2019 yılına damga vuracak teknolojiler

ABD merkezli teknoloji danışmanlık şirketi Lux Research, 2019 yılına damga vurması beklenen teknolojiler listesini açıkladı.

2019 yılına damga vuracak teknolojiler

Uzay teknolojilerinden sağlığa, arttırılmış gerçeklikten gıda teknolojilerine; dünyayı dönüştürme potansiyeline sahip teknolojileri açıklayan firmanın araştırmasının tepesinde yapay zeka yer alıyor.

Lux Research, 2019 teknolojik gelişmeler raporunda bu alanlarda faaliyet gösteren teknoloji devlerini de masaya yatırdı.

Samsung ve IBM listedeki iki şirket

2019’a damgasını vurması beklenen 19 teknoloji alanının 19’unda da faaliyet gösteren iki firmanın IBM ve Samsung olduğu ortaya çıktı.

Raporda; Google, Siemens, Qualcomm ve Intel odak liderleri; yani diğer firmalar kadar çok alanda etkinliğe sahip olmayan ancak doğru inovasyonlara odaklanma konusunda güçlü bir vizyona sahip firmalar, olarak değerlendirildi.

Yüksek aktiviteye sahip olan Toyota, Panasonic, LG Electronics ve Huawei gibi muhafazakar devler, yenilikçiliği sadece ana sektörlerine odakladıkları için düşük vizyon puanıyla değerlendirildiler.

2019 yılına damga vuracak teknolojiler:

1- Yapay zeka ve makine öğrenimi

Son bir yıl içinde 10 bin zeka patenti başvurusu yapıldı. 2019 yılında dünya çapında hükümetler ve tüketici pazarları da dahil olmak üzere birçok işletmede tahmine dayalı analiz, makine öğrenimi ve doğal dil işleme gibi teknolojilerin benzersiz bir karışımını olan yapay zeka çözümleri devreye sokulacak.

Yapay zeka, kullanıcılarından gelen geri bildirimlerden sürekli olarak öğrenen teknolojiler ve bu teknolojilerin sunacağı hizmetler sayesinde pazarlamayı büyük ölçüde değiştirecek ve gündelik hayatlarımıza daha fazla nüfuz edecek.

2- Giyilebilir teknolojiler

2019 yılında giyilebilir teknolojiler sayesinde giydiğimiz giysiler, aksesuarlar üzerlerindeki sensörler ve internet bağlantıları sayesinde sürekli internete bağlı kalmamızı sağlayacak. Bu ürünler geliştirilirken, özellikle cihazlara kolay enerji sağlanması, rahatlıkları ve fazlalık yaratmadan taşınabilmeleri konularına odaklanılıyor.

Giyilebilir teknoloji sektörüne son 5 yılda toplam 2 milyar dolar aktarıldı. Akıllı saatler, akıllı yüzükler, akıllı gözlükler, fitness bileklikleri, cihazlarınızı şarj edebilen sırt çantaları, dokusunda elektronik parçalar içeren giysiler raflarda yerini almaya başladı.

3- Üç boyutlu yazıcılar

Günümüzde 3D yazıcılar ile adı geçen işlem basamaklarını uygulamadan çok hızlı bir şekilde ve uygun maliyetlerle bu işler gerçekleştirmek mümkün. Sektörde patent alımları 2014 yılından bu yana yüzde 60 arttı.

3DP (3D Printers / Üç boyutlu yazıcılar), doğası gereği ile tasarruflu bir üretim yöntemidir. 3DP, üretim için yalnızca gereken miktarda hammadde girişi sağlayarak; hammadde masraflarını düşürmekte ve üretim sonucu doğan atık madde birikimine de engel olmaktadır.

