Ana Sayfa Ekonomi Biyolojik iflas: Çalışan sağlığı şirketleri nasıl etkiliyor?

Biyolojik iflas: Çalışan sağlığı şirketleri nasıl etkiliyor?

Biyolojik iflas, kurumsal dünyada son dönemde daha sık konuşulan bir kavram: Yüksek performans kültürü içinde çalışanların fiziksel ve zihinsel rezervlerini fark etmeden tüketmesi. Ekonomik belirsizlik ve verimlilik baskısı altında şirketler finansal tablolarını yakından izlerken, tükenmişlik, odak kaybı, kronik yorgunluk ve karar kalitesindeki düşüş kârlılığı sessizce etkileyebiliyor.

Çalışanlarda biyolojik iflas ve tükenmişlik

Performans kaybının nedeni her zaman motivasyon değil

Kurumsal Esenlik ve Bütünsel Sağlık Yönetimi Danışmanı, Elkin Consultancy CEO’su Elif Elkin’e göre iş hayatında düşük performans ya da motivasyon eksikliği olarak yorumlanan pek çok tablonun altında biyolojik nedenler olabiliyor: “Sürekli yorgun uyanmak, odaklanamamak, yaygın kas ağrıları yaşamak ya da kronik stres altında çalışmak normalleşmiş durumda. Oysa bu belirtilerin arkasında demir, B12 veya D vitamini eksiklikleri, tiroit fonksiyon bozuklukları, hormonal dengesizlikler ya da kronik inflamasyon gibi biyolojik faktörler yer alabiliyor.”

Bu tür belirtiler uzun sürdüğünde nedenin bir hekim tarafından araştırılması önem taşıyor. Yorgunluğu tükenmişlikten ayırt etmek için yorgunluk mu, tükenmişlik mi yazımıza da göz atabilirsiniz.

Biyolojik iflasın şirketlere maliyeti

Çalışan sağlığının iş dünyasına etkisi rakamlara da yansıyor. Dünya Sağlık Örgütü’ne göre küresel ölçekte her yıl yaklaşık 12 milyar iş günü depresyon ve kaygı nedeniyle kaybediliyor; bunun verimlilik kaybı olarak yıllık maliyeti 1 trilyon doları buluyor. Buna rağmen birçok kurum çalışan sağlığını hâlâ bir maliyet kalemi olarak görüyor.

Finansal sürdürülebilirlik kadar biyolojik sürdürülebilirlik

Elkin’e göre günümüz liderlerinin yalnızca finansal değil, biyolojik sürdürülebilirliği de yönetmesi gerekiyor: “Şirketlerin finansal tablolarındaki en küçük sapmaları aylar öncesinden analiz edebilen yöneticiler, konu kendi sağlıklarına geldiğinde aynı proaktif yaklaşımı gösteremiyor. Oysa yüksek performansın sürdürülebilir olması için beden yönetimi de en az şirket yönetimi kadar stratejik bir konu. Sağlığınızın CEO koltuğu hiçbir zaman boş kalmaz. Siz yönetmezseniz, yönetimi hastalıklar devralır.”

Elkin, kurumların çalışanlarının yalnızca hasta olmamasını değil, iyi bir sağlık düzeyinde olmasını hedeflemesi gerektiğini düşünüyor. Ona göre laboratuvar sonuçlarının referans aralığında çıkması, kişinin kendini en iyi hissettiği düzeyde olduğu anlamına gelmeyebiliyor; bu değerlendirmenin hekimle birlikte yapılması gerekiyor. Kronik yorgunlukla baş etmek için kronik yorgunluktan kurtulmanın 8 püf noktası yazımızı da okuyabilirsiniz.

Sağlıklı insan sermayesi rekabet avantajı

Sağlıklı Podcast serisinin yapımcısı ve “Kendi Sağlığının CEO’su Ol” kitabının yazarı Elkin, çalışan sağlığını destekleyen kurumların yalnızca daha mutlu ekipler kurmadığını söylüyor: “Bu kurumlar aynı zamanda verimlilik, inovasyon kapasitesi, çalışan bağlılığı ve işveren markası açısından da önemli rekabet avantajı elde ediyor. Geleceğin en başarılı şirketleri, yalnızca finansal bilançolarını değil, insan sermayesinin biyolojik sürdürülebilirliğini de yöneten kurumlar olacak.”

Biyolojik iflas hakkında sık sorulan sorular

Biyolojik iflas ne demek?

Yüksek performans baskısı altında çalışanların fiziksel ve zihinsel rezervlerini fark etmeden tüketmesini anlatan bir kavram; tükenmişlik, kronik yorgunluk ve odak kaybıyla kendini gösteriyor.

Sürekli yorgunluk hangi eksikliklerin işareti olabilir?

Elif Elkin’e göre demir, B12 ya da D vitamini eksikliği, tiroit sorunları ve hormonal dengesizlikler gibi nedenler rol oynayabiliyor; uzun süren yorgunlukta hekime başvurmak gerekiyor.

Çalışan sağlığı şirketleri nasıl etkiler?

DSÖ verilerine göre depresyon ve kaygı yılda yaklaşık 12 milyar iş günü kaybına ve 1 trilyon dolarlık verimlilik kaybına yol açıyor.

Kaynaklar

Beyaz yakalının gizli pandemisi: Tükenmişlik sendromu

Editor
İndigo Dergisi Editör – Haber Merkezi, 2005 yılından bu yana yayında olan bağımsız dijital medya kuruluşu İndigo Dergisi'nin (indigodergisi.com) haber ve güncel içerik ekibidir. İstanbul merkezli ekip, gündem, ekonomi, sağlık, bilim, teknoloji ve yaşam alanlarında araştırmaya dayalı haberler, açıklayıcı içerikler ve rehberler hazırlar. "Editör" imzasıyla bugüne kadar 26.500’ü aşkın içerik yayımlanmıştır. "Editör" imzası tek bir kişiyi değil, İndigo Dergisi Yazı İşleri bünyesinde çalışan editör ekibini temsil eder. Bu imzayla yayımlanan her içerik araştırma, yazım, doğrulama ve editoryal kontrol aşamalarından geçer ve ortak bir ekip çalışmasının ürünüdür. Ekip, Yönetici Editör ve yayın yönetimi altında çalışır. Editör – Haber Merkezi, okurun kararlarını doğrudan etkileyebilecek sağlık, beslenme ve finans konularında ek özen gösterir. Bu alanlardaki içerikler güncel bilimsel verilere ve resmi kaynaklara dayanır. İndigo Dergisi hiçbir siyasi parti, ideoloji, dini oluşum ya da çıkar grubuyla bağlantılı değildir. Editör Masası, Basın Konseyi'nin Basın Meslek İlkeleri'ne uymayı taahhüt eder. Türkiye Gazeteciler Cemiyeti'nin Türkiye Gazetecileri Hak ve Sorumluluk Bildirgesi'ni ve İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi'ni benimser. Irk, renk, cinsiyet, dil, din, siyasi görüş, köken ya da ekonomik durum gözetmeksizin herkesin eşitliğini esas alır. Ayrımcı ve yanıltıcı içeriğe yer vermez. Köşe yazılarındaki görüşler yazarlarına aittir; Editör Masası habere ve bilgiye dayalı içeriklerden sorumludur.