sıralanmaktadır.

Toplumsal belleğimize acılar yükledi: 

Topraklarımızın çok büyük kısmının deprem kuşağında bulunduğu dikkate alındığında; deprem, toplumsal belleğimizi büyük kayıplar ve derin acılarla yüklemiş bir numaralı doğal afettir. Sadece düne ait bir deneyim değil, aynı zamanda içinde bulunduğumuz andan yarınlarımıza uzanan çok ciddi bir tehdittir. Afetlerin ardından yapılan sorgulamalar ve çözüm arayışları, ne yazık ki bir süre sonra giderek hafiflemekte ve yerini bir sonraki depreme kadar süren bir rehavete bırakmaktadır.

Önemli adımlar atılıyor: 

Ülkemizde deprem riski ile mücadele konusunda önemli adımlar da atılmaktadır. Son olarak ülkemizin deprem haritası, 22 yıl sonra geçtiğimiz aylarda yenilenmiş; Yeni Deprem Bina Yönetmeliği 2018 yılı Mart ayı içerisinde yürürlüğe girmiştir. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından hazırlıkları yapılan Deprem Yasası Tasarısının ivedilikle hayata geçirilmesi beklenmektedir.

Stratejik afet planı hazırlanmalı: 

Türkiye depremin yanı sıra, iklim değişikliğinin etkisiyle diğer doğal afetlerde de ciddi hasarlar almaktadır. Bu çerçevede bir stratejik afet planı hazırlanması büyük önem taşımaktadır. Son olarak Ordu’da yaşanan sel felaketinden sonra hükümetin doğal afetler için genel bir eylem planı hazırlanacağına ilişkin açıklamasını son derece gerekli ve doğru bulmaktayız.

Afetler bakış açısıyla planlama:

İçinde bulunduğumuz çağda, yaşadığımız mekanların bilim ve tekniğe uygun olarak inşa edilmiş olması lüks değil mecburiyettir. Afetler bakış açısıyla bu çerçevede gerekli planlamaların yapılması ve tedbirlerin alınması gerekmektedir. Bu önlemlerin teknik çatısı ilgili devlet kurumlar ile araştırma ve planlama konusundaki deneyimli uzmanların ortaklaşa gayretiyle oluşturulabilir.

İmar mevzuatı yeniden ele alınmalı, dikey yapılaşma tercihleri tarihi ve çevresel doku gözetilerek değerlendirilmeli, imar değişikliği uygulamaları kamu vicdanını zedeleyen, kişilere özel değerlendirmelerden arındırılmalıdır.

Kentsel dönüşüm hayati önemde: 

Şehirleşme oranının giderek arttığı ve depremlerin riskinin yüksek olduğu ülkemiz açısından kentsel dönüşüm hayati önem taşımaktadır. Kentsel dönüşüm, “yaşanabilir şehirler” hedefiyle, sürdürülebilir biçimde bilimsel olarak uygulanmalıdır.

Bina bazlı ve rant odaklı ele alınmamalı; kentsel altyapı, yeşil alan ihtiyacı ile başta mülkiyet hakkı olmak üzere sosyo-kültürel doku ve bölge sakinlerinin tüm hakları gözetilerek planlanmalı ve hayata geçirilmelidir. Gündemdeki İmar Barışı sürecinde fen kurallarına ve teknik standartlara aykırı yapılar için ayrı bir çalışma yürütülmeli ve öncelikle teknik şartlara uygun hale getirilmesi sağlanmalıdır.

Etkin denetim mekanizması oluşturulmalı:

Yap-Sat sektörü mevcut denetimsiz işleyişinden kurtarılmalıdır. Sektörün tanımı yapılmalı, yetki ve sorumlulukları belirlenmelidir. Ayıplı iş yapan firmaların sektörden ayıklanmasına olanak sağlayan yasal zemin hazırlanmalıdır. İnşaat sektöründe topluma ve çevreye duyarlı, şeffaf, hesap verebilir ve sürdürülebilir bir yatırım ortamının oluşması en önemli hedef olmalıdır.

İstanbul’da olası bir depremde hasar tahmini 150 milyar dolar!

Editor
İndigo Dergisi Editör – Haber Merkezi, 2005 yılından bu yana yayında olan bağımsız dijital medya kuruluşu İndigo Dergisi'nin (indigodergisi.com) haber ve güncel içerik ekibidir. İstanbul merkezli ekip, gündem, ekonomi, sağlık, bilim, teknoloji ve yaşam alanlarında araştırmaya dayalı haberler, açıklayıcı içerikler ve rehberler hazırlar. "Editör" imzasıyla bugüne kadar 26.500’ü aşkın içerik yayımlanmıştır. "Editör" imzası tek bir kişiyi değil, İndigo Dergisi Yazı İşleri bünyesinde çalışan editör ekibini temsil eder. Bu imzayla yayımlanan her içerik araştırma, yazım, doğrulama ve editoryal kontrol aşamalarından geçer ve ortak bir ekip çalışmasının ürünüdür. Ekip, Yönetici Editör ve yayın yönetimi altında çalışır. Editör – Haber Merkezi, okurun kararlarını doğrudan etkileyebilecek sağlık, beslenme ve finans konularında ek özen gösterir. Bu alanlardaki içerikler güncel bilimsel verilere ve resmi kaynaklara dayanır. İndigo Dergisi hiçbir siyasi parti, ideoloji, dini oluşum ya da çıkar grubuyla bağlantılı değildir. Editör Masası, Basın Konseyi'nin Basın Meslek İlkeleri'ne uymayı taahhüt eder. Türkiye Gazeteciler Cemiyeti'nin Türkiye Gazetecileri Hak ve Sorumluluk Bildirgesi'ni ve İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi'ni benimser. Irk, renk, cinsiyet, dil, din, siyasi görüş, köken ya da ekonomik durum gözetmeksizin herkesin eşitliğini esas alır. Ayrımcı ve yanıltıcı içeriğe yer vermez. Köşe yazılarındaki görüşler yazarlarına aittir; Editör Masası habere ve bilgiye dayalı içeriklerden sorumludur.