Geleneksel yöntemlere kıyaslandığında, 3DP kullanımının eskiye kıyasla sadece %5 ile %10 oranları arasında değişen atık madde üretimine sebebiyet verdiği gözlemlenmektedir. 3DP için gereken materyal özellikleri hesaba katılınca, atık maddenin büyük çoğunluğu üretimde tekrar kullanılabilecek seviyede ve geri dönüştürülebilirdir. Detaylı bilgi

4- Gen mühendisliği

Son 5 yıl içinde genomlar üzerinde çalışmalar 7 kat arttı. Genetik gelecek vadeden bir alan olarak ilgi odağı olmayı sürdürüyor. Gen mühendisliği sayesinde bugün belki tedavisi mümkün görünmeyen birçok hastalığın tedavisi geliştirilecek.

Biyomedikal cihazlarda yaşanan gelişmeler sayesinde; büyük laboratuvarlara gerek duyulmadan, kişisel çantalarda veya kol saatinde büyük bir laboratuvar taşıyabileceğiz.

Antibiyotik direncine çözüm getirmeye çalışan gen mühendisliği; ilaçları da biyoteknolojik hale getirmeyi hedefliyor. Mavi biyoteknoloji alanında; hızla büyüyen, hastalıklara dayanıklı, kaliteli eti olan balıklar ve deniz ürünleri üretilebildiğine işaret eden Prof. Dr. Fikrettin Şahin; “Denizlerde ve aynı zamanda derin su kaynaklarında bulunan yeni canlılar, yeni mikroorganizmalardan, alternatif yeni antibiyotik geliştirilmesi ile ilgili çalışmalar yapılıyor. Antibiyotik direncinden dolayı varolan antibiyotikler kullanılamaz olursa, elde edilen bu yeni nesil antibiyotikler gelecekte insanoğlunun hayatına girebilir.” diyor.

5- Artırılmış gerçeklik (AR) ve sanal gerçeklik (VR)

Artırılmış gerçeklik, nam-ı diğer AR (augmented reality) ile bir çoğumuz 2017 yılında tanıştık. Araştırmalara göre, dünya çapında yapılan AR harcamaları 2017’de 11 milyar Dolar olarak gerçekleşti. 2021’de ise 20 kat artarak 215 milyar Dolar’ı bulması bekleniyor. Bu alandaki yatırımlara her yıl 2 milyar dolar aktarıyor.

Artırılmış gerçeklik, gerçek dünyadaki çevrenin ve içindekilerin, bilgisayar tarafından üretilen; ses, görüntü, grafik ve GPS verileriyle zenginleştirilerek meydana getirilen canlı veya dolaylı fiziksel görünümüdür. Cihazların cisim tanıma özelliği kullanılarak, sanal nesnelerin gerçek görüntülerin üzerine bindirilmesi olarak da tanımlanabilir.

6- Hızlı akü şarj teknolojisi

Listedeki yer alan birçok ‘temiz’ enerji teknolojisinden biri olan hızlı akü şarj teknolojisi, elektrikli araç pazarının büyümesinde kilit bir faktör olarak kabul ediliyor.

7- Mikrobiyom

Bakterileri bugüne dek “kötü” olarak tanıdıysanız bilgilerinizi güncelleyin: Vücudumuzda yaşayan milyarlarca bakteri var ve bunların birçoğu bizi “biz” yapacak kadar önemli. Verdiğimiz kararları, stres, kaygı bozukluğu, depresyon ve iştah gibi durumları yönetenin beyin olduğunu biliyoruz. Ancak bunları belirleyen gizlenmiş bir yöneticimiz daha var: Bağırsaklarda bulunan bakteriler! Mikrobiyom.

Ortalama 100 trilyon kadar bakteriyi vücudumuzda misafir ediyoruz. Bu mikroskobik canlılara Mikrobiyota deniyor. Ağırlıkları da 2-3 kilo civarında. Sayıları, bir insan vücudundaki hücre sayısından 10 kat fazla! Söz konusu mikrobiyotanın sahip olduğu genetik malzemeye ise mikrobiyom deniyor ve bu iki kavram genellikle birbiriyle ya karıştırılıyor ya da birbirinin yerine kullanılıyor.

Mikrobiyomda, mikrobiyotadaki bakterilerin sahip olduğu genler sebebiyle, ortalama bir insan vücudundaki genlerin 150 kat fazlası bulunuyor. Bu bakteriyel ve genetik çeşitlilik de bilim insanlarını mikrobiyomun sahip olduğu genetik bilgiyi çözmeye yönlendiriyor. Öyle ki, Mikrobiyom’a artık “organ” gözüyle bakılıyor. Kök hücre teknolojileri ve doku mühendisliği gibi alanlarda bilim insanlarının hedeflerine ulaşmaları halinde; pek çok hastalığın ortadan kalkacak. Ki buna diyabet ve obezite de dâhil!

8- IoT Güvenliği

Nesnelerin interneti, 2020 yılında internete bağlı cihazların sayısının 13 milyardan, 50 milyara çıkması manasına geliyor. Dolayısıyla sektörde de dev bir büyümeye işaret ediyor. Bilişim teknolojileri araştırma ve danışma şirketi olan Gartner’a göre, 2020 yılında IoT’den elde edilecek kar miktarı 300 milyar doların üzerinde olacak. Bu miktarın sadece buz dağının görünen yüzü olduğu da ifade ediliyor.

Akıllı Evlerin, akıllı arabaların, akıllı şehirlerin, akıllı cihazların, hatta giyilebilir teknoloji ile insanların, internete sürekli olarak bağlı olması planlanıyor. Telefondan, çamaşır/bulaşık makinesine, kahve makinesine, aklınıza gelen her türlü cihazın internete bağlandığı bir ortam

Böyle bir ortamda büyük ve küçük firmalar IoT devriminin sağladığı iş olanaklarından faydalanırken, ne yazık ki bilişim suçluları da aynısını yapıyor. IoT güvenliği de burada devreye giriyor. Nesnelerin interneti ile ilgili standartlar hala tartışılıyor, cihazların sevkiyatı hızlı ve yeterli güvenlik önlemleri olmadan yapılıyor ve dahası birçok BT departmanı potansiyel güvenlik açıklarının farkında değiller. Bu nedenle, işletmeler IoT güvenliği meselesiyle doğrudan karşı karşıya ve proaktif bir duruş sergilemekle yükümlüler.

9- Grafen ve 2D malzemeler:

Basılabilir elektronik mürekkepler, kompozit malzemeler, fosil yakıt hücrelerinde kullanılan elektrotlar, lityum-iyon piller ve süperkondansatörler gibi diğer teknolojilerin gelişmesini sağlayacak.

10- Drone teknolojileri:

Güvenlikten hava haritalamasına kadar çeşitli alanlarda artan bir rol oynayan dronların daha fütüristik uygulamaları arasında zirai hastalıkların tanımlanması, denizaltı boru hatlarının bakımı ve çevresel gözleme bulunuyor.

11- Solid-state piller / aküler:

Li-ion batarya teknolojisinin gelişimin artık doyma noktasına gelmesiyle pil üreticileri, farklı pil teknolojilerine yöneliyor. Cep telefonlarının ve elektrikli otomobillerinin en önemli sorunlarının başında yer alan pillerin kurtarıcısı olmaya aday olan Solid-state batarya teknolojisi geliştirmek için birçok firma yatırımlarını arttırıyor. Hızlı dolum özelliğine sahip bu pil teknolojisi, daha küçük alanda daha fazla enerji depolayabiliyor. Bu da kullandığımız teknolojilerin daha da küçüleceği ve hafifleyeceği anlamına geliyor.

Mevcut elektrikli otomobillerde kullanılan Li-ion bataryalar otomobilleri 500 kg kadar ağırlaştırıyor. Solid-state bataryalar ile bu ağırlığın yarı yarıya inmesini sağlayacağı tahmin ediliyor. Solid-state bataryalarının (katı hal pili) en önemli özeliklerinden biride güvenlik! Li-ion bataryalara oranla yanma ve patlama riski çok daha düşük, solid-state bataryalarının cep telefonlarında pil sorununa ve güvenlik endişelerine son verecek gibi görünüyor.

12- Hassas tıp:

Belirli problemleri hedef alan ve bireyler için kişiselleştirilmiş ilaçların gelişimi. Genetik mühendisliği ve biyoteknoloji ile ilintili alanlar.

13- 5G ağlar:

Şu an kullandığımız 4G LTE ağından çok daha hızlı hizmet vermesi beklenen 5G teknolojisini yakın zamanda her yerde görmeye başlayacağız. 2019 yılında 5G uygulamaları dünyanın bazı gelişmiş ülkelerinde yer bulacak. 2019 yılı sonunda ise 5G destekli cihazların tanıtılması bekleniyor. Ancak tüm temel şebekelerin 5G’ye yönelik servisleri ise 2021 yılında hayatımızda olacak.

14- Malzeme bilimi:

Malzeme bilimi, yeni materyallerin tasarımı ve keşfi ile ilgilenen bilimler arası alandır. Paradigmalarıyla malzemeleri incelemeyi içeren yeni bir bilim alanı olmasına rağmen, asıl fikir Aydınlanma Dönemindeki kimya, mineroloji ve mühendislik alanlarının ortaya çıkışına kadar uzanır. Malzeme bilimi fizik ve kimyayı birleştirir ve nanobilim ve nano teknoloji araştırmalarında ön planda yer alır. Son yıllarda malzeme bilimi belirli bir bilim ve mühendislik dalı olarak daha çok bilinmeye başladı.

Küçük ya da büyük olsa da geçmişe göre çok daha dayanıklı ve kullanışlı malzemeler her geçen gün yaşamımıza giriyor. Kısacası bugün “nano malzeme” hayatımızı kökten değiştiren uygulamalara imza atmaya başladı bile. Bkz. Nano teknoloji ve nano malzemeler 13 hayatımızı nasıl kökten uca değiştirecek?

15- Perovskit kullanılan güneş panelleri:

Güneş panellerini daha verimli hale getirme potansiyeline sahip olan perovskit teknolojisi, son yıllarda çok konuşulmasa da 2019 yılında bu alanda büyük gelişmeler bekleniyor.

16- Doğal dil işleme:

Bilgisayarların insan dilini anlamalarına, yorumlamalarına ve manipüle etmelerine yardımcı olan yapay zeka dalı. Örneğin, Siri, Alexa ve diğer sanal asistanlar kullanıcılarla etkileşim kurararak kullanımın kolaylaştırmasını sağlar.

17- Üretken tasarım:

Ürün tasarımındaki tüm olası seçenekleri göz önünde bulundurarak, “doğanın evrimsel tasarıma yaklaşımını taklit etmek” için yapay zeka kullanır.

18- Adrese teslim hizmetleri:

Eve teslim sektöründe hangi araçların daha uygun olduğu artışması hala açık (seçenekler arasında bisikletler, motorlu bisikletler, scooterlar var, tabii hepsi kesinlikle elektrikle çalışıyor).

19- Blockchain:

Bitcoin ile hayatımıza giren Blockchain adı son dönemde daha sık duyulmaya başlandı. Para transferini kolaylaştırdığı için yeniden rüzgarı arkasına alabilir. Blockchain’i kısaca şifrelenmiş işlem takibi sağlayan bir dağıtık veri tabanı olarak tanımlayabiliriz. Adından da anlaşılacağı gibi zincirleme bir modelle inşa edilen, takip edilebilen ama kırılamayan

Blockchain teknolojisi, bir merkeze bağlı olmaksızın işlem yapmaya izin veriyor. Böylece işlemler direkt olarak alıcı ile satıcı arasında ve güvenli bir şekilde gerçekleştirebiliyor. Tıpkı bir zamanlar Napster üzerinden kişiler arası müzik paylaşımının yapılması gibi.

Günümüzde finansal teknoloji girişimleri tarafından gelirleri tehdit altında olan geleneksel bankacılık sistemi ise Blockchain’den faydalanma yoluna girmiş durumda. 2022 itibarıyla bankaların Blockchain’i kullanması durumunda masraflarını 15-20 milyar dolar azaltabileceği öngörülüyor.

Emin Çapa: Bilimden teknolojiye geçiş daha yeni başlıyor